Çocuklara "Yabancılarla Konuşma" Diyoruz, Peki Ya Tanıdıkları?

Çocuklara "Yabancılarla Konuşma" Diyoruz, Peki Ya Tanıdıkları?

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ağustos 1, 2026 - 19:37

Çocukluğumuzun en tanıdık cümlelerinden biridir: "Yabancılarla konuşma." Yıllardır çocukları korumak için söylenen bu cümle, iyi niyetle kurulmuş olsa da artık tek başına yeterli değildir. Çünkü hayat, çocuk masallarındaki kadar siyah ve beyaz değildir. Tehlike her zaman karanlık bir sokakta bekleyen yabancı biri değildir. Bazen çocuk, en büyük zararı ismini bildiği, elini tuttuğu, güvendiği insanlardan görebilir.

Toplum olarak çocuklara hep dışarıdaki tehlikeleri anlattık. Oysa bazen tehlike, evin kapısından çoktan içeri girmiştir. Bazen bir akraba, bazen bir aile dostu, bazen bir komşu, bazen bir öğretmen, bazen de ne yazık ki çocuğun en yakınındaki kişiler zarar verebilir. Bu gerçeği konuşmamak, onu ortadan kaldırmaz.

Ancak burada daha zor bir soru vardır. Belki de yazının en ağır sorusu...

Peki ya çocuğa zarar veren kişi anne ya da babaysa?

Bu soruyu sormaktan bile çekinen bir toplumuz. Çünkü anne ve babayı kutsallaştırıyoruz. Oysa anne ve babaların büyük çoğunluğu çocukları için canını verecek insanlardır; bunu söylemek gerekir. Fakat az sayıda da olsa ihmalin, fiziksel şiddetin, duygusal istismarın ya da başka istismar biçimlerinin aile içinde yaşanabildiği de bir gerçektir. Bu gerçeği inkâr etmek, zarar gören çocukları görünmez hâle getirir.

İşte o zaman çocuk kime güvenecektir?

Yıllarca "Anlat, anneni babanı dinle." dediğimiz çocuk, eğer korktuğu kişi annesi ya da babasıysa kime sığınacaktır? Ev güvenli değilse, çocuk güveni nerede bulacaktır?

Belki de asıl eksik bıraktığımız nokta budur. Çocuklara yalnızca tehlikeyi anlatıyoruz ama güvenli limanları göstermiyoruz.

Her çocuğun, anne ve babası dışında da güvenebileceği en az bir yetişkinin olması gerekir. Bu bir büyükanne olabilir, bir dede olabilir, bir teyze, amca, öğretmen, okul psikolojik danışmanı, rehber öğretmen ya da çocuğun kendisini güvende hissettiği başka bir yetişkin olabilir. Çocuk, "Evde anlatamıyorsam burada anlatabilirim." diyebilmelidir.

Aslında çocukları koruyan şey, yalnızca sevgi değildir. Sevginin yanında hesap verebilirlik de gerekir. "Anne yaptıysa doğrudur.", "Baba kızıyorsa vardır bir bildiği." anlayışı, bazen çocuğun yaşadığı acının yıllarca konuşulamamasına neden olabilir. Hiç kimse, sadece taşıdığı sıfat nedeniyle olumsuz eleştirilemez ya da sorgulanamaz olmamalıdır. Anne olmak da baba olmak da hata yapmayacağı anlamına gelmez. Bazı durumlarda, çocukların üstün yararı için bu gerçeği cesaretle konuşabilmek gerekir.

Bu yazının amacı aile kurumunu yıpratmak değildir. Tam tersine, çocukları gerçekten koruyan aileleri güçlendirmektir. Çünkü sağlıklı aileler, çocuklarının kendilerine itiraz edebilmesinden korkmaz. "Hayır" diyebilen, soru sorabilen ve yaşadığı bir olayı çekinmeden anlatabilen çocuk yetiştirmek, otoriteyi zayıflatmaz; güveni güçlendirir.

Hukuk suç işlendikten sonra devreye girer. Psikoloji ise çoğu zaman yıllar sonra yaraları onarmaya çalışır. Oysa toplum olarak görevimiz, ne mahkemelerin ne de terapilerin yükünü artırmaktır. Asıl görevimiz, çocukların zarar görmesini en baştan önleyebilmektir.

Belki de artık çocuklara ezberlettiğimiz cümleyi değiştirme zamanı gelmiştir.

"Yabancılarla konuşma." demek yetmez.

Şunu da öğretmeliyiz:

"Kim olursa olsun... Yabancı, akraba, komşu, öğretmen, aile dostu, hatta anne ya da baba... Eğer biri sana kendini kötü hissettiren, seni korkutan, sınırlarını ihlal eden bir davranışta bulunursa susmak zorunda değilsin. Senin suçun değil. Güvenebileceğin başka yetişkinler de var. Konuşabilirsin."

Belki de çocukları koruyacak en güçlü cümle, yıllardır kurduğumuz cümle değildir.

Belki de en güçlü cümle şudur:

"Sana zarar veren kim olursa olsun, seni dinleyecek, sana inanacak ve seni koruyacak birileri mutlaka vardır."

Çünkü bir toplumun gerçek medeniyeti, çocuklarına ne kadar söz hakkı verdiğiyle ölçülür. Çocukların sustuğu toplumlarda yalnızca çocuklar değil, vicdan da sessizleşir.