HAPİS Mİ, TATİL Mİ?

HAPİS Mİ, TATİL Mİ?

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Eylül 16, 2026 - 13:25

Şehitlerimizin kanıyla sulanmış bu topraklarda, adaletin terazisi kimin için eğiliyor?

Türkiye, günlerdir İmralı’da Abdullah Öcalan için yapıldığı öne sürülen ev tartışmasını konuşuyor. Bir tarafta “idari yapı” denilen bir bina, diğer tarafta bahçeli, konforlu bir evden söz eden açıklamalar var. Devletin ilgili kurumları daha önce özel konut iddialarını yalanlamıştı. Ancak son günlerde kamuoyuna yansıyan yeni açıklamalar, tartışmayı yeniden alevlendirdi.

Şimdi soruyoruz:

Hapis mi, tatil mi?

Bu ülkenin evlatları, vatan toprağını korumak için can verdi. Kimi daha yirmisinde, kimi daha yirmi beşinde, kimi henüz hayatının baharındaydı. Arkalarında gözü yaşlı anneler, eşler, çocuklar bıraktılar. Onların hayatı yarım kaldı. Ailelerinin acısı ise yıllar geçse de dinmedi.

Şimdi şehit yakınları haklı olarak soruyor:

“Bizim evlatlarımız toprağın altında yatarken, terör örgütünün elebaşına konforlu yaşam alanları hazırlanması hangi adalet anlayışına sığar?”

Bu soruyu sormak kimsenin barışa karşı olduğu anlamına gelmez. Terörün sona ermesini, silahların susmasını, yeni canların yanmamasını herkes ister. Fakat barış arayışı ile adalet duygusunu zedelemek aynı şey değildir.

Devlet, attığı her adımın hesabını millete vermek zorundadır. İmralı’da yapılan binanın niteliği nedir? Kim için, hangi amaçla inşa edilmiştir? Kamu kaynakları kullanılmış mıdır? Öcalan’ın yaşam koşullarında bir değişiklik olacak mıdır? Bu soruların açık, net ve resmî cevapları verilmelidir.

Çünkü mesele yalnızca bir bina meselesi değildir. Mesele, bu milletin adalet duygusudur.

Şehit ailesinin evine gittiğinizde, duvarda asılı Türk bayrağını görürsünüz. Bir köşede evladının fotoğrafı, masada hiç dokunulmamış bir eşya durur. O evde bir sandalye boş kalmıştır. O boş sandalye, bu ülkenin ödediği bedelin sessiz şahididir.

İşte bu nedenle, devletin terörle mücadelede attığı her adım, şehit ailelerinin vicdanı gözetilerek açıklanmalıdır.

Şehitlerimizin kanı üzerinden siyaset yapılmamalı; onların emaneti olan adalet duygusu hiçbir pazarlığın gölgesinde bırakılmamalıdır.

Milletin beklediği şey ayrıcalık değil, eşitliktir. Kapalı kapılar ardında yürütülen tartışmalar değil, açık ve hesap verebilir bir devlet anlayışıdır.

Eğer ortada yalnızca bir idari yapı varsa, bunun ne olduğu millete anlatılmalıdır. Eğer bir konut söz konusuysa, bunun hukuki dayanağı ve gerekçesi açıklanmalıdır. Hiç kimse, şehitlerimizin hatırasını incitecek bir uygulamanın üzerinin sessizlikle örtülebileceğini düşünmemelidir.

Bu vatanın evlatları, özgürce yaşamak için can verdi. Onların hatırasına borcumuz, adaletin herkese eşit uygulanmasını savunmaktır.

Bugün sorumuz nettir:

Bir mahkûmun yaşam koşulları tartışılırken, şehit ailelerinin vicdanı neden bu kadar kolay göz ardı ediliyor?

Millet cevap bekliyor. Şehit aileleri cevap bekliyor. Ve bu ülkenin adalet duygusu, verilecek cevabın samimiyetini tartıyor.