ARAF; KAMU DİPLOMASİSİ DOKTRİNİ
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
“Bir ülkenin etkisi yalnızca sınırlarının başladığı yerde değil, anlattığı hikâyenin ulaştığı yerde ölçülür.”
ARAF’ın temel meselesi yalnızca terörle mücadele değildir.
Dizinin asıl meselesi, bir devletin kendi hikâyesini başkalarının yazmasına izin vermediği bir dünyada nasıl var olabileceğidir.
- yüzyılda devletler artık yalnızca ordularıyla, istihbarat teşkilatlarıyla veya ekonomik güçleriyle mücadele etmemektedir.
Mücadele;
algılar, anlatılar, kimlikler, kültürler, medya, teknoloji, ekonomi ve hafıza üzerinden yürütülmektedir.
Bu nedenle ARAF evreninde kamu diplomasisi, klasik anlamda bir propaganda faaliyeti değildir.
Kamu diplomasisi;
bir ülkenin kendisini dünyaya anlatma, kendi hikâyesini kurma, toplumlar arasında güven üretme ve kendi iradesini başkalarının anlatılarından bağımsız biçimde ortaya koyma kapasitesidir.
───
I. YENİ SAVAŞIN CEPHESİ: ZİHİN
ARAF'ın temel varsayımı şudur:
Modern savaşın ilk hedefi toprak değil, algıdır.
Bir ülkenin sınırları değişmeden de etkisi azaltılabilir.
Bir toplum işgal edilmeden de yönlendirilebilir.
Bir devlet yıkılmadan da karar alma kapasitesi zayıflatılabilir.
Bunun yolu;
yanlış bilgi, algı operasyonları, ekonomik bağımlılık, kültürel kopuş, kimlik çatışmaları, vekâlet yapıları ve sürekli kriz üretiminden geçebilir.
Bu nedenle dizide terör yalnızca silahlı bir tehdit değildir.
Terör;
bir anlatının, bir korkunun ve bir siyasi mühendisliğin sahadaki silahlı biçimidir.
ARAF'ın asıl keşfi de burada başlar:
Eğer teröristin zihni bir savaş alanına dönüşebiliyorsa, terörle mücadele yalnızca silahı susturmakla sınırlı kalamaz.
───
II. TÜRKİYE'NİN YENİ ETKİ ALANI
ARAF evreninde Türkiye, yalnızca kendi sınırları içerisinde hareket eden bir devlet değildir.
Anadolu'nun jeopolitik konumu Türkiye'yi;
Balkanlar, Kafkasya, Karadeniz, Orta Asya ve Ortadoğu arasında kesişen bir ülke haline getirmektedir.
Özellikle Türk Cumhuriyetleriyle gelişen siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkiler ile Türk Devletleri Teşkilatı'nın kurumsallaşması, dizinin dünyasında yeni bir jeopolitik alanın ortaya çıkışını temsil eder.
Gerçek dünyada da Türkiye'nin Orta Asya politikası ortak dil, tarih ve kültürel bağların yanı sıra ekonomik ve kurumsal işbirliğinin geliştirilmesine dayanıyor; Türk Devletleri Teşkilatı ise siyasi dayanışma, ekonomik işbirliği ve halklar arasındaki insani-kültürel bağların güçlendirilmesini amaçlayan bir yapı olarak tanımlanıyor.
ARAF bu gerçekliği dramatik bir varsayımla ileri taşır:
Bir ülkenin kendi çevresiyle kurduğu bağı güçlendirmesi, yalnızca diplomatik bir gelişme değildir; mevcut güç dengelerini de değiştirebilir.
İşte küresel ağın Türkiye'ye bakışı burada değişmeye başlar.
───
III. TÜRK DÜNYASI: ETKİNİN YENİ DİLİ
ARAF'ta Türkiye'nin Türk Cumhuriyetleriyle ilişkileri bir “nüfuz alanı kurma” projesi olarak değil;ortak tarih, dil, kültür, ekonomi, eğitim ve bağlantısallık üzerinden karşılıklı kapasite oluşturma süreci olarak ele alınır.
Çünkü yeni dünyada nüfuz yalnızca askeri üslerle kurulmaz.
Bir öğrencinin başka bir ülkede eğitim görmesi,
bir mühendisin ortak bir projede çalışması,
bir girişimcinin yeni bir pazara girmesi,
bir sanatçının başka bir toplumda karşılık bulması,
bir televizyon dizisinin başka bir ülkede izlenmesi,
bir ortak ulaşım koridorunun kurulması,
bir üniversitenin başka bir ülkeyle akademik bağ kurması...
