HACILAR DÖNMESİN, KUDÜS'E YÜRÜSÜN
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Malumunuz hac mevsimi. Biz de gündemi öyle yapalım istedik: hac, kurban ve Kudüs ilişkisi. Hatta şu anda hacılar dönmeye başladı. Biz de şöyle bir başlık atalım dedik:
“Hacılar dönmesin, Kudüs'e yürüsün.”
“Hacılar dönmeyin, Kudüs'e yürüyün.”
Peki, şu ana kadar pek Kudüs'le hac ilişkilendirilmiş değildir. Ama şu anda hem hac mevsimi hem de Kudüs, yıllardır gündemden düşmeyen, özellikle son birkaç yıldır çok yoğun bir şekilde gündemde olan bir mevzu. Ancak bunlar bağımsız değil. Hani nasıl kurbanla hac bağımsız değilse, bazı İslam kültüründen yoksun, Türkiyeli bazı medya ve güya aydın çevreler, “Bu sene de kurban hacca geldi.” veya “Hac kurbana geldi.” diye cahilce, tutumcu cehaletlerini açık eden yayınlar ve haberler yaptıkları gibi...
Yani kurbanla hac zaten aynı şeydir. Kurban, haccın bir parçasıdır bir yerde.
Hacca gidemeyenler de kurban ibadetini yapar ama işte kurban, Rabbe yaklaşma, Rabbe vefa vb. Bir taraftan da aynı mevsim, hac mevsimi. Hac da bir hüccettir.
Yani aslında bizim kendimizi ispatlamanın, rüştümüzü ispatlamanın, Rabbimize karşı saygımızı ispatlamanın bir vesilesidir.
İşte hayat vermiş ama fani. Sen bunu geri iade edersen, Rabbine vefa gösterirsen Allah bu fani hayatı ebedî yapıyor.
Yani ölümü öldürüyor adeta. Haccın ana felsefesi, kurbanın ana felsefesi nihayetinde bu mihvalde.
İşte çocuğunun, İsmail'in veya İshak'ın, Allah'a vaat edilmiş olması, adanmış olması ve bunun hatırlatılması.
Allah'ın hoşuna giden bu vefayı, kulun vefasını, saygısını, teslimiyetini görmesi... O zaman ne yapıyor? Daha çok veriyor.
İşte bu mihvalde; hem de bu, Allah'a verdiği sözü tutmayı engelleyen, Allah'a vefayı, saygıyı, takvayı tuzaklayan şeytanları taşlamak.
Arefe, farkındalık.
Sonra o şeytanları, irili ufaklı şeytanları, insî cinnî şeytanları taşlamak...
Kabaca hac budur.
Peki, bunun Kudüs'le ilintisi nedir?
Mesela nebilerden İbrahim Nebi, Kâbe'yi inşa etmeden önce, Kâbe'ye gitmeden önce nereye uğradı?
Kudüs'e uğradı.
Onun için şöyle bir cümle de söyledik:
“Nebiler hacdan önce isra etti; biz bari hacdan önce yapamadıysak sonra yapalım.”
“Hacılar dönmesin. Hacılar dönmeyin, Kudüs'e yürüyün.”
Yani orada hac olmuyor aslında. Ne tam manasıyla...
Mesela Safa ile Merve arasında hervele var.
Hervele nedir? Müşriklere karşı bir gövde gösterisidir, eylemdir, eylemselliktir.
Mesela orada Filistin konusuyla, Kudüs konusuyla veya bu küresel Siyoni, Tuğyani sömürüye karşı, emperyal sisteme karşı bir hervele, bir boy gösterisi, bir eylem, bir söylem, bir yürüyüş var mı?
Ne mümkün? Buna müsaade ederler mi?
Öyleyse haccın nesi oluyor ki?
Daha şeytanları taşlamadan, Arefe farkındalığına varmadan... Ne yüzle kurbandan, Rabbe yakınlıktan, Rabbe saygıdan bahsedersin?
Ve bunun yolu da, bakın,
Kudüs'ten geçiyor aslında; bu bilinç, bu farkındalık Kudüs'ten geçiyor.
İbrahim Nebi ve Kudüs
İbrahim Nebi, işte tevhidin atası, kurban ibadetinin veya hac ibadetinin önderi, rehberi...
Nihayetinde hac, İbrahimî bir eylemdir; İbrahimî bir ibadettir.
Peki, İbrahim Nebi oraya gitmeden önce Kudüs'e gitti değil mi?
“İbrahimî Yürüyüş” diye biz onun için Kudüs'e yürüyüş tertip ettik. Çünkü bu, İbrahim Nebi'nin sünnetidir.
Muhammed Nebi ve Kudüs
Peki, İbrahim Nebi yaptı da Muhammed Nebi yapmadı mı?
Yapmaz olur mu?
O da isra etti.
İsra Gecesi'nde Mekke'den Kudüs'e yürütüldü.
Bütün bu sünnetler bize neyi gösteriyor?
Hâtemi Nebi Muhammed Nebi aleyhisselam da daha haccetmeden önce Kudüs'e yürütüldü.
İşte onu yapmadan önce yine Hâtemi Nebi de, İbrahim Nebi de önce isra etti,
Kudüs'e yürüdü.
Bugün Bize Düşen Nedir?
Öyleyse bize ne düşer?
Bize aslında hac etmekten önce, aynen onların sünneti gibi, Kudüs'e yürümek düşer.
Ama diyoruz ki şu anda hac mevsimindeyiz.
Hiç olmazsa hacdan sonra dönmeyin.
Memlekete ne yüzle döneceksin?
Hac ibadetini mi yaptın? Bunun neresi hac ibadeti?
Öyleyse hiç olmazsa bunu telafi adına
Kudüs'e yürüyün.
Kudüs'e yürüyün. Hacılar...
Bakın, işte üç yüz beş yüz kişilik Sumud kafilesinden medet umuyoruz.
Bu iki milyon kişi Kudüs'e yürüse...
Bu olmaz mı?
Bu güzel olmaz mı? Hem de nasıl...
Hem bu hac tertipleyen özel şirketler veya Diyanet gibi resmî kurumlar bunu düşünsün hem de hacılar bunu talep etsinler.
Bu taleplerini yükseltsinler.
Yani ağlamayan çocuğa emzik yok.
Hak hukuk talep edilmeden kimseye verilmiyor.
Dolayısıyla taleplerin yükseltilmesi lazım.
Dolayısıyla:
“Hacılar dönmesin, Kudüs'e yürüsün.”
“Hacılar dönmeyin, Kudüs'e yürüyün.”
“Nebiler hacdan önce isra ettiler, Kudüs'e yürüdüler; siz hiç olmazsa hacdan sonra isra edin, Kudüs'e yürüyün.”
Ey hacılar!
İşte o zaman gerçekten hac etmiş olursunuz.
Gerçekten bu sizin bir hüccetiniz olur.
Allah'tan yana, haktan ve hakikatten yana olduğunuzun bir hücceti, delili olur.
İşte hac odur. Hac hüccettir.
Dolayısıyla bunun bir parçası olan Kudüs'ü, Mekke'yi, Medine'yi...
Müminlere, Müslümanlara bu beldelerin hakkını vermek adına ve şeytanları taşlamak adına; Siyoni şeytanı, Evangelist Batı şeytanını ve iş birlikçilerini taşlamak adına böyle bir Kudüs'e yürüyüş...
Ve orada mücadele verenlere ses olmak adına:
“Hacılar dönmesin, Kudüs'e yürüsün.”
“Hacılar dönmeyin, Kudüs'e yürüyün.”