MAYIN TARLASINDA YÜRÜMEK
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Bir toplumun çöküşü bir gecede başlamaz. Önce bazı sınırlar “özgürlük” adına önemsizleştirilir. Sonra ayıp ile normal, mahrem ile teşhir, özgürlük ile sorumsuzluk arasındaki çizgi silinir. En sonunda da toplum, çocuklarını ve aile yapısını korumakta zorlanan bir noktaya gelir.
Bugün Türkiye’nin önündeki en ciddi meselelerden biri budur.
Özellikle sosyal medya, milyonlarca insanın hayatına hiçbir denetim filtresi olmadan giren devasa bir alan hâline gelmiştir. Bir zamanlar kapalı kapılar ardında kalan ne varsa bugün telefon ekranlarından çocukların odalarına kadar taşınabilmektedir. Müstehcenlik, fuhuş propagandası, suç gelirlerinin gösterişli biçimde pazarlanması, uyuşturucunun özendirilmesi ve aile kurumunu aşağılayan içerikler, “etkileşim” uğruna adeta bir sektör hâline getirilmeye çalışılmaktadır.
Burada çok önemli bir ayrım yapmak zorundayız: Bir insanın cinsel yönelimi başka şeydir, suç başka şeydir. Devletin görevi insanların özel hayatını gözetlemek değil; çocukları istismardan, toplumu suç örgütlerinden ve interneti suç ekonomisinin sınırsız pazarı hâline getirmek isteyenlerden korumaktır.
Ama bu ayrımı yaparken de saf olmaya hakkımız yok.
Bugün sosyal medyada bazı çevrelerin “özgürlük” kelimesinin arkasına saklanarak çocuklara ulaşmaya, müstehcenliği normalleştirmeye veya suç kültürünü parlatmaya çalıştığı iddiaları varsa, devlet elbette soruşturacaktır. Hukuk devleti tam da bunun için vardır.
Nitekim son günlerde yürütülen operasyonlar, bu alanda artık daha kararlı bir döneme girildiğini gösteriyor. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamalarında, sosyal medyanın suçun gizlenebileceği bir alan olmadığı açık biçimde ortaya konuldu. Bakanlığın organize suçlarla mücadele kapsamında sosyal medya üzerinden suç propagandası yapan yapılara yönelik daha hızlı ve topyekûn adli süreç hedeflediği de daha önce açıklanmıştı.
Geç mi kalındı?
Bence evet.
Hem de fazlasıyla.
Çünkü yıllardır çocukların birkaç tıklamayla yetişkin içeriklerine ulaşabildiği, bazı sosyal medya fenomenlerinin lüks hayat gösterileriyle suç gelirlerini adeta reklam ettiği, şiddetin ve ahlaki yozlaşmanın “izlenme” uğruna pazarlanabildiği bir ortam oluştu.
Bugün yapılan temizlik, bu nedenle yalnızca bir operasyon meselesi değildir. Bir devlet refleksidir.
Fakat bu mücadele yapılırken en büyük güç yine hukuk olmalıdır. Suçlu ile suçsuzu birbirinden ayıran, somut delile dayanan, mahkeme kararıyla ilerleyen ve kimsenin yalnızca kimliği nedeniyle hedef alınmadığı bir mücadele…
Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı linç kültürü değil, hukuk kültürüdür.
Bakan Akın Gürlek’i de tam burada tebrik etmek lazım. Özellikle sosyal medyanın suçlular için dokunulmaz bir alan olmadığını açıkça ortaya koyması önemlidir. Kadınların onurunu zedeleyen ve toplumsal hassasiyetleri hedef alan ifadeler konusunda da “kim söylerse söylesin” yaklaşımı sergilemesi, mücadelenin kişi veya makam üzerinden değil, ilke üzerinden yürütülmesi gerektiğini gösteriyor.
Şimdi yapılması gereken bellidir:
Çocukların korunması.
Ailenin korunması.
Suç ekonomisinin sosyal medyadan temizlenmesi.
Müstehcenlik ve istismar üzerinden para kazanan yapıların ortaya çıkarılması.
Ve bütün bunların hukuk devleti sınırları içerisinde yapılması.
Çünkü sosyal medya artık yalnızca eğlence alanı değildir.
Orası aynı zamanda toplumun geleceği üzerinde mücadele edilen bir cephedir.
Ve eğer bugün o cephenin mayınlarını temizlemezsek, yarın çocuklarımızın yürüdüğü yolun tamamı mayın tarlasına dönüşebilir.
Bu nedenle geç de olsa atılan kararlı adımları destekliyorum.
Temizlik gerekiyorsa yapılmalıdır.
Ama süpürge kadar önemli olan şey, terazidir.
Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca güçlü bir devlet değil; güçlü, adil ve hukuka bağlı bir devlettir.