ÖZGÜN KARA MİZAH: “NORMAL”İN CİDDİYETİNİ BOZMAK
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Ben kara mizah üretirken oturup “Bugün neye güldürsem?” diye düşünmüyorum. Çünkü benim için mizahın başlangıç noktası komiklik değil, tuhaflık.
Bir görüntüye, davranışa, toplumsal kabule ya da son derece ciddi biçimde söylenmiş bir cümleye bakıyorum. Herkes için sıradan görünen yerde benim gözüme bir çelişki takılıyor. Bazen bir bakış, bazen bir mimik, bazen de kimsenin üzerinde durmadığı küçücük bir ayrıntı…
Sonrası zaten geliyor.
Benim mizahımın önemli bir bölümü videolar üzerinden şekilleniyor. Çünkü bazen sayfalarca anlatılabilecek bir düşünceyi birkaç saniyelik görüntü, bir mimik veya tek bir cümle çok daha güçlü anlatabiliyor. Kamerayı yalnızca kendimi göstermek için değil, düşündüğüm şeyi başka türlü göstermek için kullanıyorum.
Bunu yaparken hicivden, ironiden ve mübalağadan özellikle yararlanıyorum.
Hiciv benim için yalnızca birileriyle alay etmek değil; eleştiriyi mizahın içinden geçirebilmek. Doğrudan söylenince sıradanlaşabilecek bir düşünceyi, bazen tek bir görüntüyle daha görünür hale getirmek.
İroniyi seviyorum çünkü görünenle anlatılmak istenen arasındaki mesafeyi açıyor. Bazen tam tersini söylüyorum ki aslında söylemek istediğim daha görünür olsun. İzleyiciye de o boşluğu kendi zekâsıyla doldurabileceği bir alan bırakıyorum.
Mübalağa ise işin en eğlenceli taraflarından biri. Zaten absürt olan bir şeyi biraz daha büyüttüğünüzde, aslında onun ne kadar absürt olduğunu gösterebiliyorsunuz. Ben bazen bir karakteri, mimiği, tepkiyi veya durumu bilerek büyütüyorum. Gerçeği gizlemek için değil, tam tersine gerçeğin içindeki tuhaflığı görünür kılmak için.
Üstelik kendimi de mizahın dışında bırakmıyorum.
Bazen kendi halime, kendi tepkilerime, hatta içinde bulunduğum durumların absürtlüğüne de gülebiliyorum. Çünkü yalnızca başkalarını mizah konusu yapmak kolay. İnsan kendisini de o sahnenin içine koyabildiğinde kara mizah başka bir yere geçiyor.
Benim derdim “Bakın ne kadar komiğim” demek değil.
Tam tersine:
“Bakın, ‘normal’ dediğimiz şey bazen ne kadar komik.”
Çünkü beni asıl ilgilendiren kavramlardan biri de “normal”.
“Normal” insan.
“Normal” kadın.
“Normal” avukat.
“Normal” ilişki.
“Normal” davranış.
“Normal” düşünce.
Toplum bunların tarifini yapıyor, sonra hepimizi hazırladığı kalıplara yerleştirmeye çalışıyor. Ben de bazen kamerayı açıp o kalıbın içine bilerek sığmıyorum.
Klasik avukat görüntüsüne de her zaman uymuyorum. Çünkü insanın mesleğinin kişiliğine el koyması gerektiğine inanmıyorum. Bir avukat ciddi meselelerden söz ederken gülebilir, hiciv yapabilir, ironi kullanabilir, mübalağaya başvurabilir, kendisini tiye alabilir, bir tabuyu ters yüz edebilir ve gerektiğinde sistemin ciddiyetini sorgulayabilir.
Zaten çok ciddi görünen her şey gerçekten ciddi değildir.
Çok komik görünen her şey de yalnızca komik değildir.
Benim sevdiğim kara mizah tam bu ikisinin arasındaki yerde duruyor.
Bir videoya ilk bakışta gülünebilir. Biraz daha dikkat edildiğinde altında hukuk, psikoloji, insan davranışları, güç ilişkileri, özgürlük veya toplumsal baskı görülebilir.
İşte benim için kara mizahın en güzel tarafı burada:
İlk bakışta güldürmek, ikinci bakışta düşündürmek.
Herkesin aynı şeyi anlamasını da beklemiyorum.
Biri güler.
Biri kızar.
Biri “Bu ne şimdi?” der.
Bir başkası ikinci kez izler.
Ben en çok ikinci kez izleyenle ilgileniyorum. Çünkü orada artık yalnızca mizah değil, soru başlamıştır.
Özgünlük de benim için hiç kimsenin yapmadığı bir hareket bulmaya çalışmak değil. Herkesin baktığı şeye, herkesin baktığı yerden bakmamaktır.
Aynı görüntünün içindeki başka hikâyeyi görmek.
Kimsenin önemsemediği ayrıntıyı yakalamak.
“Normal” kabul edileni biraz dürtmek.
Hicivle dokunmak.
İroniyle ters çevirmek.
Mübalağayla görünür hale getirmek.
Ve bazen uzun uzun açıklamak yerine kamerayı açmak.
Ben hayatı komik hale getirmiyorum.
Hayat zaten yeterince tuhaf.
Ben yalnızca o tuhaflığın yanından hiçbir şey olmamış gibi geçip gitmiyorum.
Görüyorum. Gösteriyorum. Bazen abartıyorum. Bazen tersini söylüyorum. Bazen kendimi de işin ortasına atıyorum.
Ama bütün bunların sonunda istediğim şey aynı:
İnsan önce gülsün.
Sonra bir an durup düşünsün.
Çünkü benim için özgün kara mizahın en güzel anı kahkahanın kendisi değil.
Kahkaha bittikten sonra insanın aklında kalan o küçük soru işareti.