AHLAKTAN ÖNCE İMAN
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
İmansız ahlak olmaz. Son zamanlarda daha da yoğunlaşmak üzere, önce ahlak, önce ahlak adeta ahlakla imanı yarıştırırcasına hatta çatıştırırcasına böyle bir ikilemin içinde insanları bırakıyorlar. Yani önce ahlak, ahlaklı ol. Tabii o ahlaklı olmayı da kafasına göre şekillendirip dar bir şekilde yorumlayarak. Sonra işte imanlı olmasan da olur veya imanlılık daha sonraki mesele. Önce ahlakı hallet. Sanki o imandan bağımsızmış gibi.
Böyle modernist tayfanın veya ezik şahsiyetlerin kompleks içinde maalesef imanı dillendirmekten imtina eden, yüksünen veya içtinab eden, korkan, böyle bir cesaret gösteremeyen zavallı şahsiyetler bu tür kelimelerin arkasına sığınarak bazı imani hakikatleri, İslam'ı hakikatleri öteleyen veya olmasa da olur diyenler, birilerine yaranmak sadedinde böyle yaklaşımlar var. Bir defa biz de tam tersini söylüyoruz. İmansız ahlak olmaz diyoruz. Önce iman diyoruz.
Evet tabii ki imanla ahlakın örtüştüğü noktalar var, ayrı gibi duran noktalar var. Yani ortak kümeleri var. Bağımsız tarafları olmakla beraber bir defa bunları birbirinden ayırmak mümkün değil. Çünkü mesela Nebi aleyhisselam ne buyurur? İşte bir yoldan engel olan bir taşı almak bile imandan bir cüzdür. Ama onun en âlâ cüzü Lâ ilâhe illallah'tır. Yani buradan şunu anlıyoruz. İman çok cüzlü ve bunun en âlâsı Lâ ilâhe illallah yani kelime-i tevhid, tevhidsiz ahlak olmaz. Veya kelime-i şehadet. İman yani, imansız ahlak olmaz.
Ve iman, ahlakın en yüce seviyesidir. Yine bu bağlamda insan ve Müslüman ilişkisi kurarken de önce insan olacaksın demeye de getiriyorlar. Bu da bir benzer müşkil. Yani insanlık da aslında İslamlığın bir cüzü. En hafif cüzü hatta en alt seviyesi. Bu ilişkileri kurmak lazım.
Peki ahlakı Rabbimiz nasıl tanımlıyor? Asıl oraya bakalım. Daha 2. surede, Kalem suresinde sen yüce bir ahlak üzeresin buyuruyor Resulü Kibriya'ya. Peki yüce ahlak deyince o zaman demek ki, cüce ahlak da var. Yani ahlak da sınıf sınıf. Bir yüce ahlak var bir de cüce ahlak var. Yüce ahlakın Resulü Aleyhisselam'ın da ifade ettiği gibi Lâ ilâhe illallah olduğunu biliyoruz. Yani iman ahlakın yücelmiş boyutu, yüce boyutu, üst seviyesi. Ondan bağımsız değil. Ahlak da imandan bağımsız değil.
Bunları birbirinden koparamayız. Mesela o ayetin de devamında ne geçiyor? Sen fitnelenmiş değilsin, Allah fitnelenlerin kim olduğunu, dalalette olanların kim olduğunu, hidayette olanların kim olduğunu daha iyi bilir. Yani sen yüce bir ahlak üzeresin, fitnelenmiş değilsin, dalalette değilsin, hidayettesin.
Ve bunu da Allah Teala iyi bilir. Bakın ahlak deyince, yüce ahlak deyince Allah Teala böyle bizim anladığımız gibi yoldan mesela bir çakılı, taşı alıp insanların rahat geçmesini sağlamak bahsetmiyor. Evet o da ahlak. Ancak o daha bir cüce ahlak.
Yani ahlakın alt seviyeleri. O da değersiz değil, o da kötü değil, iyi, güzel ama ondan daha güzeli var, daha iyisi var. O da ne? O da fitnelenmemek, dalalette olmamak, dalallenmemek, hidayet üzere olmak.
Yani iman üzere olmak, İslam üzere olmak. Bütün bunlardan hem işte beşeri tecrübeler, hem Nebi Aleyhisselam'ın bize ilettikleri, hem de Allah'ın kelamından hasseten anlıyoruz ki, aslında ahlak sınıf sınıf ve bunun en yücesi iman. İman da aslında cüz cüz, onun işte en basitleri de ahlakın cüce olanları.
