ANKARA KAZANI YİNE KAYNIYOR
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Ankara'da siyaset hiçbir zaman tamamen durmaz. Ancak bazı dönemler vardır ki siyasi gündem yalnızca hareketlenmez, adeta kaynamaya başlar. İşte bugünlerde başkentte yaşanan tablo tam da böyle bir görüntü veriyor.
Cumhuriyet Halk Partisi'nde mutlak butlan kararının ardından başlayan tartışmalar gün geçtikçe daha da derinleşirken, ortaya çıkan çift başlı görüntü yalnızca CHP tabanında değil, Türk siyasetinin genelinde de dikkatle takip ediliyor.
Siyasette görüş ayrılıkları olağandır. Ancak bir siyasi partinin kamuoyu önünde iki ayrı merkezden yönetiliyormuş görüntüsü vermesi olağan bir durum değildir.
Oysa Türkiye'nin gündemi çok daha farklı başlıklardan oluşuyor.
Vatandaş pazara çıktığında fiyatları konuşuyor. Esnaf maliyetleri konuşuyor. Sanayici üretim maliyetlerini, çiftçi girdi fiyatlarını konuşuyor. Emekli geçim derdini, gençler ise gelecek kaygılarını konuşuyor.
Tam da bu noktada siyaset kurumunun asli görevi ortaya çıkıyor.
İktidarın görevi ülkeyi yönetmek, muhalefetin görevi ise alternatif politikalar üretmek ve denetim mekanizmasını işletmektir.
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki hükümet, bir yandan ekonomi programını sürdürürken diğer yandan savunma sanayii, enerji yatırımları, ulaştırma projeleri ve dış politika başlıklarında çalışmalarına devam ediyor.
Türkiye'nin yerli ve milli savunma sanayii hamleleri, enerji bağımsızlığına yönelik yatırımları, Karadeniz gazı, nükleer enerji projeleri ve ulaşım altyapısındaki çalışmalar da iktidarın ön plana çıkardığı başlıklar arasında yer alıyor.
Cumhur İttifakı'nın diğer önemli ortağı olan MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin son dönemde yaptığı açıklamalar da dikkat çekiyor.
Öte yandan CHP içerisinde yaşanan krizin yalnızca bugünün sorunu olmadığı yönünde değerlendirmeler de yapılıyor.
Ankara kulislerinde konuşulan asıl meselenin, ilerleyen süreçte Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmaları olduğu ifade ediliyor.
Bir tarafta Ekrem İmamoğlu, diğer tarafta Mansur Yavaş...
Her iki ismin de kamuoyunda karşılığı bulunuyor. Her iki isim de farklı siyasi ve toplumsal kesimlerden destek görüyor.
Bugün yaşanan tabloya bakıldığında CHP içerisinde yalnızca bir yönetim tartışmasının değil, aynı zamanda gelecek vizyonuna ilişkin farklı yaklaşımların da bulunduğu görülüyor.
Bu süreç dikkatle takip edilirken diğer siyasi partiler de gelişmelere ilişkin görüşlerini ortaya koyuyor.
Dikkat çeken değerlendirmelerden biri de Türkiye Yüzyılı Partisi'nden geliyor.
Parti tarafından yapılan açıklamada, demokratik hukuk devletinin temel prensiplerinden birinin yargı kararlarına saygı olduğu vurgulanırken, mahkemeler tarafından verilen kararların siyasi tartışmalarla yıpratılmasının doğru olmadığı ifade ediliyor.
Türkiye Yüzyılı Partisi, Türkiye'nin içinden geçtiği dönemin siyasi polemiklerden çok çözüm odaklı yaklaşımlar gerektirdiğine dikkat çekiyor.
Partiye göre bugün siyasetin temel görevi; ekonomik sorunlar, istihdam, yatırım, üretim, eğitim, gençlerin geleceği ve toplumsal refah gibi alanlarda somut projeler ortaya koymak olmalıdır.
Parti ayrıca, Türkiye'nin küresel ölçekte yeni fırsatlar ve yeni risklerle karşı karşıya bulunduğu bir dönemde, siyasi aktörlerin enerjilerini parti içi hesaplaşmalara değil, ülkenin kalkınmasına ve milletin beklentilerine yönlendirmesi gerektiğini ifade ediyor.
Aslında bu değerlendirme yalnızca CHP için değil, Türk siyasetinin tamamı için önemli bir mesaj içeriyor.
Çünkü vatandaşın beklentisi siyasi aktörlerin birbirleriyle kavga etmesi değil, ülkenin sorunlarına çözüm üretmesidir.
İşte bu nedenle Ankara'da kaynayan siyasi kazanın dumanları arasında asıl görülmesi gereken şey milletin gündemidir.
Bugün vatandaş marketteki fiyatı konuşuyor, esnaf ay sonunu nasıl getireceğini hesaplıyor, emekli geçim sıkıntısına çözüm arıyor, gençler ise geleceğe daha umutla bakabilecekleri bir Türkiye hayal ediyor.
Bu nedenle siyaset kurumunun önceliği de milletin gündemi olmalıdır.
İktidarın da muhalefetin de başarısı ancak vatandaşın hayatına ne kadar dokunabildiğiyle ölçülür.
Çünkü siyasetin nihai hakemi ne sosyal medya ne televizyon ekranları ne de kulislerdir. Son sözü her zaman millet söyler.
Ankara kulisleri bugün oldukça hareketli. CHP'deki liderlik tartışmaları, olası Cumhurbaşkanlığı adaylığı senaryoları, parti içi dengeler ve siyasi hesaplar gündemin ilk sıralarında yer alıyor.
Çünkü siyaset, koltukları koruma sanatı değil; millete hizmet etme sorumluluğudur.
Ve unutulmamalıdır ki; Ankara'da kazan ne kadar kaynarsa kaynasın, duman ne kadar yükselirse yükselsin, milletin gözü her zaman sonuçtadır.
Vatandaş kimin kime ne dediğinden çok, kimin ne yaptığına bakar.
Türk siyasetinin önündeki asıl sınav da tam olarak budur.
Bugün konuşulan isimler yarın değişebilir. Bugün manşetlerde yer alan tartışmalar yarın unutulabilir.
Ancak geride bırakılan hizmetler, çözülen sorunlar ve millete kazandırılan değerler kalıcıdır.
Siyasetin gerçek ölçüsü de budur.
Çünkü Türkiye'nin ihtiyacı yeni krizler değil, yeni başarı hikâyeleridir.