AYŞE TATİLDEN DÖNMEDİ
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Kıbrıs Barış Harekâtı, 20 Temmuz 1974 yılında bir Cumartesi sabahı erken saatlerde havadan indirme ve denizden çıkarma harekâtı ile başladı.
Ankara'nın Kıbrıs'a müdahalesi resmen, ilk olarak Yunanistan'a bildirildi. Büyükelçi Kozmodopulos sabahın erken saatinde uyandırılarak Dışişleri'ne çağrıldı. Dışişleri Bakanı Turan Güneş müdahaleyi bildirdi. Büyükelçi, "Ankara'da kalamam" diyerek Beyrut'a gitmek istediğini söyledi. Kilis sınır kapısının açılması için talimatlar verildi. Yunanlı Büyükelçi sınıra vardığında gözlerine inanamadı. O gün harekâta başlayan Türkiye, Yunanlı Büyükelçiyi bir manga askerinin selam duruşuyla uğurladı.
Kod adı "Ayşe tatile çıksın" ise ikinci Barış Harekâtı'nın başlamasının şifresi idi.
"Ayşe tatile çıksın" parolası, 1974 yılında gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtı'nın (kod adıyla Atilla Harekâtı) ikinci aşaması için kullanılmıştı.
Cenevre'de yapılan görüşmelerden sonuç alınamaması üzerine, 14 Ağustos 1974'te İkinci Barış Harekâtı'nın başlatılmasının işareti olmuştu. Parola, ismini Turan Güneş'in kızı Ayşe Güneş Ayata'dan almıştı.
İkinci harekâtın olacağı gece bizim de Kara Harp Okulu 1'inci sınıfta ilk Menteş Atışlı Tatbikat Alanı'na ayak bastığımız günün gecesiydi.
O gece 3-5 bölük çadır nöbetçisi idim.
Benden önceki 1-3 nöbetçisi arkadaşım bana bölüğü gece 3'te alarmla uyandırmamın emrini iletti.
Biz eğitim alarmı olduğunu zannediyorduk. Çünkü daha önce hepimize kampta ilk gece genellikle alarm verilebileceği ve çok dakik hareket etmemiz gerektiği sıkı sıkı tembih edilmişti.
Ancak alarmı verip bölükler uyandırılıp içtima alanlarına toplandığında gerçeği öğrendik.
Ayşe tatile çıkmıştı.
Biz de her sabah gün doğmadan kalktık, eğitimlerimizi açık alanda değil, örtü sağlayan ormanlık alanda yapmaya başladık.
Haberleri de komutanlarımızın yanında bulundurdukları el radyosundan takip ediyorduk.
Harekât öncesi sağ-sol diye ikiye bölünmüş toplumumuz birden yekvücut hâle gelmiş, birlik ve beraberliğimiz zirve yapmıştı.
Biz içeride birbirimizi yerdik ama dışarıya karşı da bir ve beraber olmayı çok iyi bilirdik.
Nitekim öyle de oldu.
Askerlik şubelerinin önü harekâta gönüllü katılmak isteyen vatandaşlarla dolmuştu.
Ordu-Millet el ele kampanyaları düzenlendi gazeteler tarafından.
Toplanan para ile ASELSAN kuruldu.
Çünkü harekâtta telsizler susmuş, konuşamamıştık.
Hatta düşman bizi dinleyemiyor ve bu sessizliği yaptığımız dinlemeli telsiz susması zannediyor, yüksek disipline hayret ediyordu.
Doğru, dünyanın en disiplinli ordusuyduk ama bu susma tamamen İkinci Dünya Savaşı'ndan kalma hantal cihazlardan kaynaklanıyordu.
Ve bugün ASELSAN bir dünya markası ve gururumuz oldu.
Ancak Ayşe hâlâ tatilde.
Çünkü sorun bitmedi.
Eski duruma döndürmek için çok uğraşılsa da...
Ayşe tatilden asla dönmeyecek.
Ta ki Ada'da Türkiye'nin garantörlüğünün yanı sıra eşit ve egemen iki ayrı devletin varlığının kabul edilmesine kadar.