Peki bu insanlar ahlak deyince neyi kastediyorlar baktığınız zaman? İnsani ilişkilerde ötekine daha iyi davranan, işte hak hukuka girmeyen vs. Hatta kul hakkı diye de çokça söz konusu olabiliyor. Hatta kul hakkı affedilmez diye bir tabir var çok yaygın bir şekilde. Halbuki affedilmeyen yegane cürüm şirktir. Yani imansızlıktır. İmana halal getirmektir.
Orada yine bir sakatlık var. Allah Teala affetmeyeceği cürüm olarak neyi bahsediyor? Şirki bahsediyor. Şirk de en büyük ahlaksızlık yani.
En yüce ahlaksızlık veya ahlakın dibi, en zayıf hali. İşte insanlık da öyle. İman, İslam daha mühim ve öncelikli.
Bütün bunlara kıyas ettiğimiz zaman ortaya şu çıkıyor. Beşeri planda insanların kendilerine iyi davranmaları ahlak. Ama egoistçe, insan burda egoizme düşüyor. Kendi açısından, insani plandan, beşeri plana bakıyor. Eğer orada kişi beşeri planda ahlaklıysa o öncelikli. Niye o öncelikli olsun? Niye ilahi plana bakmıyorsun? Ahlak, ahlak bir defa neyle ilişkili? Yaratılışla alakalı. Ahlak kelimesi ne demek? Halak yaratmak. Halık Allah. Mahluk bizleriz. Peki ahlak en güzel ahlak, yaratılışa en uygun olan demek. Fıtrata, Allah'ın yasalarına hem yaratma yasalarına hem yaşatma yasalarına en uygun olan. Yani demek ki ahlak zaten kelime olarak da Allah ile ilintili, fıtratla ilintili, yaratıcı ile ilintili.
Niye Allah'ın hakkı hukukuna bakmıyorsun? O affedilir mi? Allah'ın hakkı hukukunu ancak Allah affedilir. Şirki, en büyük ahlaksızlık olan şirki affetmeyeceğini söyler. Ama kul hakkını telafi edip affedebilir. Ha şunu diyorsan kul hakkı zayi olmaz. Evet Allah onu telafi eder. Hakkın bir yere gitmez.
Adaletsizlik haksızlık olmaz. Ama onun af mümkünatı var. Ne yapar? Allah haksızlığa uğramış kulunun hakkını verir. O hak zayi olmaz. Hakkını verir. Ya peki Allah'a karşı işlenen en büyük ahlaksızlık olan şirki kim affedecek? Kul hakkını Allah telafi eder. Peki Allah'ın hakkı olan şirk koşulmama yegane ilah olarak Allah'ın bilinmesi hakkını kim telafi edecek? Allah'tan başka mümkün mü? Peki Allah da bu hakkı hukuku affetmeyeceğini söylüyor. Yani bunun dışında her şeyi herkese affedebileceğini bildirir, işte kul hakkı ise telafi eder. Yani Allah için bu zor bir şey değildir.
Ama kendi ilahlık hukukuna, ilahlığına ortak olmayı, ortak etmeyi, hükmüne ortak olmayı, ortak etmeyi affetmeyeceğini, bunun affedilmez bir cürüm olduğunu, hakikaten en büyük cürüm olduğunu, en büyük ahlaksızlık olduğunu bize defeatle ifade ediyor. Yani imansızlık en büyük ahlaksızlık. Bunu Allah Teala açık, seçik, ayan beğen ortaya koyuyor.
Nebi Aleyhisselam'da da öyle. Peki akıl da vicdan da öyle, bunu biraz düşünsen akledersin yani. Yani en büyük ahlaksızlık Allah'a karşı onun ilahlığına karşı hasseten işlenen hukuksuzluk. Onun ilahlık yetkisini, Rabblik yetkisini bir başkasına vermek. Oradan alıp oraya vermek, kime veriyorsun? Verdiğinin öyle bir hak ve selayeti yok ki. O ilah olamaz ki, Rabb olamaz ki.
