HAYAT, HERKESİ KENDİSİYLE SINAR…
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Hayatın bazı gerçekleri vardır; insan onları ne kadar erken öğrenirse, o kadar az kırılır. Fakat çoğu zaman bu gerçekleri bize sözler değil, yaşadıklarımız öğretir.
İnsan bazen bir başkasını hayatından çıkarırken bunun büyük bir kayıp olmadığını düşünür. Yerine bir başkasını koyar, yeni insanlarla yoluna devam eder ve geride bıraktığının değerini fark etmez.
Ta ki bir gün…
Yokluğunuzda yerinize tercih edilen insanlarla aynı hayatın içinde yürümek zorunda kalana kadar.
İşte o zaman bazı insanların yerinin kolayca doldurulamayacağını anlarsınız.
Çünkü insanın hayatındaki bazı kişiler yalnızca bir isim, bir arkadaş, bir çalışma arkadaşı ya da bir yol arkadaşı değildir. Onlar; zor zamanınızda yanınızda duran, başarınızda sevinen, düştüğünüzde elinizden tutan, sizin iyi gününüzü kendi iyi günü gibi gören insanlardır.
Böyle insanları kaybetmek kolay, yerini doldurmak ise sanıldığı kadar mümkün değildir.
İnsan bazen birini kaybettiğinde değil, onun yerine koyduğu insanın gerçek yüzünü gördüğünde kaybettiğini anlar.
Hayat da tam burada devreye girer.
Kimin kıymetini bilmediğinizi, kimi kolayca harcadığınızı, hangi insanı başkaları uğruna kaybettiğinizi hayat size bir gün mutlaka gösterir.
Hatta daha fazlasını…
İtibarınızı kimin için feda ettiğinizi de.
Çünkü insan ilişkilerinde verilen her kararın bir karşılığı vardır. Bugün uğruna bir başkasını kırdığınız kişi, yarın sizin kırılma sebebiniz olabilir. Bugün sırtınızı döndüğünüz insanın kıymetini, yarın başka birinin size aynı şekilde sırtını dönmesiyle anlayabilirsiniz.
Hayatın garip bir terazisi vardır.
Belki hemen tartmaz.
Belki bugün karşılığını vermez.
Ama zamanı geldiğinde herkesin önüne kendi davranışlarının sonucunu koyar.
İnsan bazen başkasını sınadığını zannederken aslında kendi karakterinin imtihanından geçer.
Kimin yanında durduğunuz, kimi yarı yolda bıraktığınız, kimin emeğini görmezden geldiğiniz ve kimin kıymetini başkalarının sözüne bakarak ölçtüğünüz; aslında sizin kim olduğunuzu anlatır.
Çünkü karakter, insanın kimse görmezken yaptığı tercihlerde ortaya çıkar.
Ve gün gelir, insan kendisi gibi insanlarla sınanır.
Vefasızsanız vefasızlıkla, değeri bilmiyorsanız değersizlikle, insan harcamayı kolay görüyorsanız bir gün sizin de kolayca harcanabileceğiniz bir hayatın içinde bulabilirsiniz kendinizi.
O zaman anlarsınız…
Kimin gerçekten yanınızda olduğunu, kimin menfaat için yakınlaştığını, kimin sizi insan olduğunuz için sevdiğini, kimin ise sizin makamınız, çevreniz, gücünüz veya sunduğunuz imkânlar için orada olduğunu.
Çünkü bazı insanlar sizinle değil, sizden elde ettikleriyle ilgilenir.
Bazıları ise hiçbir şeyiniz olmasa dahi yanınızda kalır.
İşte aradaki fark budur.
Menfaat bitince gidenle, imkânlar tükendiğinde dahi elinizi bırakmayan insan aynı değildir.
Bu yüzden hayatımızdan çıkan herkesin ardından üzülmemek gerekir.
Bazı gidişler kayıp değil, hayatın yaptığı bir temizliktir.
Bazı insanların gitmesi canımızı acıtır ama zaman geçtikçe onların yokluğunun değil, aslında hayatımızdaki yanlış yerlerinin sona erdiğini fark ederiz.
Ve bazı insanlar vardır ki onları kaybettiğinizde değil, yerine koyduklarınızın kim olduğunu gördüğünüzde değerlerini anlarsınız.
Fakat o saatten sonra bazı şeylerin telafisi mümkün değildir.
