ADALET BAKANI AKIN GÜRLEK’E YÖNELİK İTİBAR SUİKASTİ: HUKUKU HEDEF ALAN ALGI OPERASYONLARINA GEÇİT YOK!
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Bir ülkede adaletin temsil edildiği makamlara yönelik saldırılar, yalnızca hedef alınan kişinin şahsıyla sınırlı değerlendirilemez. Hele ki bu saldırıların merkezinde Adalet Bakanı bulunuyorsa mesele çok daha ciddi bir boyut kazanır. Çünkü burada hedef alınan yalnızca bir isim değil, aynı zamanda adalet makamının itibarı, hukuk düzenine duyulan güven ve devlet kurumlarının saygınlığıdır. Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yönelik yürütülen itibarsızlaştırma kampanyalarını bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Eleştiri adı altında meşrulaştırılmaya çalışılan karalama faaliyetleri, gazetecilik veya demokratik denetim olarak sunulamaz.
Ortada doğruluğu kanıtlanmış bir hukuki tespit bulunmadan, kişiyi kamuoyu önünde mahkûm etmeye yönelik yayınlar yapmak; aynı ithamları farklı hesaplardan dolaşıma sokmak, algıyı gerçekliğin önüne geçirmek ve toplumun zihninde peşin hüküm oluşturmak kabul edilebilir değildir. Bir insanın itibarını hedef tahtasına koyup ardından bunu ifade özgürlüğüyle açıklamaya çalışmak, hukuk devletinin temel ilkeleriyle bağdaşmaz. Eleştiri başka şeydir, iftira başka şeydir. Gazetecilik başka şeydir, itibar suikastı başka şeydir.
FETÖ'NÜN ESKİ KUMPAS YÖNTEMLERİ HAFIZALARDAN SİLİNMEMİŞTİR!
Türkiye, geçmişte FETÖ'nün kumpaslarını, yargı üzerinden yürütülen operasyonlarını, sahte delil tartışmalarını, hedef gösterme yöntemlerini ve kamuoyunu yönlendirmeye yönelik propaganda faaliyetlerini ağır bedeller ödeyerek tecrübe etti. Bu ülke, bir dönem insanların önce manşetlerde suçlu ilan edildiği, ardından oluşturulan algının hukuki süreçleri etkilemeye çalıştığı karanlık dönemlerden geçti. İnsanların hayatları, meslekleri ve itibarları sistematik biçimde hedef alındı. Devletin kurumlarına sızan örgütsel yapıların nasıl bir tahribat oluşturabileceği 15 Temmuz gecesi bütün çıplaklığıyla görüldü.
Bugün herhangi bir somut kanıt ortaya koymadan, yalnızca yöntem benzerliğinden hareketle belirli bir faaliyetin FETÖ tarafından yürütüldüğünü kesin hükümle söylemek doğru değildir. Ancak FETÖ'nün geçmişte kullandığı itibarsızlaştırma, hedef gösterme ve algı oluşturma yöntemlerine karşı toplumun hafızasını diri tutması bir zorunluluktur. Türkiye'nin bu tecrübelerden çıkardığı en önemli derslerden biri şudur: Hiç kimse, doğrulanmamış suçlamalar üzerinden bir medya operasyonunun hedefi hâline getirilmemelidir.
DEVLETİN ADALET MAKAMI, ALGI OPERASYONLARININ HEDEFİ OLAMAZ!
Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yönelik saldırılara karşı ortaya konulması gereken tavır, kişilere ayrıcalık tanımak değildir. Mesele, hukuk düzeninin temel ilkelerini savunmaktır. Bir bakan eleştirilebilir, bir karar sorgulanabilir, bir uygulama tartışılabilir. Ancak bunların hiçbiri kişisel itibarı hedef alan iftira kampanyalarına gerekçe oluşturamaz. Kamu görevinde bulunmak, bir insanın kişilik haklarından vazgeçmesi anlamına gelmez.
Burada özellikle üzerinde durulması gereken husus, dijital mecraların birer itibar infazı aracına dönüştürülmesidir. Aynı söylemlerin farklı hesaplardan tekrarlanması, bağlamından koparılmış içeriklerin yayılması ve doğrulanmamış bilgilerin gerçekmiş gibi sunulması, toplumun bilgiye güvenini aşındırmaktadır. Bir iddianın binlerce kez paylaşılması onu hakikat yapmaz. Bir iftiranın manşete taşınması da ona gazetecilik niteliği kazandırmaz.
Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, kurumsal güveni aşındıran kampanyalar değil; hukuka bağlılık, şeffaflık, sorumluluk ve hakikate saygıdır. Devlet kurumlarını hedef alan her eleştiri susturulmalıdır demiyoruz. Aksine, eleştiri özgürlüğü korunmalıdır. Fakat eleştiri özgürlüğünün arkasına saklanarak yürütülen kişisel karalama faaliyetlerine de hukuk çerçevesinde gereken karşılık verilmelidir.
İTİBAR SUİKASTİNE KARŞI SUSMAK, HAKİKATİN YANINDA DURMAMAKTIR!
Bu ülke, FETÖ'nün kumpaslarıyla insanların nasıl hedef hâline getirildiğini unutmadı. Unutmamalıdır da. Devletin kurumlarına, hukuk düzenine ve kamu görevlilerinin kişilik haklarına yönelik saldırılarda geçmişin tecrübeleri göz ardı edilemez. Herkesin kendisini ifade etme hakkı vardır; ancak hiç kimsenin bir başkasının itibarını keyfî biçimde infaz etme hakkı yoktur.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yönelik itibarsızlaştırma kampanyalarına karşı duruşumuzun temelinde de bu anlayış vardır. Hukuk, kişiye göre değişen bir koruma kalkanı değildir. Bugün Akın Gürlek'e yöneltilen haksız bir saldırıya karşı çıkmak, yarın başka bir vatandaşın itibarını koruyacak ilkeyi savunmaktır.
Devletin adalet makamına yönelik her türlü karalama girişimi karşısında hukukun gereği yapılmalı, dezenformasyon ve iftira faaliyetleri somut deliller üzerinden araştırılmalı, sorumlular hukuk önünde hesap vermelidir.
Çünkü Türkiye, geçmişte kumpasların bedelini ağır ödemiş bir ülkedir. Aynı yöntemlerin farklı ambalajlarla yeniden dolaşıma sokulmasına karşı toplumsal hafızasını kaybetmemelidir.
Kimse kendisini hukukun yerine koyamaz. Kimse iftirayı hakikat diye pazarlayamaz. Kimse sosyal medya mahkemeleri kurarak insanların itibarını infaz edemez!
Adalet makamı hedef alındığında mesele yalnızca bir kişinin meselesi değildir. Mesele, hukuk devletinin saygınlığıdır. Mesele, devlet kurumlarına duyulan güvendir. Mesele, hakikatin iftiraya teslim edilmemesidir.
KUMPASLARA HAYIR! İFTİRAYA HAYIR! İTİBAR SUİKASTLERİNE HAYIR!
Hukuk devletinin gücü, hakikatin yanında durabilmesindedir.
Devletime güveniyorum. Hukukun üstünlüğüne inanıyorum. Türkiye'nin geçmişte yaşadığı karanlık tecrübelerin yeniden yaşanmaması için hakikatin ve adaletin yanında duruyorum.