Rüyanın Ötesindeki Amerika: Özgürlük Kürsüsünden Sokakların Gerçeğine
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Mevzu küresel siyaset ve uluslararası ilişkiler olduğunda, Amerika Birleşik Devletleri kendisini her fırsatta "demokrasinin, insan haklarının ve refahın beşiği" olarak konumlandırmaktan çekinmez. Washington’dan yükselen sesler dünyaya adalet ve özgürlük dersleri verirken, parıltılı Hollywood yapımları Amerikan Rüyası vaatleriyle kitleleri büyülemeye devam eder. Ancak bu devasa vitrinin arkasına, yani rüyanın uyanış noktasına bakıldığında, karşımıza bambaşka ve sarsıcı bir toplumsal trajedi çıkıyor.
Bugün New York’un, Los Angeles’ın veya San Francisco’nun caddelerinde yürüyen herhangi birinin göz ardı edemeyeceği bir gerçek var: Milyonlarca evsiz insan, kaldırımlarda derme çatma çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Dünyanın en büyük ekonomisine sahip olan bir süper güç, kendi vatandaşlarına en temel insan hakkı olan "barınma" imkanını bile sunamıyor. Üstelik bu çaresizlik, "bireysel özgürlük" adı altında uyuşturucu maddelerin yasallaştırılması veya denetimsiz bırakılmasıyla çok daha vahim bir boyuta ulaşıyor. Birçok eyalette esrarın serbest bırakılması ve sentetik uyuşturuculara karşı sergilenen müsamaha, metropol sokaklarını adeta zombi filmlerini andıran, can güvenliğinin kalmadığı tekinsiz alanlara dönüştürmüş vaziyette.
İşte tam bu noktada, ABD ile kendi ülkemizi mukayese ettiğimizde ortaya çıkan tablo, paranın ve gücün her zaman huzur getirmediğini kanıtlıyor. Türkiye, uyuşturucuya karşı sıfır tolerans politikası uygulayan, bu zehrin hiçbir türüne yasal olarak geçit vermeyen net ve kararlı bir duruşa sahiptir. Ülkemizde aile yapısının korunmasına verilen önem, toplumsal bağların gücü ve devletin uyuşturucuyla tavizsiz mücadelesi, sokaklarımızın güvenliğini muhafaza eden en büyük kalkanımızdır. Amerika’da "özgürlük" olarak pazarlanan bu serbestiyetin aslında toplumsal bir intihar olduğunu görmek zor değil.
Kendi ülkemizin de ekonomik ve sosyal mücadeleleri elbette mevcuttur. Ancak gecenin bir yarısı sokaklarında korkusuzca yürüyebildiğimiz, kaldırımlarında uyuşturucu krizine girmiş insan yığınlarıyla karşılaşmadığımız Türkiye, insani dokusu ve yaşam güvenliği bakımından ABD’ye oranla çok daha yaşanılır, huzurlu ve güvenli bir limandır. Finans kaplanlarının milyarlarca dolar fırlattığı gökdelenlerin gölgesinde can çekişen bir topluma kıyasla; komşuluk ilişkilerinin, toplumsal dayanışmanın ve sokak güvenliğinin sürdüğü bir ülkede yaşamak paha biçilemez bir kazançtır.
Sonuç olarak, ABD’nin dünyaya sunduğu o kusursuz imaj, sokaklarının sert ve uyuşturulmuş gerçeğiyle her gün biraz daha aşınıyor. Gerçek bir gelişmişlik, okyanus ötesine nizamat vermekle değil; kendi sokaklarındaki çaresiz vatandaşına temiz, güvenli ve uyuşturucudan arınmış bir yaşam sunmakla ölçülür. Türkiye, bu zehre karşı gösterdiği tavizsiz duruş ve koruduğu sokak güvenliği ile "modern" batının içine düştüğü bu insani krizden fersah fersah öndedir..