Tarafımız Belli – IV

Tarafımız Belli – IV

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Eylül 6, 2026 - 23:20

Ben Bu Ülke İçin Ne Yapabilirim?

Bazen insan kendine şu soruyu sorar:

"Ben tek başıma ne yapabilirim? Devlet için, millet için benim elimden ne gelir?"

Oysa bir ülkeyi ayakta tutan sadece büyük görevler değildir. Bir millet; evinde, işinde, sokağında, günlük hayatında sorumluluk sahibi olan insanların omuzlarında yükselir.

Çünkü vatan sevgisi sadece zor zamanlarda ortaya çıkan bir duygu değildir. Vatan sevgisi; her gün yaptığımız küçük ama değerli davranışlarda kendini gösterir.

Bir annenin çocuğunu ahlaklı, dürüst, saygılı ve vicdanlı yetiştirmesi bir vatan hizmetidir.

Bir insanın suyunu, elektriğini, doğal gazını ihtiyacı kadar kullanması; ekmeği, nimeti, eşyayı israf etmemesi bir vatan hizmetidir.

Bir esnafın kazanırken hakkı gözetmesi, müşterisini kandırmaması, ihtiyacı kadar alıp bozulmasına ve israfa izin vermemesi bir vatan hizmetidir.

Bir makam sahibinin kendisine emanet edilen görevi adaletle yapması, devletin malını kendi malından daha dikkatli koruması bir vatan hizmetidir.

Çünkü devlet dediğimiz şey sadece binalardan ve kurumlardan ibaret değildir. Devlet; milletin ortak emeği, alın teri ve emanetidir.

Ben çocukken Çorum Mecitözü Kayı köyünde gördüğüm bir anlayış vardı. Hiçbir şey kolayca harcanmaz, hiçbir nimet değersiz görülmezdi.

Ekin biçilir, tarlada kalanlar sonuna kadar toplanırdı. Harmanda yere dökülen taneler bile ziyan edilmez, elekten geçirilir, küçük taneler bile değerlendirilirdi.

O zamanlar büyüklerimiz "Sakla samanı, gelir zamanı" derdi. Çünkü onlar israfın sadece mal kaybı değil, emeğe saygısızlık olduğunu bilirlerdi.

En çok aklımda kalan ise ekmeğe gösterilen saygıydı. Bayat ekmek çöpe atılmazdı. Çünkü bize ekmeğin nimet olduğu, emeğin olduğu, alın terinin olduğu öğretilmişti.

Yerde bir ekmek parçası görüldüğünde onu alır, öper, kimse basmasın diye uygun bir yere koyardık. Kuşlar yesin diye bırakırdık.

Belki imkânlarımız azdı ama kıymet bilmeyi bilirdik. Az ile yetinmenin, elimizdekini korumanın, nimete şükretmenin ne demek olduğunu öğrenmiştik.

Bugün belki imkânlarımız arttı ama bazı değerlerimizi kaybetmemek zorundayız.

Bir kâğıdı kullanırken, bir damla suyu harcarken, bir ışığı açık bırakırken, bir kamu malına dokunurken aklımızda şu olmalı:

"Bu sadece benim değil, hepimizin hakkı."

Bir ülkeyi sadece büyük kahramanlar değil; işini hakkıyla yapan, emanetine sahip çıkan, küçük görünen sorumluluklarını yerine getiren milyonlar ayakta tutar.

Çünkü herkes "Ben ne yapabilirim ki?" derse hiçbir şey değişmez.

Ama herkes "Ben üzerime düşeni yapacağım." derse, o zaman bir millet yeniden kendi değerleriyle güçlenir.

Bizim tarafımız; tüketmenin değil kıymet bilmenin, israfın değil bereketin, şikâyetin değil sorumluluk almanın tarafıdır.

"Vatan için ne yaptığını soran insan, önce kendi elindeki emanete nasıl sahip çıktığına bakmalıdır. Çünkü büyük hizmetler, küçük sorumlulukların hakkıyla yapılmasıyla başlar."

"Kalem; vicdandan uzaklaşınca kelimeler çoğalır, hakikat azalır. Biz kalemimizi; vatanın, vicdanın ve vefanın yanında tutmaya devam edeceğiz."

"Tarafımız; menfaatin değil, hakikatin yanıdır. Kalemimiz eğilmez; çünkü vicdanımız susmaz."