Sınanmadığınız Şeyler Üzerine Ahkâm Kesmeyin

Sınanmadığınız Şeyler Üzerine Ahkâm Kesmeyin

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Temmuz 1, 2026 - 23:44

Son yıllarda sosyal medyanın en belirgin hastalıklarından biri, insanlar hakkında kolayca hüküm vermek oldu. Bir ekranın arkasına geçerek tanımadığımız hayatlar, bilmediğimiz mücadeleler ve yaşamadığımız şartlar hakkında kesin yargılar üretmek artık sıradanlaştı.

Özellikle sosyal medyada sıkça rastladığımız bir profil var: Kimin adı gündeme gelse mutlaka olumsuz bir yorum yapıyor, herkes hakkında kötü düşünceleri destekliyor, adeta negatiflikten besleniyor. İnsanın hiç mi iyiye dair bir sözü olmaz? Hiç mi umut veren bir cümlesi kalmaz? Ne yazık ki bazı insanlar, karanlığı büyüterek var olabileceklerini sanıyor.

Bugün hedeflerinde Kadir İnanır var.

Hemen hüküm veriliyor:

"Yandaş olmuş."

Diyelim ki öyle...

Peki bu kadar rahat konuşanlar kendilerine şu soruyu hiç sordular mı?

Hayatınızın herhangi bir döneminde size önemli bir fırsat karşılığında bir tercih yapmanız teklif edildi mi? Ve siz bunu hiçbir bedel ödemeden elinizin tersiyle itebildiniz mi?

Gerçek hayat, sosyal medya yorumlarından çok daha karmaşıktır. İnsan bazen açlıkla, bazen işsizlikle, bazen ailesinin sorumluluğuyla, bazen de geleceğe dair kaygılarla mücadele eder. Masasında ekmeği olmayan bir insanın, dışarıdan bakıldığı kadar kolay karar verebildiğini düşünmek, hayatı hiç tanımamaktır.

Tam da bu noktada Bertolt Brecht'in unutulmaması gereken sözü akla geliyor:

"Önce ekmek gelir, sonra ahlak."

Bu söz, ahlaksızlığı savunmaz. Aksine insanın içinde bulunduğu şartların, kararlarını ne kadar etkileyebileceğini hatırlatır. Açlıkla, yoksullukla ve çaresizlikle hiç sınanmamış insanların, bu sınavı yaşayanlar hakkında en sert hükümleri vermesi büyük bir çelişkidir.

Elbette ilkeler önemlidir.

Elbette insanın değerlerinden vazgeçmemesi kıymetlidir.

Ancak bunu söylemek kolay, yaşamak ise çoğu zaman zordur. O ateşten gömleği giymemiş olanların, giyenleri yargılarken biraz daha dikkatli olması gerekir.

Bu nedenle insanlara kolayca etiket yapıştırmayın.

"Yandaş", "satılmış", "dönek" gibi kelimeler birkaç saniyede yazılıyor; ama o insanların hangi şartlardan geçtiğini, hangi mecburiyetlerle karşı karşıya kaldığını çoğu zaman bilmiyoruz.

Empati kurmak, yargılamaktan daha değerlidir.

Çünkü gerçek adalet, yalnızca sonucu değil; o sonuca giden yolu da anlamaya çalışmaktır.

Belki de en büyük yanılgımız, kendi hayatımızdaki rahatlığı herkes için geçerli sanmaktır. Oysa her insanın omzunda görünmeyen yükler, kimseyle paylaşmadığı mücadeleler ve yalnızca kendisinin bildiği imtihanlar vardır.

Sınanmadığınız şeyler üzerine ahkâm kesmeyin.

Çünkü hayat, uzaktan bakıldığında göründüğü kadar basit değildir.

Bugün kolayca yargıladığınız bir imtihanla yarın siz de karşılaşabilirsiniz. O gün, en çok ihtiyaç duyacağınız şeyin yargı değil; anlayış ve merhamet olduğunu fark edersiniz.