BAZI ÖĞRETMENLER DERS ANLATIR... BAZILARI BİR ÖMÜR YAŞAR

BAZI ÖĞRETMENLER DERS ANLATIR... BAZILARI BİR ÖMÜR YAŞAR

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Haziran 28, 2026 - 15:44

Hayatta bazı insanlar vardır...

Aradan kırk yıl da geçse, elli yıl da geçse sesini unutamazsınız.

Çünkü onlar sadece ders anlatmazlar...

Bir karakter inşa ederler.

Ben şanslı öğrencilerden biriydim.

Çünkü yolum, tarih öğretmenim Doğan Göçmen hocamızla kesişti.

O bize sadece tarih öğretmedi.

Bir milletin nasıl ayağa kalktığını...

Bayrağın neden sadece bir kumaş parçası olmadığını...

Vatanın neden uğruna can verilecek kadar kutsal olduğunu...

Anlattı.

Ama bunu ezberleterek değil...

Yüreğimize işleyerek yaptı.

Tarihi bize sevdirdi. Kitaba bağlı kalmadan, bilgi ve birikimini öyle güçlü bir anlatımla aktardı ki, derslerde adeta o günleri yaşar gibi olurduk. Anlatımının arasına serpiştirdiği sorular ise aslında konunun özeti gibiydi; bizi düşündürür, katılmaya zorlar, öğrenmeyi sadece dinlemekten çıkarıp bir yolculuğa dönüştürürdü.

Doğan Göçmen’i farklı kılan yalnızca öğretmenliği değil, aynı zamanda anlatma biçimiydi. Bir milletin tarihini sadece olaylar zinciri olarak değil, bir ruh olarak anlatırdı.

Bizim lise yıllarımızda yalnızca Doğan Göçmen değil, aynı ruhu taşıyan kıymetli hocalarımız vardı. Sevinç Hocamızdan Davut Hocaya, Hasan Biçer Hocadan namı değer Duzcu Ahmet Özçelik Hocaya, Ahmet Gümüş’e, Ali Çelik’e ve ismini tek tek sayamadığımız daha nice kıymetli öğretmenlerimize… Hepsi birbirinden değerli, bilgili ve öğrencisini önemseyen insanlardı.

En güzeli de şuydu; ne zaman, nerede görsek ya da kafamıza takılan bir soru olsa çekinmeden sorardık. Onlar da hiçbir zaman “sonra” ya da “yeri değil” demezlerdi. Tam tersine sorulmasından mutlu olur, öğrencinin merakını bir yük değil bir değer olarak görürlerdi. Bugün geriye dönüp baktığımızda, bize sadece ders değil; insan olmayı, merakı ve öğrenmeyi sevdirmeyi öğrettiklerini daha iyi anlıyoruz.

Bugün okul arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde pek çok öğretmenin adı geçer. Ama bazı isimler vardır ki herkes aynı saygıyla anar. İşte Doğan Göçmen hocamız da onlardan biridir. Çünkü gerçek öğretmen, yıllar geçse de öğrencisinin hafızasında yaşamaya devam edendir.

Emekli oldu…

Ama kalemi emekli olmadı.

Şiir yazmaya devam etti.

“Düşlerimin Kanatları”, “Ekin Yolunda” ve şimdi de “Seyran”…

Aslında bunlar sadece şiir kitapları değil…

Bir ömrün birikimi, bir öğretmenin vicdanı, bir şairin yüreğidir.

En çok da şu yönü etkiler beni…

Kitabını tanıtırken bile ilk teşekkür ettiği insanlar öğrencileridir.

İşte gerçek öğretmen budur.

Öğrencisini yıllar sonra bile unutmayan…

Öğrencisinin de yıllar geçmesine rağmen unutamadığı insan…

Biz bugün hangi mesleği yapıyorsak yapalım…

Hayatımızda doğru adına ne varsa, o temelin atılmasında emeği olan öğretmenlerimizin payı büyüktür.

Doğan Göçmen hocamız da bizim hayatımıza yön veren, bize sadece tarih değil; vicdanı, vefayı, memleket sevgisini ve insan olmayı öğreten “öğreten öğretmenlerimizden” biridir.

Belki yıllar geçti…

Saçlarımıza aklar düştü…

Hayat bizi farklı şehirlere savurdu…

Ama bazı öğretmenler, öğrencilerinin yüreğinde hiç yaşlanmaz.

Çünkü onlar sınıftan çıkar…

Ama gönüllerden hiç çıkmaz.

Saygıyla…

Minnetle…

Ve sonsuz vefayla…

İyi ki öğretmenimiz oldunuz Doğan Göçmen hocam.