KUŞAK VE KUŞATMA
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Dikkatinizi çekiyor mu? Dünya yeniden şekilleniyor. Devletler kuşaklar oluşturuyor, ittifaklar kuruyor, birbirini kuşatıyor.
Judoda, karatede renk renk kuşaklar vardır. Her kuşak ayrı bir seviyeyi temsil eder. Devletler de adeta kendi güçlerine göre kuşaklara ayrılıyor. Kimi ekonomik, kimi askerî, kimi siyasi gücüyle sahaya çıkıyor.
İki büyük dünya savaşı yaşadık. İnsanlık bir daha aynı felaketleri yaşamasın diye Birleşmiş Milletler kuruldu. Ne var ki daha kuruluşunda güçlülerin ağırlığı öne çıktı. Barışın bekçisi olması gereken yapı, zaman zaman güçlülerin satranç tahtasına dönüştü.
Dünya pandemi yaşadı. İnsanlık belki biraz akıllanır, dedik. Ama görünen o ki virüs insanlığı değiştirmeye yetmedi; hırslarını ise hiç iyileştirmedi!
Kuzeyimiz karışık, güneyimiz karışık, Asya karışık… Rusya-Ukrayna, İsrail-Filistin, ABD-İsrail-İran gerilimi, Pakistan-Hindistan hattı…
Etrafımız adeta ateş çemberi!
Bir tarafta askerî ittifaklar, diğer tarafta ekonomik ve siyasi kuşaklar… Silah fabrikaları tam kapasite çalışıyor, depolar doluyor. Barış konferansları yapılırken silah siparişleri de veriliyor. İnsanlığın en büyük ironisi bu olsa gerek!
Türkiye de elbette gelişmeleri seyretmiyor. Denizden karaya, Asya’dan Afrika’ya, Avrupa’ya uzanan ilişkiler ve iş birlikleri geliştiriyor. Ancak Azerbaycan gibi kardeşlik bağımız bulunan ülkelerle ilişkilerimizi zayıflatmaya yönelik her girişime karşı da dikkatli olmalıyız.
Unutmayalım: Kuşak oluşturmak başka, kuşatılmak başkadır!
Dünya liderlerinin önemli bir kısmı büyük savaşların yıkımını bizzat yaşamadan karar veriyor. Oysa savaşın ne olduğunu bilmeyenlerin savaşa karar vermesi, insanlığın en tehlikeli çelişkilerinden biridir.
Silahlanma artıyor, güvensizlik büyüyor, cepheler genişliyor. Bu birikimin nereye varacağını kimse kesin olarak bilemez. Ama tedbirsiz yakalanmanın bedelini hepimiz biliyoruz.
Türkiye hazırlıklı olmak zorunda. Sadece bugünün değil, yarının şartlarına da hazır olmalı. Savunma, diplomasi, ekonomi ve millî birlik alanlarında güçlü olmalı.
Ve en önemlisi, bu bilinci kuşaktan kuşağa aktarmalıyız.
Çünkü mesele yalnızca kuşak kurmak değil, kuşatılmadan geleceği kurtarmaktır!