BEBEĞİM SÜREKLİ EMMEK İSTİYOR: SÜTÜM YETMİYOR MU? YENİDOĞANDA 7 ÖNEMLİ İŞARET
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
“Bebeğim memeden hiç ayrılmıyor, acaba sütüm yetmiyor mu?”, “Emzirdikten yarım saat sonra yeniden istiyor”, “Göğsüm eskisi kadar dolu değil, sütüm mü azaldı?”, “Gece uyandırıp emzirmeli miyim?” Yenidoğan bebeği olan annelerin belki de en büyük kaygısı sütünün yeterli olup olmadığıdır. Oysa bebeğin sık emmek istemesi tek başına anne sütünün yetersiz olduğu anlamına gelmez. Sütün yeterliliğini anlamanın çok daha güvenilir işaretleri vardır.
Yeni doğum yapmış bir annenin zihninden gün içerisinde defalarca aynı soru geçebilir:
“Acaba sütüm bebeğime yetiyor mu?”
Özellikle bebeğin sık sık meme istemesi, uzun süre emmesi, akşam saatlerinde memeden ayrılmak istememesi veya emzirdikten kısa süre sonra yeniden aranması ailede hemen aynı endişeyi doğuruyor:
“Demek ki doymadı.”
Ardından bazen biberon hazırlanıyor, mama başlanıyor veya annenin sütünü artıracağı düşünülen yiyeceklerin peşine düşülüyor.
Oysa yenidoğan döneminde sık emme çoğu zaman normaldir.
Dahası, bebeğin sık emmesi anne sütü yapımının devam edebilmesi için gerekli doğal mekanizmanın da önemli bir parçasıdır.
Peki gerçekten sütümüzün yetip yetmediğini nasıl anlayacağız?
Bunun cevabını annenin göğsünün ne kadar dolu olduğundan veya bebeğin kaç dakika emdiğinden çok, bebeğin kendisine bakarak verebiliriz.
1. İşaret: Bebeğiniz Günde Kaç Kez Emiyor?
Yeni doğmuş bir bebeğin “üç saatte bir ve tam 20 dakika” emmesi gerektiği şeklinde değişmez bir kural yoktur.
Sağlıklı yenidoğanların önemli bir bölümü ilk haftalarda 24 saat içerisinde yaklaşık 8–12 kez emebilir.
Bazı bebekler iki-üç saatte bir emerken bazı dönemlerde çok daha sık meme isteyebilir.
Hatta özellikle günün belirli saatlerinde bebek;
emer,
kısa süre dinlenir,
yeniden meme ister,
tekrar emer.
Bu durum bazen saatler boyunca aralıklı şekilde devam edebilir.
Buna küme emme, cluster feeding adı verilir ve özellikle yaşamın ilk haftalarında görülebilir.
Yani bebeğinizin bir saat sonra yeniden meme istemesi tek başına “sütünüz yetmiyor” anlamına gelmez!!!
Anne sütü üretiminin temel prensiplerinden biri oldukça basittir:
Meme ne kadar etkili ve sık boşaltılırsa, vücuda o kadar fazla süt üretmesi gerektiği yönünde sinyal gider.
Bu nedenle özellikle ilk haftalarda bebeğin sık emmesi çoğu durumda problemin değil, süt yapımının kurulmasının bir parçasıdır.
2. İşaret: Emerken Yutkunduğunu Duyuyor Musunuz?
Bebeğin memede bulunması ile etkin şekilde süt emmesi aynı şey değildir.
İyi bir emzirme sırasında başlangıçta daha hızlı emme hareketlerinden sonra daha derin ve ritmik emme-yutma hareketleri görülebilir.
Bebeğin çenesinin düzenli hareket ettiğini ve zaman zaman yutkunduğunu fark edebilirsiniz.
Ancak;
bebeğin memeyi sürekli bırakması,
memeye tutunmakta güçlük çekmesi,
emzirme boyunca yalnızca yüzeysel ve hızlı emme hareketleri yapması,
“şaklama-tıklama” benzeri sesler çıkarması,
annenin meme ucunda belirgin ve devam eden ağrı veya yaralanma olması
iyi yerleşme ve etkin süt transferi açısından değerlendirme gerektirebilir.
Önemli olan bebeğin memede kaç dakika kaldığı değil, o sürede ne kadar etkin emdiğidir.
Bir bebek 10–15 dakikada etkin şekilde emebilirken başka bir bebek daha uzun süre memede kalabilir.
Bu nedenle elinizde kronometreyle emzirme süresi tutmak çoğu zaman gerekli değildir.
3. İşaret: Bezleri Ne Söylüyor?
