“TÜRK CEPHESİ” Kavramı, İsrail’in Yüreğine Üç Korku Saldı!..

“TÜRK CEPHESİ” Kavramı, İsrail’in Yüreğine Üç Korku Saldı!..

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Temmuz 19, 2026 - 00:23

İsrail’in Türkiye korkusu dünya literatürüne “Türk Cephesi” kavramını kazandırdı! Türkiye’nin son yıllardaki siyasi, askeri, teknolojik, istihbarı gücünden dolayı bölgesel politikalarda jeopolitik rekabet yönünden Ortadoğu'da söz sahibi olması İsrail’i olağanüstü korkutmuş olacak ki “Türk Cephesi” kavramı ile kendileri için Türkiye’nin potansiyel tehlikeli bir ülke oluğunu aleni bir şekilde konuşmaya başladılar. İsrail, Türkiye’nin NATO ülkesi olması ve ABD ile ilişkilerinden dolayı ne kadar ‘düşman’ bir ülke olarak görmese de kendilerine yönelik olağanüstü tehlikeli bir ülke olduğunun bilinci içinde.

Yani, Türkiye’nin kara, hava ve deniz üzerinde savunmaya yönelik teknolojik yönden gelişmesi, büyümesi ve Ortadoğu’nun en güçlü ülkesi olarak liderliğe oturması İsrail’i daha şimdiden endişelendirmeye başladı. Türkiye’nin İHA/SİHA teknolojileri, yerli ve milli savunma sanayii, deniz gücü, fırkateyn ve amfibi hareket kabiliyetinde çok büyük ilerleme göstermesi artık kendileri için bir tehdit oluşturmaya başladı. Ve bu durumu “Türk Cephesi” kavramı ile ifade etmeye başlaması da boşuna değildir!

Türkiye’nin ev sahipliğini yaptığı NATO Zirvesi’nde F-35 savaş uçaklarını tedariki konusunda ABD’nin yeşil ışık yakması bile Türkiye’nin ABD üzerindeki etkisinin açık ve net bir delilidir. Bütün bu gelişmeler üzerine İsrail, Türkiye’yi doğrudan ‘düşman’ görmese de kendileri için en büyük tehdit unsuru olan bir ülke olduğunu “Türk Cephesi” kavramı ile ifade etmeye başladı! Çünkü Türkiye gerçekten ciddiye alınması gereken bir ülkeydi. Bundan sonra Türkiye’den gelebilecek tehditlere ve tehlikelere karşı yeni stratejiler geliştirmek başlıca görevi olacaktı.

Yıllar sonra İsrail’den “Türk Cephesi” itirafının gelmesi üzerine Türkiye’ye yönelik yeni ve ciddi hazırlıkların yapılmaya başladığını az-çok tahmin edebiliyoruz. Türkiye’den gelebilecek (sözde) tehdit ve saldırılara karşı yeni güvenlik senaryoları, yeni savunma stratejileri ve yeni psikolojik savaş yöntemleri arayışına giren İsrail’in artık Türkiye korkusunu dışa vurmaya başladığını son günlerde İsrail medyasında çıkan haber, yorum ve analizlerden çok iyi anlıyorduk.

İsrail medyasında JNS’de çarpıcı bir analiz yayınlandı. İsrail’i tehdit eden unsurlar arasında Türkiye ile ilgili güvenlik senaryoları konuşulmaya ve yazılmaya başlandı. İsrail “Türk Cephesi” kapsamı içinde savunmaya yönelik yeni tedbir ve önlemler arasında kara, hava ve denizde kabiliyeti yüksek uçak, gemi ve kara araçlarının üretimi ve tedarikleri sağlanarak envantere ekleneceği ifade ediliyor. Zaten bu konuda en büyük desteği ABD’nin verdiği aleni bir şekilde biliniyor.

İsrail’i tedirgin eden hususların başında Türkiye’nin ABD’den temin edeceği F-35’lerdi! Yani, Türkiye’nin elinde F-35’lerin olması demek İsrail’in hava üstünlüğünü olağanüstü etkileyecek demekti. İsrail bu konudan çok rahatsızdı. Bu durum İsrail medyasında zaman zaman gündeme gelmesi bile Türkiye’den ne kadar korktuklarını gösteriyor. Sadece F-35’ler mi aynı zamanda Türk deniz donanması da İsrail için bir o kadar tehdit unsuru oluşturuyor! Türk donanması, fıkrateynleri, amfibi çıkarma gemilerini, denizaltıları, füze botları ve sayısız hava araçlarını taşıma kapasitesine sahip olması da İsrail’i rahatsız eden önemli unsurlardan birisidir.

‘Türk Cephesi’ kavramı içinde İsrail’i korkutan üç ayrı konu İsrail medyasında gündeme geldi. Bunlardan birincisi ‘Sekinci Cephe’ konusu, ikincisi bölgede ‘süper güç’ olması ve üçüncüsü de ‘Çelik Kubbe’ savunma sistemi! İşte bu üç konu İsrail’in kabusu haline geldi! İsrail’in rahatsızlık duyduğu bu üç konudan İsrail basını neler yazıp-çizdi?!

