AYNI İSİMLER, AYNI YÖNTEMLER: MASKELERİN ARDINDA NE VAR?

AYNI İSİMLER, AYNI YÖNTEMLER: MASKELERİN ARDINDA NE VAR?

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 27, 2026 - 12:38

Bir ülkede farklı gündemler üzerinden yürütülen tartışmalarda aynı isimler tekrar tekrar karşımıza çıkıyorsa, artık mesele yalnızca sosyal medya polemiği olarak geçiştirilemez. Hele ki bu isimler bir gün devletin açıklamalarını itibarsızlaştırmaya çalışıyor, başka bir gün Türkiye'nin kardeşlik ilişkilerini hedef alan çirkin söylemlerde bulunuyor, ardından Cumhurbaşkanımıza saldırıyor ve başka bir başlıkta devletin itibarını tartışmaya açıyorsa, sorulması gereken sorular vardır. Burada sözünü ettiğimiz, birbirine benzeyen kişiler değil; farklı olaylarda yer alan aynı kişilerdir! Bu tablonun bütün yönleriyle araştırılması, kamuoyunun hakikati öğrenmesi ve varsa hukuka aykırı faaliyetlerin ortaya çıkarılması gerekir.

İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi, sokak hayvanlarının tamamının toplandığını açıklıyor. Buna rağmen aynı isimler, hayvanları hedef alan söylemlerini sürdürerek Bakanımızı ve devletimizin açıklamalarını itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Peki, amaç nedir? Bakanımızın açıklamasını tartışmalı hâle getirmek mi, devletin beyanına duyulan güveni sarsmak mı, yoksa hayvanlar üzerinden toplumsal gerilimi büyütmek mi? Bu soruların cevabı sloganlarla değil, somut verilerle bulunmalıdır. Hayvanların yaşam hakkı, kamu kurumlarının itibarı ve toplumun huzuru hiç kimsenin kişisel hesabına malzeme yapılamaz. Bir iddia varsa deliliyle ortaya konulmalı; kasıtlı dezenformasyon varsa kaynağı belirlenmelidir.

Aynı isimlerin Sayın İlham Aliyev'e yönelik ağza alınmayacak derecede çirkin ifadeler kullananlar arasında, fon meselesi üzerinden devleti itibarsızlaştırmaya çalışan söylemlerde ve Oktay Saral'ın istifasının ardından Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı sosyal medyada hedef alan paylaşımlarda da karşımıza çıkması dikkatle incelenmelidir. Birbirinden farklı başlıklarda aynı kişilerin yer alması, araştırılması gereken ciddi sorular doğurmaktadır. Bu kişilerin faaliyetleri arasında bağlantı var mıdır? İçerikler belirli bir eşgüdüm içinde mi yayılmaktadır? Ortak bir amaç veya koordinasyon bulunduğunu gösteren somut deliller mevcut mudur? Bunları sormak kimseyi peşinen suçlu ilan etmek değildir. Tam tersine, iddiaların söylentilerden arındırılarak gerçeğin ortaya çıkarılmasını istemektir.

Daha da düşündürücü olan, bu isimlerden bazılarının sosyal medyada dindar bir kimlik sergilemesi ve AK Parti'yi destekliyormuş gibi bir görüntü vermesidir. Bir siyasi hareketin destekçisi gibi görünmek, o hareketin değerlerini temsil etmek anlamına gelmez. Dinî hassasiyetleri öne çıkarmak da kişiye sınırsız bir güven veya sorgulanamazlık sağlamaz. Kimse inancı, siyasi aidiyeti ya da kullandığı söylemler üzerinden kendisine dokunulmazlık üretemez. Eğer bu kimlikler kamuoyunda güven kazanmak, başka faaliyetleri görünmez kılmak veya insanları yanıltmak amacıyla kullanılıyorsa, bunun ortaya çıkarılması gerekir. Burada sorgulanması gereken, dindar insanlar veya AK Parti'ye gönül veren vatandaşlarımız değil; bu kimliklerin arkasına saklanarak hareket ettiği iddia edilen kişilerin somut eylemleridir.

Üstelik bu isimlerden bazılarının geçmişte FETÖ'ye övgü içeren sözler kullandığını görüyoruz. Bu açıklamalar, tarihleri ve bağlamlarıyla birlikte incelenmeli; bugünkü faaliyetlerle aralarında araştırılmaya değer bir bağlantı bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Geçmişte söylenen sözler tek başına bugünkü bir örgütsel bağın kanıtı değildir. Ancak geçmişteki açıklamalarla günümüzdeki faaliyetler arasında somut emareler varsa bunların üzeri de örtülemez. Türkiye, FETÖ'nün devlet kurumlarına, toplumsal güvene ve millî iradeye verdiği zararı ağır bedeller ödeyerek tecrübe etmiştir. Bu nedenle kamuoyunu yanıltma ve devletin itibarını hedef alma iddiaları, kim tarafından ortaya atılırsa atılsın, ciddiyetle değerlendirilmelidir.

Buradan devletimizin ilgili makamlarına açık çağrıda bulunuyorum: İçişleri Bakanlığımız, Emniyet Genel Müdürlüğünün ilgili birimleri ve Cumhuriyet başsavcılıkları; sokak hayvanları üzerinden yürütülen dezenformasyon iddialarını, Sayın İlham Aliyev'e yönelik çirkin ifadeleri, fon meselesi etrafındaki faaliyetleri ve Oktay Saral'ın istifasının ardından Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ı hedef alan paylaşımları birlikte değerlendirsin. Bu olaylarda yer alan aynı kişiler ve hesaplar araştırılsın; varsa bağlantılar, koordinasyon ve hukuka aykırı faaliyetler delilleriyle ortaya çıkarılsın. Kişi, kurum, hesap veya kuruluş ayrımı yapılmadan, iddialar somut kanıtlar üzerinden incelensin. Suç unsuru tespit edilirse hukuk herkes için eşit biçimde işletilsin.

Bu çağrı, eleştiriyi susturma çağrısı değildir. Demokratik toplumlarda eleştiri hakkı vardır; fakat eleştiri hakkı kasıtlı dezenformasyonun, hakaretin veya hukuka aykırı faaliyetlerin örtüsü olamaz. Aynı şekilde, delilsiz suçlamalarla insanların hedef gösterilmesi de kabul edilemez. Devletin gücü, yalnızca iddialara cevap vermesinde değil, gerçeği ortaya çıkaracak hukuki mekanizmaları işletmesinde de kendini gösterir.

Hiç kimse devletin itibarını, Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini, Cumhurbaşkanımızın şahsını veya masum hayvanların yaşam hakkını kendi hesaplarına alet edemez. Hiç kimse taktığı siyasi ya da dinî maskenin arkasına saklanarak denetimden muaf olduğunu düşünemez.

Artık yapılması gereken bellidir: Aynı isimlerin farklı olaylardaki faaliyetleri araştırılmalı, varsa koordinasyon ortaya çıkarılmalı ve sorumlular hukuk önünde hesap vermelidir. Çünkü hakikat, maskelerin arkasında bırakılmayacak kadar önemlidir.

MASKELER DEĞİL, GERÇEKLER KONUŞSUN! AYNI İSİMLER ARAŞTIRILSIN, VARSA BAĞLANTILAR ORTAYA ÇIKARILSIN, HUKUK HERKES İÇİN İŞLESİN!