GUDÜSE HALK HAREKETİ
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Biz bir şekilde hayata devam ederken maalesef dünyanın bir yerlerinde sürekli dakika başı çocuk öldürülüyor. Ve insanlar açlıktan, susuzluktan, vahşetten, ilaçsızlıktan maalesef Allah'ın onlara bahşettiği hayat ellerinden çalınıyor. Ülkeleri çalınıyor.
Bakın Gazze'de ateş kesildi ama katliam, sessiz katliam devam ediyor. Sinsice, soykırım devam ediyor. Gazze'de ateşkes, kesilen bişey yok.
İnsanların gözüne baka baka orada soykırım devam ediyor. Yetmedi. Iki bin yıl önce İsa Nebi'ye çile çektirenler aynı topraklarda Batı Şeria'da, Kudüs'te ve Gazze'lilerle aynı çileyi çektiriyorlar.
Bir kısmını katlediyorlar. Bir kısmını yaralıyorlar. Evleri başlarına yıkıyorlar. Araçları tahrib ediliyor, arazileri tarümar. Ve suçsuz yere insanlar, çoluk çocuk, kadın kız rehine alınıyor. Rehine rehine ve şu anda on binlerce rehine sürekli İsrail hapishanelerinde onların organları çalınıyor. Onların gelecekleri çalınıyor.
Ve on binlerce rehine sürekli her türlü işkenceye maruz. Hatta Filistin askısı bile özel işkence meşhur olmuş. Özel işkence şekilleriyle kendilerine zulmediliyor. Maalesef şu anda da hapishanelerin, cezaevlerinin etrafına timsah koyacaklarını söylediler. Bakın bütün dünya bunu duydu. Haksız yere hapishanelere cezaevlerine koydukları o masumların etrafına vahşive timsah yerleştirmeyi düşünüyorlar.
Peki bunu biz duymadık mı? Görmüyor muyuz? Dolayısıyla bizi bu suça zımnen ortak etmiş oluyorlar. Hiçbir şey yapmasa bile insanlara bu suçu atfetmiş oluyorlar. Dolayısıyla bu soysuzluğa karşı direnmek zorundayız. İnsanlık olarak.
Batı Şeria'da o insanların canlarını katlederken, hapsettiklerinin evlerini kalanların başına yıkarken, yetmedi mallarını gasbederken onların hazine arazilerine el korken bu yetmiyormuş gibi ilhak ediyorlar. Filistin yetmedi o sivil yerleşimci dedikleri sivil işgalciler Suriye'de bile işğal peşindeler. Askerlerini geçtik siviller bile işgal etmeye başladılar.
Bu mezalim on yıllardır, yüzyılı aşkın devam ediyor.
Şimdi de bize yaklaşıyorlar. Suriye'de sözde sivil yerleşimci işgalciler gerçekte işgal etmeye devam ediyor. Golan tepeleri ve Lübnan'ın güneyi tamamen siyoni satani askerler tarafından zaten işgal edilmiş durumda.
Hal maalesef buyken biz bunlara karşı insanlığı sivil savunmaya, mücadeleye davet ediyoruz. İnsanlığın en büyük kanseri olan siyonizme karşı dik durmaya, mücadele etmeye davet ediyoruz. Hatta diyoruz ki bunların Ağababaları İngiltere, Fransa, Amerika, Anadolu topraklarını işgal etmişti de Antep'te, Maraş'ta, Urfa'da devlet ordu olmadığı halde o Maraşlılar, Urfalılar, Antepliler, Halk direnişi'yle Fransızları, İtalyanları, İstanbul'da İngilizleri defettiler. Aynı şekilde bu kuvve-i milliyenin devamı bugün Gazze'de, Kudüs'te, inşallah onlar da bu İngiltere'nin, Amerika'nın piyonu, Amerika'nın uşağı, Amerika'nın askeri, Siyon'i satanî tetikçi, Siyoniler de bir şekilde def edilecek.
Ama istiyoruz ki bunda bizim de payımız olsun. Bizim de elimiz olsun. O vesileyle yarın yeni dünyada şu dünyadaki nimetlerin daha güzeliyle yaşamaya devam edebilelim. Yoksa şu nimetler da elimizden çekilip alınır. Hak etmediniz diye. Siz bu nimetleri hak etmiyorsunuz diye. Gözünüzün önünde soykırımlık katliam yapıldı. Gıkınız çıkmadı diye Allah bu nimetleri, hayatımızı, ve bütün nimetleri, canımızı ve bütün organlarımızı elimizden çekip alabilir. Şu güneş, güneş birkaç metre yakında dursa alın size cehennem. En derin cehennem. Güneşi kim orada tutuyor Allah'tan başka?
Öyleyse bakın bu nimetlere şükrederek Allah'ın kullarını gatledenlere, Allah'ın kullarına zulmedenlere karşı biz de Türkiye'den halk hareketi düzenliyoruz. Aynen Antep'te, Urfa'da, Maraş'ta olduğu gibi. Önümüzdeki ay Fransa'dan Bosna'dan geçerek İstanbul üzerinden Ankara, Konya ve Irak üzerinden, Ürdün üzerinden Gudüs'e kadar, Filistin'e kadar gidilecek. Bu konvoya katılmaya davet ediyoruz. Halk yürüyüşüne, İbrahim Nebi'nin yürüyüşüne, Muhammedin Nebinin israsına ortak olmaya, destek olmaya davet ediyoruz. Eylül ayında da yine İstanbul'dan başlayarak Kocaeli Sakarya, Ankara, Aksaray, Adana, Osmaniye, Hatay ve Kazkiye, Tartus, Trablusşam, Beyrut, Şam, Dera, Irbid üzerinden.