Jerusalem Post’ta İsrailli emekli general Eilend, Tel Aviv’in korktuğu sekizinci cephesinden bahsederken Türkiye’nin son yıllardaki bölgedeki etkisinin İsrail’i son derece kaygılandırdığına değindi. Emekli general Giora Eiland, konuya açıklık getirirken Türkiye’nin gücünün sadece savunmaya yönelik olmadığını aynı zamanda diplomasi ve dış politikadaki etkili olduğuna vurgu yaptı. Eiland, ‘sekizinci cephe’ derken zaten Türkiye’nin gücünün hafife alınmaması gerektiğine işaret ediyordu.

İsrailli Emekli General Giora Eiland, “Türkiye’nin güçlü donanması, savunma sanayiinde attığı adımlar ve sahadaki etkinliği, İsrail açısından yalnızca bölgedeki kuralları değiştirecek bir hamle yani stratejik bir faktör. Çünkü, Türkiye askeri güç kapasitesini siyasi hedefleriyle uyumlu biçimde kullanabilen nadir bölge ülkelerinden biri. Ankara, Doğu Akdeniz, Orta Doğu ve Kafkasya hattında kurduğu denge politikalarıyla, bölgesel gücünü pekiştiriyor” diyerek Türkiye’nin güçlenerek büyümesini İsrail’in yakından takip ettiğine vurgu yaptı. Ayrıca Türkiye’nin bu gücünün Doğu Akdeniz’de de farkadildiğine dikkat çeken İsrailli geneleral G. Eiland, “İsrail’in pratikte en korktuğu şey Ankara’nın deniz ablukası ve Suriye’de Türkiye’nin hızla artan nüfuzu. Ankara büyük ve kaliteli bir donanmaya sahip ve Tel Aviv’e olası bir durumda deniz ablukası uygulanabilir. Ayrıca, Şam’daki etkileri sürekli artıyor bu da İsrail’in güney Suriye’deki operasyonel önceliklerini doğrudan etkileyebilir. Bu durum en büyük korkumuz olur” diyerek Türkiye’nin bu konudaki gücü ve etkisinin altını çiziyor.

İsrail’in Türkiye’den yana en büyük ikinci rahatsızlığı ise “bölgesinde süpere güç” olmasıydı. Israel Hayom gazetesi bu konuda NATO Zirvesi’nin Türkiye’yi “bölgesel güç”, Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ı da diplomasi ve güvenlikte başarılı bir lider yaptığına değindi. Israel Hayom gazetesine konuşan Ariel Üniversitesi Orta Doğu Çalışmaları ve Siyaset Bilimi Bölümü'nden Türkiye uzmanı Dr. Assa Ophir "Türkiye mevcut düzeni değiştirmek isteyen bir ülke. Ankara'nın son yıllarda kendisini daha önce karakterize eden temkinli, statüko odaklı dış politikadan kademeli olarak uzaklaştığını görebiliyoruz. Türkiye bunun yerine sadece bölgesel statükoyu değil, küresel güç dengesini de reddeden; oyunun kurallarını yeniden yazmayı hedefleyen daha bağımsız ve kararlı bir tutum takındı… NATO'ya katıldığından beri Türk ordusu, ortak tatbikatlara katılma yeteneğinden, standardizasyondan, istihbarat paylaşımından ve dünyanın en gelişmiş ordularıyla birlikte çalışabilirliğin geliştirilmesinden yararlandı. Türkler askeri tehditlere karşı bir savunma ağı alıyorlar.” diyerek Türkiye gerçeklerini akademik bir dil ve üslupla izah etmiştir.

İsrail’in Türkiye’den üçüncü ve en büyük rahatsızlığı ise Türkiye’nin savunma sanayindeki devası projesi olan **“Çelik Kubbe”**dir. İsrail’in tanınan merkezi savunma yayın organı Israel Defense’nin Türkiye’nin hava savunma sistemi “Çelik Kubbe”yi mercek altına alması boşuna değildir. Israel Defense yayın organı “Türklerden savunma alanında tüm bölgeye gözdağı veren 900 milyon dolarlık dev hamle geldi” diyerek bahsetmesi bile Türkiye’den ne kadar koktuklarının açık bir ifadesi değil midir?! Haberde “Türkiye’nin nefesi adeta ensemizde! Bu nedenle Türkiye'nin, ülkenin büyük bölümünü kapsayacak modern ve güçlü bir hava savunma ağı kurmayı ulusal güvenlik açısından öncelikli hedeflerden biri haline getirdiler” ifadeleri bile Türkiye “Çelik Kubbe” ile İsrail için ne kadar korkuya yol açtığının aleni belirtileri olsa gerek.