Cinsel Tercih Değil, Cinsel Yönelim

Cinsel Tercih Değil, Cinsel Yönelim

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ağustos 2, 2026 - 23:34

Toplumun en büyük alışkanlıklarından biri, bilmediği her şeyi yanlış isimlendirmektir. Yanlış isimlendirme ise yalnızca bir dil hatası değildir; bazen önyargının, bazen ayrımcılığın, bazen de görünmez bir şiddetin başlangıcıdır. Bu yüzden bugün hâlâ birçok insanın kullandığı "cinsel tercih" ifadesi üzerinde durmak gerekiyor. Çünkü mesele yalnızca bir kelime meselesi değildir.

"Cinsel tercih" denildiğinde, ortada bilinçli bir seçim olduğu ima edilir. Sanki kişi bir restorana gitmiş, menüden bir seçenek seçmiş gibi... Oysa cinsel yönelim, bilimsel ve psikolojik literatürde uzun yıllardır kişinin romantik ve cinsel çekiminin yönünü ifade eden bir kavram olarak ele alınmaktadır. İnsanlar heteroseksüel, eşcinsel, biseksüel ya da başka bir yönelime "karar vererek" sahip olmazlar. Tıpkı insanların sağ ya da sol elini kullanmaya bilinçli bir tercih yaparak başlamaması gibi, yönelim de iradi bir seçim olarak tanımlanmaz.

İşte bu nedenle "cinsel tercih" yerine "cinsel yönelim" ifadesi kullanılmalıdır. Çünkü doğru kavramlar, doğru düşüncelerin kapısını açar.

Ne var ki bu noktada önemli bir ayrımı da yapmak gerekir. Günümüzde bazı kişiler, LGBTİ+ kimliğini ya da sembollerini gerçekten ait oldukları bir yönelimi ifade etmek için değil; dikkat çekmek, sosyal medyada görünür olmak, provokasyon yaratmak, cinselliği metalaştırmak veya farklı fantezilerini pazarlamak amacıyla kullanabilmektedir. Bu durum, gerçek anlamda LGBTİ+ bireylerin yaşadığı sorunları gölgede bırakmaktadır.

Kimliğini yaşamak başka şeydir; kimliği pazarlama aracına dönüştürmek başka şeydir.

Bir insanın cinsel yönelimi onun varoluşunun bir parçasıdır. Fakat herhangi bir kimliği, yalnızca ilgi çekmek veya ticari kazanç sağlamak amacıyla kullanılan bir kostüme dönüştürmek, o kimliğe sahip bireylere de haksızlık eder. Çünkü toplum çoğu zaman bu iki grubu birbirinden ayırmaz. Birkaç kişinin sergilediği uç davranışlar, milyonlarca insanın üzerine yapıştırılan önyargılara dönüşebilir.

Tam da bu nedenle LGBTİ+ bireylerin, kendi yönelimlerini fanteziye dönüştüren ya da bunu yalnızca bir gösteri malzemesi olarak kullanan kişilerle aynı kefeye konulmamak konusunda haklı bir hassasiyet göstermeleri anlaşılabilir bir durumdur. Kimlik ile gösteri birbirine karıştırıldığında, en büyük zararı yine gerçekten o kimlikle yaşayan insanlar görür.

Toplumun da burada dikkat etmesi gereken nokta budur. Birkaç sosyal medya paylaşımını, birkaç uç örneği ya da sansasyonel haberi bütün bir topluluğun temsili gibi görmek, adil değildir. Hiçbir toplumsal grup, en uç örnekleri üzerinden tanımlanmamalıdır. Nasıl ki birkaç suç işleyen heteroseksüel yüzünden bütün heteroseksüeller suçlanmıyorsa, birkaç kişinin davranışı üzerinden LGBTİ+ bireyleri değerlendirmek de aynı ölçüde yanlıştır.

Diğer taraftan, insan haklarını savunmak ile her davranışı sorgusuz sualsiz alkışlamak da aynı şey değildir. Bir bireyin cinsel yönelimine saygı duymak, her bireysel davranışı doğru bulmayı gerektirmez. Aynı şekilde bir davranışı eleştirmek de otomatik olarak kişinin yönelimine düşmanlık anlamına gelmez. Sağlıklı toplumlar, insan onurunu korurken davranışları da özgürce tartışabilen toplumlardır.

Belki de en büyük sorun, her konunun siyah ve beyaz olarak sunulmasıdır. Ya tamamen destekleyeceksiniz ya tamamen karşı çıkacaksınız... Oysa hayat bu kadar basit değildir. İnsan hakları, insanların onurunu korumayı gerektirir. Bunun yanında, herhangi bir kimliğin ticari, ideolojik ya da kişisel çıkarlar uğruna araçsallaştırılmasına da eleştirel bakılabilir. Bu iki yaklaşım birbirine zıt değildir.

Unutmamak gerekir ki bir kimlik, bir pazarlama stratejisi değildir. Bir yönelim, moda akımı değildir. Bir insanın varoluşunu "fantezi" kelimesine indirgemek de, gerçekten fantezi amacıyla kullananlarla aynı kefeye koymak da aynı derecede haksızlık doğurabilir.

Belki de artık dili değiştirme zamanı gelmiştir. Çünkü bazen bir kelimeyi değiştirmek, bir insanı değiştirmekten daha güçlüdür. "Tercih" yerine "yönelim" demek, yalnızca terminolojiyi düzeltmek değildir; insanların hayatlarını daha doğru anlamaya yönelik küçük ama önemli bir adımdır.

Ve belki de asıl soru şudur: İnsanları gerçekten oldukları gibi anlamaya mı çalışıyoruz, yoksa onları yanlış kelimelerin içine sıkıştırarak anlamış gibi mi yapıyoruz?