İNSANI YETİŞTİREN ÖĞRETMEN, MEMLEKETİ YÜCELTEN HİZMETTİR!

İNSANI YETİŞTİREN ÖĞRETMEN, MEMLEKETİ YÜCELTEN HİZMETTİR!

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 27, 2026 - 12:35

Bazen bir yazı yazarsınız, hiç beklemediğiniz bir insandan gelen birkaç satır, kaleminizin ne kadar önemli bir meseleye dokunduğunu size yeniden hatırlatır.

Geçtiğimiz günlerde kaleme aldığım “İnsanı Düzeltirsek Dünya da Düzelir” başlıklı köşe yazımın ardından aldığım bir mesaj beni hem düşündürdü hem de ziyadesiyle memnun etti.

Çorum ziyaretim sırasında tanışma fırsatı bulduğum, Şehit Abdullah Tayyip Olçok Anadolu Lisesinde görev yapan kıymetli eğitimcimiz Kenan Baştaş Hocamız, yazımı okumuş ve düşüncelerini benimle paylaşmış.

Mesajını dikkatle okudum. Her satırında bir öğretmenin tecrübesini, bir eğitimcinin sorumluluğunu ve geleceğimiz olan çocuklarımız için duyduğu endişeyi gördüm.

Kenan Hocamız, geçmişte öğretmene duyulan saygının bugün ne yazık ki zayıfladığını, bazı öğretmenlerin öğrencisini uyarırken bile ailelerden gelecek tepkileri düşünmek zorunda kaldığını anlatıyor.

Ne kadar doğru bir tespit!

Bizim çocukluğumuzda öğretmen yalnızca okulda değil, sokakta, mahallede, köyde de saygı duyulan bir insandı.

Anne babalarımız öğretmenlerimize güvenir, onların söylediklerine değer verirdi. Öğretmenimizin karşısında nasıl konuşacağımızı, nasıl davranacağımızı bilirdik.

Bugün ise bazı aileler, çocuklarının yanlışını düzeltmeye çalışan öğretmeni anlamak yerine onun karşısında durabiliyor.

Oysa öğretmenin saygınlığını zedeleyerek çocuğumuza iyilik yapmış olmayız.

Öğretmenin itibarını korumayan bir toplum, kendi geleceğine gösterilmesi gereken saygıyı da eksiltir.

ÇOCUĞA HER İSTEDİĞİNİ VERMEK, ONA HER ŞEYİ ÖĞRETMEK DEĞİLDİR

Kenan Hocamız mesajında, Münir Özkul ve Adile Naşit'in unutulmaz filmlerinden Aile Şerefi üzerinden çok anlamlı bir örnek veriyor.

Ailelerin çocuklarına sınırsız imkânlar sunarken bazen onların karakter gelişimini ihmal ettiğine dikkat çekiyor.

Gerçekten de bugün bazı aileler çocuklarının her istediğini yerine getirmeyi sevgi zannediyor.

En güzel telefon, en pahalı kıyafet, en yeni teknolojik imkânlar...

Peki ya ahlak?

Peki ya terbiye, saygı, merhamet, dürüstlük ve kul hakkı?

Bizler yokluğu da gördük, varlığı da. Bir kalemin, bir defterin, bir dilim ekmeğin kıymetini bilerek büyüdük.

Oyuncaklarımız azdı ama mutluluğumuz çoktu. Telefonlarımız yoktu ama birbirimize ayıracak zamanımız vardı.

Bugün çocuklarımızın imkânları bizden fazla olabilir. Ancak önemli olan, o imkânların yanında insan olmanın değerini de öğretebilmektir.

Çocuğuna her istediğini alan aile, onun ihtiyaçlarını karşılayabilir. Ama doğruyu, dürüstlüğü ve emeğin kıymetini öğretmeyen aile, çocuğunun geleceğinde büyük bir boşluk bırakır.

Kenan Hocamızın millî ve dinî bayramlarımızla ilgili tespitleri de son derece anlamlı.

Eskiden bayramlar bizim için yalnızca tatil değildi. Büyüklerimize hürmetin, kardeşliğin, birlik ve beraberliğin yaşandığı özel günlerdi.

Ay yıldızlı bayrağımızı gururla taşır, millî bayramlarımızın heyecanını yüreğimizde hissederdik.

Bugün de değerlerine bağlı, vatanını seven, çalışkan ve ahlaklı nice gencimiz var. Ancak bazı değerlerimizin yeni nesillere yeterince aktarılamadığını da görmezden gelemeyiz.

Çünkü vatan sevgisi yalnızca bayrağı sevmek değil, o bayrağın altında yaşayan insanın hakkını korumak, devletine sadakat göstermek ve milletine faydalı olmaktır.

ÇORUM'UN EĞİTİMİ İÇİN ÖNEMLİ BİR ŞANS: CEMİL ÇAĞLAR

Eğitimden söz etmişken, yakından tanıdığım ve çalışmalarını takdirle takip ettiğim Çorum İl Millî Eğitim Müdürümüz Sayın Cemil Çağlar'a da değinmek istiyorum.

Ben Çorumluyum. Çorum'u, Çorumluyu, bu toprakların insanını çok severim.

Memleketimde yapılan her güzel çalışma beni mutlu eder. Eksikleri dile getirmekten çekinmediğim gibi, başarılı hizmetleri takdir etmeyi de bir vefa borcu bilirim.