Yenidoğan bebeğin bezleri, anne sütü alımı hakkında bize çok değerli bilgiler verir.
Doğumdan sonraki ilk günlerde idrar sayısı doğal olarak daha azdır ve günler ilerledikçe artar.
Anne sütü miktarının arttığı ilk haftanın sonunda sağlıklı ve yeterli beslenen bir bebeğin genellikle günde altı veya daha fazla ıslak bezi olması beklenir.
İdrarın giderek açık sarı hale gelmesi de olumlu bir bulgudur.
Dışkı da değişir.
Doğumdan hemen sonra siyaha yakın, yapışkan mekonyum dışkısı görülür. Sonraki günlerde dışkı yeşilimsi hale gelir ve ardından anne sütü alan bebeklerde genellikle sarı, yumuşak ve taneli bir görünüm kazanır.
Özellikle yaşamın ilk günlerinde dışkının bu renk dönüşümünün gerçekleşmesi de süt alımının değerlendirilmesinde yardımcıdır.
Ancak önemli bir ayrıntı var:
Her bebeğin dışkılama sıklığı aynı değildir ve ilerleyen haftalarda anne sütü alan bazı sağlıklı bebekler daha seyrek kaka yapabilir!!
Bu nedenle yalnız kaka sayısına bakarak “süt yetiyor” veya “yetmiyor” kararı verilmemelidir.
4. İşaret: Tartı Ne Söylüyor?
Sütün yeterliliğini değerlendirmenin en önemli göstergelerinden biri bebeğin kilo izlemidir.
Yenidoğanların doğumdan sonraki ilk günlerde bir miktar kilo kaybetmesi beklenen bir durumdur.
Bu, her zaman anne sütünün yetersiz olduğu anlamına gelmez.
Bebeğin doğum sırasında vücudunda bulunan fazla sıvının bir bölümünü kaybetmesi de bu düşüşte rol oynar.
Ancak kilo kaybının miktarı ve bebeğin daha sonra kilo almaya başlayıp başlamadığı önemlidir.
İlk günlerde doğum ağırlığının yaklaşık yüzde 8–10'una yaklaşan veya bunu aşan kilo kaybında bebeğin emzirme etkinliği, sıvı durumu ve klinik durumu dikkatle değerlendirilmelidir.
Buradaki önemli nokta şu:
“Yüzde 10 kilo verdi, mutlaka sütünüz yetmiyor” şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılmamalıdır.
Kilo kaybı bir değerlendirme işaretidir.
Bebeğin memeye yerleşmesi, emme ve yutması, idrar-dışkı miktarı, sarılığı, annenin süt üretimi ve genel durumu birlikte değerlendirilmelidir.
Sağlıklı anne sütü alan bebeklerin büyük kısmı yaklaşık 10–14 gün içerisinde doğum ağırlığına yeniden ulaşır.
Bu nedenle özellikle ilk haftalardaki çocuk hekimi kontrolleri yalnızca rutin muayene değildir; aynı zamanda emzirmenin yolunda gidip gitmediğini anlamamız için çok değerlidir.
5. İşaret: “Memelerim Artık Dolmuyor” Sütüm Azaldı Demek Mi?
Bu da anneleri gereksiz yere endişelendiren çok yaygın bir durumdur.
Doğumdan sonraki ilk günlerde süt miktarı artarken göğüslerde belirgin dolgunluk ve gerginlik hissedilebilir.
Bir süre sonra vücut bebeğin gereksinimine uyum sağladıkça bu aşırı dolgunluk azalabilir.
Anne bunun üzerine;
“İlk hafta göğsüm taş gibi oluyordu, artık olmuyor. Sütüm kesiliyor mu?”
diye endişelenebilir.
Memenin daha yumuşak olması tek başına sütün azaldığını göstermez.
Aynı şekilde meme büyüklüğü de bir annenin ne kadar süt üretebileceğini gösteren güvenilir bir ölçü değildir.
Süt üretimini değerlendirirken asıl bakmamız gereken yine bebeğin etkin emmesi, bezleri ve büyümesidir.
6. İşaret: Pompayla Az Süt Çıkıyorsa Sütüm Az Mıdır?
Annelerin sık düştüğü bir başka tuzak da pompayla çıkan süt miktarını “süt testi” olarak kullanmaktır.
“20 dakika sağdım, yalnızca 30 mililitre çıktı. Demek ki sütüm yetmiyor.”
Bu çıkarım her zaman doğru değildir.
Pompanın memeden çıkardığı süt miktarı, bebeğin memeden alabildiği süt miktarıyla birebir aynı değildir!!!