Isa Nebinin memleketi celile Nasır'a üzerinden Yusuf Nebi'nin kuyuya atıldığı Gotan üzerinden şeria Gudüs'e. Dün İsa Nebi'nin çarmıha gerilmeye kalkıldığı gibi bugün de aynı türlü zulüm daha evsaflı devam ettiriliyor. İnşallah tüm insanlığa bu vahşeti haykıracağız. Durun, yapmayın diyeceğiz. Kudüs'e ulaşmaya ve oradaki canlara can, Siyona vicdan almaya, ses olmaya gidiyoruz. Ve bunun startını, bidayetini inşallah buradan veriyoruz.
Eminönü Meydanı'ndan, İstanbul'dan başlayacağız. Bu zulme karşı yükselen hakikatin sesine bigane kalmayın. Kulak verin. Medyamızdaki afişlere göz atın. Habersiz bir haber kalmayın. Yoksa şu dünyada ot gibi yaşayıp gitmeyelim.
Yoksa Allah bizi ne etsin? Bunca yaratmışken, bunca yaşatıyorken eğer şu basit mücadelede safımızı bile belli etmeyeceksek Allah bizi ne etsin? Yeni dünya düzeninde kıyamette bize niye alan açsın? Bize niye cennet hibe etsin? Çöp eder cehennem çukuruna. Cehimde sürünür dururuz. Şu verilen nimetlere şükretmiyorsak ve bu şeytani tetikçilere, Siyonilere ve yerli uzantılarına itiraz etmiyorsak yaratan bizi ne yapsın? Ha ot, ha hayvan, ha yürüyen iki ayaklı. Farkimiz olması lazım.
Aklımız var. Vicdanımız var. Zekamız var.
Ahlakımız var. Kitabımız var.
Buna rağmen eğer kılımız kıpırdamıyorsa kusura bakmayalım. Yaratıcının da bizimle bir işi olmaz. Yanarız.
Bizi çöp eder, çöp. Cehenneme kor eder. Ateş eder ateş. Ateşe odun eder. Cennet de var. Cehennem de var. Yap tercihini.
Onun için Gazze'yi cehenneme çeviren, Gudusu, şeriayı, batı şeriayı İsa çilesinin yaşandığı yere dönüştüren yetmedi, Suriye'de, Lübnan'da, siviliyle, askeriyle zulmü, düşmanlığı büyüten bu siyoni tetikçiye, satani tetikçiye, şeytanın uşağına karşı her türlü uyanış, direniş ve karşı duruşu, yürüyüşü yapalım inşallah diyoruz. Ve bunu buradan haykırıyoruz.
Ve ona karşı direnişe, salaya, dayanışmaya ve bu ay Avrupa'dan başlayıp Irak üzerinden, Ürdün üzerinden gidecek olan Filistin konvoyuna katılmaya hem de Eylül'de İstanbul'dan başlayıp Suriye ve Lübnan üzerinden Kudüs'e ulaşmaya çalışacak olan İbrahim'i yürüyüş kafilesine ortak olmaya, destek olmaya davet ediyoruz. Ve Trump gibi Netanyahu gibi ve onlarla iş birlikçiliğiyle ünlenen Arap Emirlerini taşlamaya davet ediyoruz. Hacca gidenlere bile bunları taşlatmıyorlar. Tıngır tıngır haçtan insanlar boş dönüyor. Hac demek huccet demektir. Hak yolda olduğumuzun delili demektir.
Ama nerede? Biz her cuma Eminönü Meydan'da işte şeytanların silüetlerini Firavun Trump, satan yahu, şeytanın uşağı ve birleşik işbirlikçi Arap Emirleri taşlatıyoruz. Ve yetmedi meydanda duble şeytan üçgeni ve duble siyoni haç, o da meydanda ayaklar altında, hem onu çiğneyin, üstünde postallarınızla yürüyün. Mukaddes araziyi, arzı kirletmek öyle olmaz. Biz Davut Nebi'yi ve Süleyman Nebi'yi istismarımızı yemez, yutmayız.
Sizinki Davut Yıldız'ı değil duble siyani haç. Duble şeytan üçgeni. Bir taraftan o duble siyoni haçı çiğnerken bir taraftan da kendi bayrağımıza Süleyman mührü ve Davut Yıldız'ı işledik inşallah diyoruz.
Gerçek müslüman bayrağı. Hem kelimeyi tevhid. La ilah illa Allah hem de Hilal'i Hatemü Nebi ve Süleyman Nebi mührü, Davut Nebi Yıldız'ı. Siyoni duble haça ve siyoni duble şeytan üçgenine itirazen onu çiğneyerek ve şeytanları taşlayarak Halk dik duruş ve yürüyüşünü buradan ilan ediyoruz.
Rabbim şahadetimizi kabul buyursun. Allah'a emanet olun.