Sayın Cemil Çağlar'ın çalışkanlığını, dürüstlüğünü, görevine gösterdiği hassasiyeti ve eğitim konusundaki gayretini yakından biliyorum.

Çorum'da 2026 yılı eğitim yatırımları kapsamında toplam tutarı 1 milyar 685 milyon lirayı aşan projelerin bulunması da ilimiz adına önemli bir gelişmedir.

Ancak benim için eğitimde asıl mesele, öğrencilerimizin iyi yetişmesi, öğretmenlerimizin huzur içerisinde görev yapması ve ailelerimizin eğitim sürecine sahip çıkmasıdır.

Bu bakımdan Sayın Cemil Çağlar'ın Çorum için, öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz için önemli bir şans olduğuna inanıyorum.

Çünkü iyi bir eğitim yöneticisi, yalnızca okulları yönetmez; öğretmenin emeğine sahip çıkar, öğrencinin geleceğini önemser, aileyle okul arasında güven köprüsü kurar.

ÇORUM'A HİZMET EDENLERİN HAKKINI TESLİM ETMELİYİZ

Son zamanlarda Çorum'a yaptığım ziyaretlerde bir başka güzelliği daha görüyorum.

İlimizde görev yapan yöneticilerimizin birçoğunun gayreti ve hizmet anlayışı beni gerçekten memnun ediyor.

Sanki Çorum'a hizmet edecek bürokratlar özellikle seçilmiş gibi...

Başta Çorum Valimiz Sayın Ali Çalgan olmak üzere, İl Jandarma Komutanımız Kıdemli Albay Sayın Kubilay Ayvaz, İl Sağlık Müdürümüz Sayın Sinan Zehir, Tapu ve Kadastro Müdürümüz Sayın Ferhat Yücel ve burada isimlerini tek tek sayamadığım diğer kıymetli yöneticilerimizin çalışmalarını bir Çorum sevdalısı olarak yakından takip ediyorum.

Devletimize hizmet eden, vatandaşın derdini dinleyen, görevini hakkıyla yerine getirmeye çalışan her yöneticinin emeği takdire değerdir.

Bizim anlayışımızda makam, insana üstünlük kazandıran bir ayrıcalık değil, millete hizmet etme sorumluluğudur.

Makam insanı değerli kılmaz; insan, yaptığı hizmetle bulunduğu makama değer kazandırır.

Bir yönetici görev yaptığı şehirden ayrıldığında arkasından güzel sözler söyleniyorsa, vatandaş onu hayırla anıyorsa işte asıl başarı budur.

Biz gazeteciler yanlış gördüğümüzde eleştirmeyi bildiğimiz kadar, doğru yapılan işleri takdir etmeyi de bilmeliyiz.

Çünkü vefa yalnızca eski dostları hatırlamak değildir. Vefa, bugün millet için emek veren insanların da hakkını teslim etmektir.

ÖNCE İNSANI KAZANACAĞIZ

Kenan Baştaş Hocamızın mesajından hareketle başladığım bu yazıyı yine insanla bitirmek istiyorum.

Biz çocuklarımızı yalnızca iyi okullarda okutmakla sorumluluğumuzu tamamlamış olmayız.

Onlara dürüstlüğü, ahlakı, merhameti, sevgiyi, saygıyı, vatan ve bayrak sevgisini de öğretmek zorundayız.

Öğretmenimizi yalnız bırakmayacağız. Aile olarak sorumluluğumuzu unutmayacağız. Devletimize hizmet edenlerin emeğini göreceğiz.

Çünkü insanın yetişmediği yerde ne huzur kalır ne güven ne de gerçek anlamda birlik ve beraberlik.

İnsanı düzeltirsek aile düzelir. Aile düzelirse toplum düzelir. Toplum düzelirse memleket güzelleşir.

İşte bütün mesele budur.

Bu vesileyle kıymetli düşüncelerini benimle paylaşan Kenan Baştaş Hocamıza gönülden teşekkür ediyorum.

Çorum'umuz için emek veren bütün yöneticilerimize, çocuklarımızı yetiştiren fedakâr öğretmenlerimize ve bu aziz milletin geleceği için alın teri döken herkese başarılar diliyorum.

Şunu da unutmayalım:

Bir memleketin gerçek zenginliği, makam koltuklarında oturanların sayısıyla değil, o makamlarda milletin derdiyle dertlenenlerin varlığıyla ölçülür. Bir toplumun yarınlarını ise çocuklarına bıraktığı servet değil, onların yüreğine yerleştirdiği ahlak, vicdan, vatan sevgisi ve bayrak sevdası belirler.

Bizim sevdamız Çorum'dur.

Bizim sevdamız vatandır, bayraktır, millettir.

Ve bizim kalemimiz, dün olduğu gibi bugün de hakikatin, emeğin, vefanın ve bu millete gönülden hizmet edenlerin yanında olmaya devam edecektir.

Kalem; vicdandan uzaklaşınca kelimeler çoğalır, hakikat azalır. Biz kalemimizi; vatanın, vicdanın ve vefanın yanında tutmaya devam edeceğiz.

Tarafımız; menfaatin değil, hakkın; makamın değil, milletin; korkunun değil, hakikatin yanıdır.