Bütün bunlar kamu diplomasisinin parçalarıdır.
Dolayısıyla ARAF'ın doktrininde:
Kültür bir araçtır.
Ekonomi bir araçtır.
Eğitim bir araçtır.
Teknoloji bir araçtır.
Diplomasi bir araçtır.
İletişim bir araçtır.
Ancak bunların tamamının üzerinde daha büyük bir kavram vardır: GÜVEN.
───
IV. ORTADOĞU: KAOSUN İÇİNDE ALTERNATİF
ARAF'ın Ortadoğu'sunda savaş yalnızca toprak için yapılmaz.
-Enerji koridorları,
-Ulaşım güzergâhları,
-Yeniden yapılanma ekonomisi,
-Su kaynakları,
-Limanlar,
-Haberleşme ağları
ve bölgesel ticaret yolları yeni güç mücadelelerinin merkezindedir.
Türkiye'nin bölgesel bağlantısallık ve enerji/ulaştırma koridorlarında daha aktif rol alma yaklaşımı, dizide küresel ağın stratejik hesaplarını değiştiren unsurlardan biri olarak kurgulanır. Türkiye Dışişleri Bakanlığı da Orta Asya-Hazar-Kafkasya-Avrupa hattındaki bağlantısallığı ve Orta Koridor'u stratejik bir yaklaşımın parçası olarak tanımlamaktadır.
Bu nedenle ARAF'ta Türkiye'nin Ortadoğu'ya yönelik girişimleri yalnızca askeri veya siyasi hamleler değildir.
Türkiye'nin bölgeye yönelik temel iddiası şudur:
Kaosun kalıcı kader olmadığı bir Ortadoğu mümkündür.
İşte bu fikir, dizide küresel ağın karşısına çıkan en büyük tehdittir.
Çünkü kaos üzerinden ekonomik ve siyasi çıkar sağlayan bir sistem için;
istikrar, bağlantısallık, ticaret, yerel kapasite ve bölgesel işbirliği
birer tehdit haline gelebilir.
───
V. ENGELLEME MEKANİZMASI
ARAF'ın ana antagonisti doğrudan Türkiye'ye savaş ilan etmez.
Bunu yapmak gereksizdir.
Çünkü yeni savaşın yöntemi budur:
Rakibinizi yok etmeyin.
Hareket edemez hale getirin.
Bunun için;
yerel krizler,
algı kampanyaları,
ekonomik baskılar,
vekâlet unsurları,
siber saldırılar,
terör yapılanmaları,
siyasi manipülasyonlar
ve medya üzerinden oluşturulan güven krizleri kullanılabilir.
Dizide Türkiye'nin Türk dünyası ve Ortadoğu'daki açılımlarının önüne çıkan engellerin tamamı tek bir merkezden yönetiliyor gibi görünmez.
Tam tersine;
birbirinden bağımsız görünen olaylar zaman içerisinde aynı sistemin parçaları olarak ortaya çıkar.
ARAF'ın büyük gizemi de budur:
Kimse bütün sistemi görmemektedir.
───
VI. KAMU DİPLOMASİSİ: KARŞI OPERASYON
ARAF'ın devlet aklı açısından en önemli kırılma noktası burada ortaya çıkar.
Terörle yalnızca teröristin bulunduğu noktada mücadele etmek yeterli değildir.
Çünkü terör örgütleri yalnızca insan devşirmez.
Hikâye devşirir.
Birine;
“Senin düşmanın budur.”
der.
“Senin geçmişin budur.”
der.
“Senin geleceğin budur.”
der.
Ve sonunda ona kendi kimliğini verir.
Dolayısıyla devletin karşı anlatısı yalnızca propaganda olamaz.
Devlet;
gerçek, güvenilir ve sürdürülebilir bir alternatif gelecek hikâyesi üretmek zorundadır.
ARAF'ın kamu diplomasisi doktrini bu nedenle üç temel kavram üzerine kuruludur:
1. ANLAT
Kendi hikâyeni başkasının anlatmasına izin verme.
2. BAĞ KUR
Toplumlarla yalnızca hükümetler üzerinden değil, insanlar üzerinden ilişki kur.
3. DEVAM ET
Bir kriz çıktığında geri çekilmek yerine uzun vadeli ilişkiyi koru.
