Asıl Soru: Yönetimlerin Kusuru Var mı Yok mu?
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Merhaba,
Taraf değiliz. Kim haklı, kim haksız tartışmasına girmem…
Ama güçlü demokrasi için partilerin yönetimindeki zafiyetleri konusunda durum tespiti yapmak hakkımızdır.
Basına yansıyan bilgilere göre:
- Şikâyet eden CHP'li,
- Şikâyet edilen de CHP'li.
- Tanık da CHP'li,
- İddiaları savcılığa taşıyan da CHP'li.
- Delilleri yargıya teslim eden de CHP’li.
- İtirafçılar da CHP’li.
- İddiaları ortaya atan da CHP'li, iddiaların muhatabı da CHP'li.
Kısacası yaşanan tartışmanın hemen her tarafında CHP'liler bulunuyor.
Bu tabloya bakınca şu soru kaçınılmaz hale geliyor:
Ortada yönetim kaynaklı bir sorun var mı, yok mu?
Mutlak Butlan Sürpriz Değildi
Otuz sekizinci kurultay ile birlikte başlayan tartışmalar, mutlak butlanın habercisi idi… Tartışmaların hukuki ve siyasi sonuçları öngörülmeliydi…
Çünkü güçlü liderler, krizlerin büyümesini de önler.
Bugün yaşananları sadece dış müdahalelerle açıklamak eksik kalacağı gibi, yönetim sorumluluğunu hiç konuşmamak da eksik kalır.
Osmanlı'nın Verdiği Ders
- Osmanlı'nın son döneminde dış baskılar vardı.
- Ekonomik sorunlar vardı.
- Siyasi kırılmalar vardı.
Ama tarihçiler hâlâ şu soruyu sorar:
"Bu riskler karşısında gerekli tedbirler zamanında alınabildi mi?"
Güçlü lider, tehlikeyi görür ve önlem alır.
Devletler de partiler de kurumlar da bu kuralla ayakta kalır.
Özal ile Demirel'in Protokol Tartışması
1990'lı yılların başında Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile Başbakan Süleyman Demirel arasında ciddi bir protokol tartışması yaşanır.
Karadeniz Ekonomik İş birliği toplantısında misafirleri kimin karşılayacağı konusunda anlaşmazlık çıkar.
Tartışma büyür.
Medya büyütür.
Siyaset sertleşir.
Ancak meselenin bir tarafında makamlar ve unvanlar, diğer tarafında ise devletin itibarı vardır.
Rivayet edildiğine göre Cumhurbaşkanı Turgut Özal, gerilimin daha fazla büyümemesi ve devletin zarar görmemesi adına açılış konuşmasından vazgeçer…
Buradaki asıl mesele kimin haklı olduğu değildir.
Asıl mesele, kurumun zarar görmemesi için tarafların hangi fedakârlıkları yapabildiğidir.
Kurumsal Kimlik Her Şeyden Üstün mü?
Asıl soru budur.
Bir kurumun geleceği, tarafların ne kadar haklı olduğundan çok, kurumu ne kadar öncelediğiyle ilgilidir.
Eğer kurumsal kimlik gerçekten her şeyin üzerindeyse, bazen herkes biraz geri adım atar. Bazen haklı olduğunu düşünen taraf da taviz verir.
Çünkü amaç karşı tarafı yenmek değil, kurumu ayakta tutmaktır.
Bu nedenle CHP'de yaşanan tartışmaları değerlendirirken sadece dış etkenlere odaklanmak da eksiktir, bütün sorumluluğu tek tarafa yüklemek de eksiktir.
Önce şu soruya cevap vermek gerekir:
Kurumsal yapıyı korumak adına gerekli fedakârlıklar zamanında yapılabildi mi?
Bu sorunun cevabını herkes kendi vicdanında verecektir.
Selam ve saygılarımla