FABRİKA GİBİ ÇALIŞAN SÜPER KAHRAMANLAR
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Görünmeyen emekler, sessiz hizmetler ve kutsal bir mabedin insanlığa uzanan şefkat eli…
Kâbe… Milyonlarca insanın aynı kıbleye yöneldiği, dillerin dualarla, gönüllerin umutlarla buluştuğu mübarek mekân. Buraya gelen her mümin, ruhunun derinliklerinde tarifsiz bir huzur yaşar. Kimi gözyaşlarıyla dua eder, kimi ellerini semaya açar, kimi de yıllardır kurduğu hayalin gerçeğe dönüşmesinin şükrünü yaşar.
Peki, bütün bu manevi atmosferin arkasında, milyonlarca insana hizmet ulaştırmak için gece gündüz çalışan görünmez kahramanları hiç düşündük mü?
Kâbe’de hayat, adeta devasa bir fabrika düzeninde işliyor. Ancak burada üretilen şey eşya değil; huzur, kolaylık, temizlik ve insanlara hizmettir.
Bir tarafta zemzem dağıtımı için durmadan çalışan görevliler… Bir tarafta hacıların ve umrecilerin susuz kalmaması için su ikramını sürdüren eller… Bir başka tarafta kullanılan bardakların toplanması, atıkların temizlenmesi ve ortak kullanım alanlarının düzenli tutulması için büyük gayret gösteren insanlar…
Her köşede ayrı bir emek, her hizmetin arkasında ayrı bir fedakârlık var.
Bir yudum zemzemin ardındaki büyük emek Zemzem, bizim için yalnızca bir su değildir. Bir hatıradır, bir duadır, binlerce yıllık bir teslimiyetin sembolüdür.
Ancak o mübarek suyun milyonlarca insana ulaştırılması, başlı başına büyük bir organizasyon gerektiriyor. Suyun hazırlanması, dağıtım noktalarının düzenlenmesi, kapların yenilenmesi ve insanların ihtiyaç duydukları anda zemzeme ulaşabilmesi…
Bütün bunlar, görünmeyen bir hizmet zincirinin parçalarıdır.
Biz bazen elimizi uzatıp bir bardak zemzem alıyor, içiyor ve yolumuza devam ediyoruz. Oysa o bardağın oraya gelmesi için kaç kişinin emek verdiğini, kaç kişinin saatlerce ayakta kaldığını, kaç kişinin yorulmasına rağmen görevini sürdürdüğünü düşünmüyoruz.
Belki de hizmetin en güzel tarafı budur: Hizmet eden görünmez, hizmet edilen ise ihtiyacını kolayca karşılar. İnsanlar ibadetlerini yaparken onlar görev başındadır. Kalabalıklar geçer, alanlar yeniden temizlenir, düzen tekrar sağlanır. Biri işini bitirir, diğeri devralır. Yorulurlar ama hizmetin devam etmesi gerekir.
Bir an için kendimizi onların yerine koyalım.
Saatlerce ayakta kalmak, yoğun kalabalıkların arasında çalışmak, aynı işi defalarca yapmak ve bütün bunları büyük bir dikkatle sürdürmek…
Bu, sıradan bir çalışma değildir. Sabır, disiplin ve sorumluluk ister.
Üstelik bu emek, bazen insanların gözünden kaçar. Oysa temiz bir zeminde atılan her adımda, düzenli bir alanda yapılan her ibadette onların da alın teri vardır.
Yolcu taşıyan, yön gösteren, yük hafifleten insanlar İşte bu noktada devreye ulaşım ve yönlendirme hizmetleri giriyor. Uygun alanlarda tekerlekli sandalye ve diğer taşıma imkânlarını sağlayanlar, insanlara yol gösterenler, kalabalığın düzenli hareket etmesine yardımcı olanlar…
Bir insanın tek başına aşmakta zorlandığı yolu kolaylaştırmak, bazen onun için büyük bir iyilik anlamına gelir.
Belki bir görevli, yorgun bir hacının işini kolaylaştırarak onun duasına vesile olur. Belki bir başka çalışan, yolunu kaybeden birine yardımcı olarak onun endişesini giderir.
İşte bu yüzden Kâbe’deki hizmeti yalnızca temizlik, taşıma ya da dağıtım olarak değerlendiremeyiz. Bütün bu çalışmaların ortak noktasında insana değer vermek ve ibadetin önündeki zorlukları azaltmak vardır. Bu çalışanların her birini birer hizmet kahramanı olarak görmek gerekir. Çünkü kahramanlık her zaman savaş meydanlarında, kürsülerde ya da alkışlanan başarıların içinde yaşanmaz.
Bazen kahramanlık, kimsenin dikkatini çekmeden bir alanı temizlemektir.
Bazen saatlerce ayakta durarak bir bardak zemzemi ihtiyaç sahibine ulaştırmaktır.
Bazen yaşlı bir insanın yükünü hafifletmek, bazen de kalabalığın içinde çaresiz kalan birine yardım eli uzatmaktır.
Ve bazen en büyük kahramanlık, yaptığın işin karşılığında alkış beklemeden görevini hakkıyla yerine getirmektir. Bir bardak zemzemi alırken, temiz bir alanda yürürken, yolumuzu bulurken veya bir hizmetten yararlanırken içimizden bir teşekkür geçirelim.
Çünkü her hizmetin arkasında bir insan vardır. O insanın da yorgunluğu, ailesi, özlemleri ve hayat mücadelesi vardır.
Unutmayalım ki kutsal mekânlara gösterilen saygı, yalnızca mekânın kendisine değil, orada emek veren insanlara gösterilen saygıyla da anlam kazanır.
İbadetimizi yaparken başkalarının ibadetini kolaylaştıranları fark etmek, insanlığımızın da bir gereğidir. Asıl kahramanlık, insanın yükünü hafifletmektir
Kâbe’de milyonlarca insan dua ederken, birileri o duaların huzur içinde yapılabilmesi için çalışıyor.
Birileri su dağıtıyor, birileri temizlik yapıyor, birileri yol gösteriyor, birileri ulaşımı kolaylaştırıyor. Her biri, büyük bir hizmet halkasının vazgeçilmez parçası oluyor.
Belki isimlerini bilmiyoruz. Belki yüzlerini bir daha hatırlamayacağız. Ancak onların emeği, yaşadığımız manevi yolculuğun hatıralarında yerini alıyor.
Kâbe’nin çevresinde yalnızca dualar yükselmiyor; alın teri de dökülüyor, emek de veriliyor, iyilik de sessizce çoğalıyor.
Bu yüzden o görünmeyen kahramanlara gönülden bir selam gönderelim. Rabbim, kutsal topraklarda hizmet eden bütün kardeşlerimizin emeklerini kabul eylesin. Onlara sağlık, güç ve kolaylık versin. Bizlere de yapılan hizmetlerin kıymetini bilmeyi, emeğe saygı duymayı ve insanlara gönülden hizmet etmeyi nasip etsin.
Çünkü bazen bir insanın duasına ortak olmanın yolu, onun yükünü hafifletmek ten geçer.