Sağılan miktarı;
pompanın özelliği,
başlığın memeye uygunluğu,
son emzirmenin üzerinden geçen süre,
günün saati,
annenin stres düzeyi,
süt salınım refleksi
gibi birçok faktör etkileyebilir.
Bu nedenle tek bir sağımda çıkan miktara bakıp anne sütü yetersizliği tanısı koymak doğru değildir.
Bebeğin büyümesi ve klinik bulguları çok daha değerlidir.
7. İşaret: Bebeğinizin Genel Durumu Nasıl?
Bazen aileler rakamlara o kadar odaklanıyor ki en önemli göstergeyi unutabiliyoruz:
Bebeğin kendisini.
Etkin emen, yutkunması duyulan, beslenme sonrasında çoğu zaman gevşeyen, yeterli idrar yapan ve düzenli kilo alan bir bebekte yalnızca “çok sık emiyor” diye süt yetersizliğinden söz etmek doğru olmaz.
Ancak bunun tersi de önemlidir.
Bebek;
çok uykulu ve emmek için zor uyandırılıyorsa,
memeyi almakta veya memede kalmakta zorlanıyorsa,
etkin yutkunma görülmüyorsa,
beslenme sayısı belirgin biçimde azalmışsa,
beşinci günden sonra hâlâ kilo kaybetmeye devam ediyorsa,
ilk haftanın sonuna doğru günde altıdan az idrar yapıyorsa,
idrarı belirgin koyuysa,
sarılığı giderek artıyorsa,
genel durumu iyi görünmüyorsa
“Biraz daha bekleyelim, süt gelir” demek yerine bebeğin değerlendirilmesi gerekir.
“Bebeğim Memeden Ayrılmıyor” Her Zaman Açlık Demek Değildir!!!
Bebekler yalnızca kalori almak için emmez.
Emme aynı zamanda bebeği sakinleştirir ve anneyle yakın temas sağlar.
Üstelik yenidoğanın midesi küçüktür ve anne sütü kolay sindirilir. Bu nedenle sık beslenme fizyolojik olabilir.
Özellikle akşam saatlerinde görülebilen küme emmeler sırasında anne saatlerce “Bütün gün emdi, hâlâ nasıl acıkabilir?” diye düşünebilir.
Bazen cevap gerçekten açlık değildir.
Bazen bebeğin yaptığı, yenidoğan olmanın doğal bir parçasıdır.
Bu nedenle yalnızca emzirme sıklığına bakarak mama başlamak doğru bir yaklaşım değildir.
Önce emzirmenin etkinliği ve bebeğin büyümesi değerlendirilmelidir.
Gece Uyandırıp Emzirmeli Miyim?
Bu sorunun cevabı bebeğin yaşına ve kilo alımına göre değişir.
Özellikle yaşamın ilk haftalarında ve henüz doğum ağırlığına ulaşmamış yenidoğanlarda çok uzun beslenme araları bırakılması uygun olmayabilir.
İlk haftalarda sağlıklı yenidoğanların çoğunun gece dahil olmak üzere sık beslenmesi gerekir.
Bebek uzun süre uyuyorsa, özellikle doğum ağırlığına henüz ulaşmamışsa, prematüre ise, sarılığı varsa veya emme problemi bulunuyorsa beslenme için uyandırılması gerekebilir.
Bebek doğum kilosuna ulaştığında, yeterli kilo aldığı gösterildiğinde ve doktoru da gelişimini uygun bulduğunda daha uzun gece uykularına izin verilmesi mümkün olabilir.
Yani “Her yenidoğanı mutlaka üç saatte bir uyandırın” veya “Uyuyan bebeği asla uyandırmayın” ifadelerinin ikisi de her bebek için doğru değildir!!!!
Bebeğin kilo alımı belirleyicidir.
“Sütümü Artırmak İçin Ne Yiyip İçmeliyim?”
Belki de annelere en fazla önerinin geldiği konu budur.
Şerbetler…
Tatlılar…
Bitki çayları…
Özel karışımlar…
Litrelerce içecek…
Oysa süt üretiminin temelini tek bir mucize yiyecek oluşturmaz.
Sağlıklı bir annede süt üretiminin en önemli uyarıcılarından biri memenin sık ve etkin biçimde boşaltılmasıdır.
Bebeği uygun şekilde ve isteğine göre emzirmek, anne-bebek temasını desteklemek, annenin dengeli beslenmesi, susadıkça yeterli sıvı alması ve mümkün olduğunca dinlenebilmesi önemlidir.
Şekerli yiyecekleri çok tüketmek anne sütünü otomatik olarak artırmaz.
