TÜRKLÜĞÜN RUHU VE DÜŞMANLARI

TÜRKLÜĞÜN RUHU  VE DÜŞMANLARI

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Eylül 16, 2026 - 21:02

Bugün Türklüğün esas ruhu tartışmalarını yapmazsak, gelecek nesiller ya muhafazakârlığın korkak geri çekilmelerinin yarattığı dehlizlerde körleşecekler ya da zihinsel yetersizlik duygusu ile kendilerine, dolayısıyla ait oldukları kültürel iklime yabancılaşarak yok olacaklar.

Türklüğün ruhunu ok atarak, at sırtında fotoğraf vererek sürdürmeye çalışmayı şekilsel bir tepki olarak görüyorum. Bir yere kadar faydası bile olabilir ama esas önemli olan, insani ve manevi üst değerleri hayata hâkim kılacak imkânları yeni nesillere sunmaktır.

Önce Türk’ün esas ruhundan başlayalım.

Bir Türkmen duası da şöyledir:

Tanrım,
İlk önce:
Dağa, taşa ver,
Ormana,
Kurda, kuşa,
Hayvanlara,
Suya ver.

Ondan sonra:
İnsanlara,
Konu komşuya,
Muhtaç olana ver.

Kalırsa,
En son bana ver.

Saygı,
Sevgi,
Akıl,
Sorumluluk,
Sadakat,
Aidiyet
duygularına bir de geçmişten örnek verelim.

Eski Türk yazıtlarından birinde şöyle yazar:

Kuzu, dizlerinin üzerine çökerek annesini emer.
Bunun adı:
“Saygıdır.”

Karga, yaşlı annesini besler.
Bunun adı:
“Sevgidir.”

Horoz, şafak vakti öter.
Bunun adı:
“Sorumluluktur.”

Yaban kazları
her bahar kuzeye,
her sonbahar güneye uçar.
Bunun adı:
“Akıldır.”

Yeşilbaşlı ördek, eşini kaybettikten sonra ölene kadar yeni bir eş bulmak istemez.
Bu:
“Sadakattir.”

Bir geyik, iyi bir otlağa rastladığında yaşadığı sürüyü oraya davet eder ve paylaşır.
Karınca, yemek gördüğünde bütün koloniyi oraya çağırır.
Bunun adı:
“Adalettir.”

Türklüğün ruhunu ortaya koyan bu basit, sade anlatılar da gösteriyor ki Türklük, insani üst bir değer etrafında şekillenmiş bir kültür milletidir.

Bütün bu değerleri kaybettiğimizde sadece Türklük ve Müslümanlığımızı değil, insanlığımızı da kaybetmiş oluruz.

Eğer bir insan bu erdemlere sahip değilse, hayvandan beter bir hâlde yaşıyordur.

Türklüğü, Türkçülüğü temel insani değerlerden uzak, kuru cengâver ırkçılığa çevirmeye çalışmak, Türk’ün esas ruhuna en büyük ihanettir. Bunu böyle sunanlar aslında Türklüğü manevi ikliminin dışında tarif ederek, Türkiye’de etnik kimlik ırkçılığını ideolojiye dönüştürmüş ve bunu dinî kimlik üzerinden de maskelemek isteyenlerin Türk düşmanlığı yapmalarına meşruiyet oluşturacakları bir zemin oluşturarak Türk düşmanlarına hizmet etmekte; karşıtlık ve düşmanlık edecekleri temel gerekçeleri de vermiş olmaktadırlar.

Bugün çocukların ve gençlerin önündeki en önemli problem, yakın tarih ile ilgili yanlış tarih anlatılarıdır.

Bu kuru ırkçılığın tam da karşısında duran, din adına tarih, devlet, millet ve rejim düşmanlığı yapan bir güruh var ki onların varlık sebebi Türkiye’de ırkçılık yapan dar bir grup değildir.

Onlar, Millî Mücadele başladığı günden beri bizim millî istiklalimizden rahatsız olan İngiliz devletinin istihbarat faaliyetleri içinde değerlendirdiğimiz bir kara propagandanın ürünüdür. Bazıları bunu bilerek yapıyordu ki bunlar o tarihte doğrudan İngiliz işbirlikçileri idi. Bazıları ise cahil ve iyi niyetli muhaliflerdi ki esas bunu böyle anlatmamızın sebebi de o cahil, iyi niyetli, inanmış arkadaşlarımızı uyandırmaktır.

Bu tek taraflı, ideolojiden daha çok istihbarat faaliyeti olduğu anlaşılan anlatıların ve okumaların yarattığı tek sonuç; Cumhuriyet’i ve kurucu değerleri çarpıtıp Türklüğü yok sayan bir anlayışın Türk düşmanlığına kadar evriliyor olmasıdır.

Muhalif, eleştirel tarih yazımları ve anlatımları bilimsel olmaktan uzak olduğu gibi, düşman olarak hedefe millî devletimizi ve millî kurucu ruhu koyuyor.

Klasikleşmiş tarih süreci kabulleri ile başa çıkmak çok zor olduğu gibi, aidiyet duygusunu da yok ettiği için devletin ve milletin birlik ve beraberliğini tehlikeye düşürüyor.

Bu anlatılarla yeni nesiller yetiştirenlerin esas hedefleri, ihaneti zihinsel alanda derinleştirerek gelecek nesiller üzerinden millet bütünlüğünü bozma stratejilerini hâkim kılmaktır.

Bu yöntemler ve anlatılar masum olamaz; düşman istihbarat örgütlerinin ürünü gibi görünüyor.