Çünkü kırılan güven, özürle onarılabilir belki; fakat eskisi gibi olmak her zaman mümkün değildir.
İnsan bir kez gördüğü gerçeği, ikinci kez aynı saflıkla göremez.
Bu nedenle kimseyi küçümsemeyin.
Kimseyi kolayca harcamayın.
Bir insanın sessizliğini güçsüzlük, nezaketini mecburiyet, sabrını da sınırsızlık zannetmeyin.
Çünkü en çok susan insanın bile bir gün söyleyeceği son cümlesi olabilir:
“Ben artık yokum.”
Ve bazen o cümleden sonra ne kadar çağırırsanız çağırın, ne kadar özür dilerseniz dileyin, ne kadar geçmişi hatırlatırsanız hatırlatın; bazı kapılar bir daha açılmaz.
Çünkü insanın kendisine yapılanı unutması başka, aynı yere yeniden dönmesi başkadır.
Hayatın en büyük derslerinden biri de budur:
Herkes kendi seçiminin sonucunu yaşar.
Kimi insan kalabalıkların peşinden gider, kimi insan karakterin…
Kimi insan geçici kazançlar uğruna gerçek dostlukları kaybeder, kimi insan ise değerlerinden taviz vermemeyi seçer.
Günün sonunda herkes kendi yolunda yürür.
Fakat o yolun kimlerle yürüneceğini belirleyen de yine insanın kendi seçimleridir.
Ben inanıyorum ki iyilik hiçbir zaman karşılıksız kalmaz.
Vefa unutulmaz.
Samimiyet kaybolmaz.
Ve gerçek değer, zaman geçtikçe daha da belirginleşir.
İnsanların sizi bugün nasıl gördüğünden çok, yarın sizi nasıl hatırlayacağı önemlidir.
Çünkü makamlar değişir.
İnsanlar değişir.
Şartlar değişir.
Kalabalıklar dağılır.
Fakat geride bir şey kalır:
İnsanın adı ve bıraktığı iz.
Bu yüzden kimsenin itibarını kendi çıkarımız uğruna feda etmeyelim.
Bir başkasının alkışını kazanmak için, yıllarca emek vererek oluşturduğumuz güveni harcamayalım.
Çünkü başkasının gönlünü kazanmak uğruna kaybettiğiniz bir insanın değerini, yarın bir başka insan size hatırlatabilir.
Ve o gün geldiğinde belki de tek söyleyeceğiniz cümle şu olur:
“Meğer kıymetini bilmediğim insan, hayatımda sandığımdan çok daha değerliymiş.”
Hayat herkesi kendisiyle sınar.
Kimi insanı sabrıyla, kimi insanı vefasıyla, kimi insanı makamıyla, kimi insanı kaybettikleriyle…
Ama sonunda herkes kendi karakterinin aynasında kendisiyle karşılaşır.
Benim hayat için öğrendiğim en önemli gerçeklerden biri şu:
İyilik kaybolmaz. Vefa unutulmaz. Güven kolay kazanılmaz. İtibar ise bir günde kazanılmadığı gibi, bir anlık tercih uğruna feda edilmemelidir.
Ve hayatın belki de en sessiz adaleti şudur:
Herkes, bir gün kendi seçimlerinin karşısında durur.
Kimin yanında yürüdüyseniz, kimin elini tuttuysanız, kimi yarı yolda bıraktıysanız ve kimin kıymetini bilmediyseniz…
Bir gün hayat sizi onlarla değil, onların size bıraktığı derslerle karşılaştırır.
İşte o zaman herkes kendi yoluna devam eder.
Kimi vicdanıyla…
Kimi pişmanlığıyla…
Kimi gururuyla…
Kimi de başını dik tutarak.
Ve ben yine de inanırım:
İyilik er ya da geç yerini bulur.
Çünkü hayat uzun bir yolculuktur.
Bugünün kaybedeni, yarının kazananı olabilir.
Bugünün kazananı da yarın neyi kaybettiğini anlamaya çalışabilir.
Asıl mesele, yolun sonunda elinizde ne kaldığıdır.
İnsanların size ne verdiğinden çok, sizin insanlara ne bıraktığınız önemlidir.
Gerisi hayatın hesabıdır.
Ve hayat…
Herkesi, eninde sonunda kendisiyle sınar.