Merhametin ve Emeğin İzleri
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Bazen insanın bu dünyada bıraktığı en büyük iz, arkasında bıraktığı bir servet ya da oturduğu bir makam değildir.
Bazen bir insanın bıraktığı en büyük miras, bir gönüle dokunmaktır.
Bir çocuğun başını okşamak, zor durumda kalmış bir insanın elinden tutmak, kimsenin görmediği bir iyiliği sessizce yapmak, yıllar önce yapılan bir iyiliği unutmamak…
İşte insanı insan yapan da biraz budur.
Çünkü hayatın içinde öyle insanlar vardır ki yaptıkları iyiliği anlatmazlar. Bir teşekkür beklemezler. Bir karşılık istemezler. Onlar için iyilik, gösterilecek bir şey değil; yaşanacak bir erdemdir.
İşte Merhamet ve Emek Ödülleri bana tam da bunu hatırlatıyor.
Bu yıl 7 Ekim’de yedincisi düzenlenecek olan Merhamet ve Emek Ödül Töreni; toplumumuzda merhametiyle, iyiliğiyle, fedakârlığıyla, emeğiyle ve insanlara dokunan güzel çalışmalarıyla iz bırakan insanları bir araya getiriyor.
Aslında verilen ödül yalnızca bir plaket değildir.
O plaketin arkasında bir hayat, bir emek, bazen yıllarca süren bir mücadele ve çoğu zaman kimsenin görmediği fedakârlıklar vardır.
Çünkü bazı insanlar vardır, iyiliği meslek edinmiş gibidir.
Bir öğretmen, öğrencisinin yalnızca dersini değil derdini de düşünür.
Bir sağlık çalışanı, karşısındaki insanın acısını kendi yorgunluğunun önüne koyar.
Bir genç, yerde bulduğu emaneti sahibine ulaştırmak için uğraşır.
Bir komşu, kimsenin haberi olmadan ihtiyacı olanın kapısını çalar.
Bir anne-baba, ömrünü evladının geleceğine adar.
Bir insan, yıllar önce kendisine yapılan iyiliği unutmaz ve günü geldiğinde o iyiliği başka bir gönüle taşır.
Bunların her biri aslında hayatın sessiz kahramanlarıdır.
Ve biz onların hikâyelerini duydukça şunu bir kez daha anlarız:
İyilik bitmedi.
Merhamet hâlâ aramızda.
Vefa hâlâ yaşıyor.
İnsan, bütün yorgunluğuna rağmen hâlâ başka bir insanın elinden tutabiliyor.
Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey budur.
Çünkü hızın arttığı, insanların birbirine daha az vakit ayırdığı, menfaatin zaman zaman insan ilişkilerinin önüne geçtiği bir çağda; merhameti hatırlamak, vefayı yaşatmak ve emeğin kıymetini bilmek hepimizin sorumluluğudur.
Ben vatan sevgisini de bunun bir parçası olarak görüyorum.
Vatanı sevmek yalnızca bayrağa bakıp gururlanmak değildir.
O bayrağın altında yaşayan insanın derdini anlayabilmektir.
Yaşlısına sahip çıkmak, çocuğunu korumak, komşusunu gözetmek, ihtiyaç sahibinin yanında olmak, yetimin ve garibin elinden tutabilmektir.
Çünkü bayrağın anlamı, sadece gökyüzünde dalgalanmasıyla değil; altında yaşayan insanların birbirine nasıl davrandığıyla da büyür.
Vatan sevgisi biraz da budur.
İnsana değer vermek…
Emeğe saygı duymak…
İyiliği çoğaltmak…
Vefayı unutmamak…
Ve zor zamanlarda birbirimizin yanında durabilmek.
Merhamet ve Emek Ödülleri'ni bu açıdan yalnızca bir ödül töreni olarak görmüyorum.
Bu tören aynı zamanda toplumun vicdanına tutulmuş bir aynadır.
Bize, “Bakın, hâlâ güzel insanlar var.” der.
“Bakın, karşılık beklemeden iyilik yapanlar var.”
“Bakın, emeğiyle, sevgisiyle, merhametiyle başkasının hayatına dokunan insanlar var.”
Belki de ödül alan insanların en büyük kazancı, o gece ellerine verilecek plaket değil; bir başka insanın iyiliğe yeniden inanmasına vesile olmaktır.
Çünkü iyilik bulaşıcıdır.
Bir insan iyilik yapar, başka biri görür.
O başka biri başka bir gönüle dokunur.
Derken küçük bir iyilik, hiç tanımadığımız insanların hayatına kadar ulaşır.
İşte toplumları ayakta tutan da biraz bu görünmeyen iyilik zinciridir.
Makamlara geliriz, makamlardan gideriz.
Servet kazanırız, geride bırakırız.
Zaman geçer, isimler unutulur.
Ama bir insanın gönlünde bıraktığımız güzel iz kolay kolay silinmez.
İnsan bu dünyadan göçüp gider; yaptığı iyilikler ise yaşamaya devam eder.
Bu nedenle 7 Ekim'de Ankara'da gerçekleştirilecek 7. Merhamet ve Emek Ödülleri'ni, iyiliğin ve emeğin hatırlanması adına anlamlı bir buluşma olarak görüyorum.
Bu güzel organizasyonda emeği geçenleri kutluyor, ödüle layık görülen bütün güzel insanları gönülden tebrik ediyorum.
Ve şunu bir kez daha söylemek istiyorum:
Dünyayı yalnızca büyük işler yapanlar değil, küçük iyilikleri büyük bir samimiyetle yapan insanlar da güzelleştiriyor.
İyi ki varsınız.
İyi ki merhamet var.
İyi ki vefa var.
İyi ki emek var.
Ve iyi ki hâlâ başkasının hayatına dokunmayı kendi hayatının bir anlamı sayan güzel insanlar var.
Çünkü bazen bir iyilik bir hayatı değiştirir.
Bazen bir insanın emeği bir topluma örnek olur.
Ve bazen bir güzel insanın bıraktığı iz, yıllar sonra bile başkasının yolunu aydınlatır.
Kalem; vicdandan uzaklaşınca kelimeler çoğalır, hakikat azalır. Biz kalemimizi; vatanın, vicdanın ve vefanın yanında tutmaya devam edeceğiz.
Tarafımız; menfaatin değil, hakkın; makamın değil, milletin; korkunun değil, hakikatin yanıdır.