Partileri Rakipleri Değil, Yönetimleri Yıkar
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Merhaba,
Bir siyasi partiyi gerçekten kim yıkar?
Rakipleri mi?
Yoksa kendi yönetim zaafları mı?
Doğrusu ikinci seçenek.
Çünkü siyasi tarih bunu defalarca gösterdi.
Güçlü Liderden Sonraki En Zor Sınav
AK Parti'nin başarısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliği tartışılmaz bir yere sahip.
Ancak asıl soru şudur:
Güçlü liderlerden sonra kurum aynı gücü koruyabilecek mi? Siyasetin en zor sınavı tam da budur.
Siyasi Tarihin Verdiği Ders
Geçmiş bunun örnekleriyle dolu.
ANAP, Turgut Özal'dan; DYP, Süleyman Demirel'den; DSP ise Bülent Ecevit'ten sonra eski gücünü sürdüremedi.
Sorun sadece liderlerin ayrılması değildi. Liderden sonra kurumu ayakta tutacak yönetim anlayışının zayıflamasıydı.
Bugün de tablo farklı değil. CHP'de seçim başarıları arttığında iç tartışmalar azalıyor; başarısızlık dönemlerinde ise parti içi gerilim daha görünür hâle geliyor.
İYİ Parti'de son yıllarda yaşanan ayrılıklar ve yeniden yapılanma arayışları, yönetim kapasitesinin ne kadar belirleyici olduğunu gösterdi.
Yeni kurulan partiler ise vizyon ortaya koyamadılar.
Bu Kural Sadece Siyasette Geçerli Değil
· Şirketlerde de...
· Derneklerde de...
· Vakıflarda da...
· Spor kulüplerinde de...
Aile şirketlerinde de aynı gerçek karşımıza çıkar.
Yönetim güçlüyse kurum büyür.
Önce Aynaya Bakmak Gerekmez mi?
İşler kötü gittiğinde ise en kolay yol seçilir.
· Sistem suçlanır.
· Şartlar suçlanır.
· Rakipler suçlanır.
Oysa önce şu soru sorulmalı:
Yönetim gerçekten üzerine düşeni yaptı mı?
Çünkü rakipler sizi seçimde yenebilir.
Ama sizi tarihe gömen, çoğu zaman kendi yönetim zaaflarınızdır.
Selam ve saygılarımla.