───
VII. “VAZGEÇMEMEK” İLKESİ
ARAF'ın Türkiye'ye ilişkin temel dramatik önermesi şudur:
Türkiye'nin bölgesel ve uluslararası girişimleri karşısında ortaya çıkan her engel, onu geri çekilmeye zorlamaktadır.
Fakat devlet aklının cevabı:
vazgeçmek değil, yöntemi değiştirmektir.
Bir koridor kapanırsa başka bir bağlantı aranır.
Bir diplomatik kanal tıkanırsa başka bir kanal açılır.
Bir toplumla iletişim kesilirse başka bir iletişim zemini oluşturulur.
Bir anlatı saldırıya uğrarsa daha güçlü bir gerçeklik ortaya konur.
Bu nedenle ARAF'ta devletin stratejisi:
ısrar değil, stratejik sürekliliktir.
Bu ayrım önemlidir.
Çünkü doktrinin temel cümlesi şudur:
“Geri adım atmakla yön değiştirmek aynı şey değildir.”
Türkiye'nin resmi dış politika belgelerinde de bölgesel işbirliği, bağlantısallık, Türk Devletleri Teşkilatı'nın güçlendirilmesi ve kamu diplomasisi/stratejik iletişim gibi unsurların birlikte ele alındığı görülmektedir.
───
VIII. ARAF PROTOKOLÜNÜN SİYASİ ANLAMI
Dizinin en büyük ironisi burada ortaya çıkar.
Devlet, bir teröristin zihnini yeniden yapılandırmaya çalışırken kendi savaşının aslında yalnızca insanlara karşı olmadığını keşfeder.
Sistemlere karşıdır.
Haris Dajani'nin/Fatih Settar Argun'un hafızasının parçaları geri geldikçe karakter şu gerçekle yüzleşir:
Düşman yalnızca karşısındaki örgüt değildir.
Düşman;
insanların neye inanacağını, neyi hatırlayacağını, neyi unutacağını ve hangi geleceği mümkün göreceğini belirlemeye çalışan sistemdir.
Böylece ARAF'ın bilimkurgu unsuru, dizinin politik felsefesinin metaforuna dönüşür.
Hafızayı kim kontrol ederse anlatıyı da o kontrol eder.
───
IX. ARAF'IN ANA DOKTRİNİ
ARAF evreninde devletin yeni güvenlik anlayışı şu beş prensipte toplanır:
I — Silahlı tehdidi etkisizleştir.
II — Tehdidi üreten ağı ortaya çıkar.
III — Ağı besleyen ekonomik ve siyasi sistemi çöz.
IV — Toplumun manipülasyona açık alanlarını güçlendir.
V — Kendi anlatını başkasının insafına bırakma.
Bu nedenle ARAF'ın savaşı yalnızca istihbarat savaşı değildir.
Aynı zamanda;
hafıza savaşıdır.
anlam savaşıdır.
güven savaşıdır.
gelecek tasavvuru savaşıdır.
───
X. SON SÖZ — ARAF DOKTRİNİ
ARAF'ın dünyasında Türkiye'nin karşı karşıya olduğu temel soru şudur:
“Bütün yolların önüne engel konulursa ne yaparsınız?”
Cevap:
Yeni yol açarsınız.
Çünkü devletler yalnızca sahip oldukları topraklarla değil, kurabildikleri bağlantılarla da güçlenir.
Bir ülke başka toplumlarla konuşabiliyorsa,
onlarla ticaret yapabiliyorsa,
onlarla bilgi paylaşabiliyorsa,
onlarla kültürel bağ kurabiliyorsa,
onların geleceğine katkı sağlayabiliyorsa,
o ülkenin etkisi sınırlarının çok ötesine taşar.
Bu nedenle ARAF'ın kamu diplomasisi doktrini tek bir cümlede özetlenebilir:
“Bizi durdurmak isteyenlerin gücü, bizim yürümekten vazgeçtiğimiz yerde başlar.”
Ve devlet aklı şunu bilir:
Bir mücadelede kazanmak her zaman karşı tarafı yenmek değildir.
Bazen kazanmak;
kendi yolunu korumak,
kendi hikâyeni anlatmak,
kendi bağlantılarını kurmak
ve bütün baskılara rağmen
geleceği inşa etmeye devam etmektir.
ARAF'ın dünyasında savaş tam olarak burada başlar.
Çünkü artık mesele,
kimin daha fazla silaha sahip olduğu değil;
kimin geleceğin hikâyesini yazabileceğidir.