Allah'a başkasını şerik, ortak koşmak Allah'ın mülküne, hükmüne. Buna ne hakkın var? Bu en büyük hukuksuzluk. En büyük haksızlık. En büyük ahlaksızlık. Allah da bunu affetmeyeceğini bildiriyor, çünkü bu affedilmez bir cürümdür. Bunun dışında dilediğini dilediğine affeder buyuruyor Allah Teala. Ne olacak şimdi? Önce ahlak, önce adalet diye diye iman gitti. Ne ahlak kaldı ne adalet. Öyle değil mi şu anda bakın? Böyle diye diye önce ahlak, önce insanlık diye diye insanları imandan uzaklaştırdılar. İmanı gereksiz bir şeymiş gibi gördüler. O olmasa da olurmuş bir hale getirdiler. Ondan sonra iman gidince ne ahlak kaldı ne adalet. Çünkü yüce ahlak iman, o yüce ahlak olmazsa cüce ahlak kalır mı? Allah'ın hukukuna riayet etmeyen kulun hukukuna riayet eder mi? Kul hakkı dinler mi? Niye dinlesin?
Bunu iyi düşünmek lazım.
Ahlaklı olmak cüce bile olsa, cüce ahlaklı olanlar elbette insanı yüce ahlaka sevk eder. Böyle bir tarafı vardır. Bunu yani beşeri plandaki ahlaklılık ta önemsiz demiyoruz. Ama o cücesi nasıl cüce ahlak yüce ahlaka da sevk ederse asıl yüce ahlak zaten sıradan ahlakı da ister öyle mi? Yani tevhid, Allah'a iman, Allah'ın hukukuna saygı o cüce ahlaklara daha büyük oranda sevk eder, daha çok sevk eder. Öyle mi? Evet. Yüce ahlaklıda diyelim ki cüce ahlak yok adam hakikaten beşeri planda sıkıntılı. Ama sırf yüce ahlak olabilir mi? Olabilir. Allah'ın hukukuna riayet eder der ki ya ben işin büyük puanlı olanını yapıyorum. Küçük puanlıları artık Allah affeder diye.
Bu mümkün mü? Mümkün. Peki yani orada kim kazanır? Sen onca cüce ahlak toplasan bile yüce ahlak noktasında ahlaksızsan o bütün cüceler zayıf kalır. Öyle mi? Hatta amelleri boşa gider.
Çünkü o yüce ahlak, Allah'a karşı saygı yoksa bu diğerlerini götürür. Nerdeyse sıfır iflas. Öyle mi? Ne kadar cüce ahlaklı olursan ol yüce ahlaksızsan bir fayda etmez. Ama yüce ahlakın varsa beşeri planda ahlaksız da olsan kurtarırsın. Evet o puan düşürür. Dereceni düşürür. O önemsiz demiyoruz. Ama seni yüce ahlak kurtarır. Öyle mi? Evet. Asıl önemli olan neymiş? Yüce ahlak. İman.
Üstelik iman cüce ahlaka da çokça sevk eder. Onu da gözetmeni kolaylaştırır, teşvik eder. Ve yüce ahlakın yoksa, imanın yoksa bir de öyle bakalım. Bu cüce ahlak, beşeri plandaki küçük asgari ahlaklılık hiç olmaz. Yüce ahlak yoksa, o daha çok ahlaksızlığa sevk eder. Beşeri plandaki ahlaklılık da ahlaksızlık da evet Allah'a karşı saygı veya ahlaksızlığa sevk edebilir. Ama yüce ahlaksızlığın sevk ettiği kadar değil.
Bütün sağından, solundan, arkasından, önünden ne hesap ederseniz, ne kitap ederseniz öncelikli olan imandır. Yüce ahlak olan imandır. Önce iman.
Önce tevhid. Önce İslam. O zaten seni beşeri planda da ahlaklılığa sevk eder. Daha çok sevk eder. Tersindense düzünü yap niye tersini yapıyorsun? Düzünü yap. Yani önce imanı gözet. O seni zaten beşeri planda da ahlaklı yapar. Ve belki yeterince olmadı diyelim, yine kaybetmezsin. Yine kazanırsın.
Az da olsa kazanırsın. Ama tersine öylemi?
İnsan olmak ta öyle. İnsan olmak ta adeta ibtidai ahlaklı bir insan olmak. 'İnsan ol yeter', hayır yetmez. Evet belli bir anlamı vardır. Vicdanlı, ahlaklı namuslu vesaire. Ama İslamlık yoksa o kurtarmaz. İslamsızlık veya şeriatsızlık o beşeri plandaki ahlakı yok eder. Silip süpürür. Yakar, yıkar. Yok eder. Boşa götürür. Dolayısıyla ne kadar insancıl olursan ol, İslami değilsen, imani değilsen o da sıkıntı. O seni kurtarmaz. Evet güzeldir, iyidir ama belki cehennemdeki azabını azaltır. O kadar. Cennete sokmaz.