“Bu yiyeceği yersen sütün kesin artar” şeklindeki iddialara da temkinli yaklaşılmalıdır.
HER AĞLAYAN BEBEĞE MAMA GEREKİR Mİ?
Hayır.
Ağlama yenidoğanın iletişim biçimidir.
Bebek aç olabilir ama aynı zamanda;
altı kirlenmiş,
uykusuz,
sıcaklamış,
gazlı,
fazla uyarılmış
veya yalnızca yakın temas istiyor olabilir.
Üstelik ağlama, açlığın erken değil geç belirtilerinden biridir.
Bebeğin ellerini ağzına götürmesi, dudaklarını şapırdatması, emme hareketleri yapması ve başını meme arar gibi çevirmesi daha erken açlık işaretleri olabilir.
Bu işaretleri fark edip bebeği henüz sakin durumdayken emzirmek, emzirmeyi de kolaylaştırabilir.
Mama Gerekirse Bu “Başarısızlık” Değildir!!!!
Anne sütünü desteklemek ile anneye baskı yapmak birbirinden tamamen farklı şeylerdir.
Bazı yenidoğanlarda tıbbi nedenlerle ek beslenme gerekebilir.
Önemli kilo kaybı, yetersiz süt alımı, bazı hipoglisemi durumları, belirgin sıvı kaybı veya başka tıbbi sorunlarda ek beslenme kararı gündeme gelebilir.
Böyle bir durumda amaç anneye “Sütün yetmiyor” etiketi yapıştırmak değil;
Önce bebeğin güvenliğini sağlamak, aynı zamanda mümkün olduğunca emzirmeyi ve anne sütü üretimini korumaktır.
Gerektiğinde annenin sağılmış sütü, uygun koşullarda donör anne sütü veya formül mama bebeğin klinik durumuna göre değerlendirilebilir.
Bu karar mümkün olduğunca anne ve bebeği birlikte değerlendiren sağlık profesyoneliyle verilmelidir.
EN GÜVENİLİR “SÜT ÖLÇER” NEDİR?
Annenin göğsünün sertliği değil.
Pompadan çıkan miktar değil.
Bebeğin emzirme sonrasında kaç saat uyuduğu değil.
Komşunun veya akrabanın yorumu hiç değil.
En güvenilir değerlendirme; bebeğin etkin emmesi + idrar ve dışkı izlemi + düzenli kilo takibidir!!!
Bu üçlü bize annenin “Sütüm yetiyor mu?” sorusunun cevabını büyük ölçüde verir.
NE ZAMAN MUTLAKA DESTEK ALMALI?
Özellikle yenidoğan döneminde şu durumlarda çocuk hekimi veya emzirme konusunda deneyimli bir sağlık profesyonelinden destek alınmalıdır:
Bebek 24 saatte çoğu gün sekizden az emiyorsa,
memeye tutunamıyor veya emme sırasında etkin yutkunmuyorsa,
beşinci günden sonra kilo kaybetmeye devam ediyorsa,
ilk haftanın sonuna doğru günde altıdan az idrar yapıyorsa,
idrarı belirgin koyuysa,
sarılığı artıyorsa,
çok uykuluysa ve emzirmek için uyandırmak zorlaşıyorsa,
doğum kilosuna beklenen sürede yaklaşmıyorsa veya kilo alımı yetersizse,
annenin meme uçlarında şiddetli ağrı, çatlak veya kanama varsa.
Emzirme sırasında ağrıya “Anne olmanın doğal parçası” deyip katlanmak da doğru değildir. Devam eden belirgin ağrı çoğu zaman bebeğin memeye yerleşmesinin ve emzirme tekniğinin değerlendirilmesini gerektirir.
ANNEYE SORULMASI GEREKEN SORU “MEMEN DOLU MU?” DEĞİL
Belki de emzirme konusunda bakış açımızı değiştirecek en önemli cümle bu.
Yeni doğum yapmış bir anneye sürekli;
“Sütün geldi mi?”
“Memen doluyor mu?”
“Bebek doymuyor galiba?”
“Biraz mama versen?”
demek, zaten hassas bir dönemde olan annenin kaygısını daha da artırabilir.
Bunun yerine;
“Bebek nasıl emiyor?”
“Yutkunmasını duyuyor musun?”
“Bezleri nasıl?”
“Kilosu nasıl gidiyor?”
sorularını sormak çok daha anlamlıdır.
SON SÖZ: SIK EMME, SÜTÜN YETMEDİĞİNİN KANITI DEĞİLDİR!!!!
Dünya Sağlık Örgütü sağlıklı bebeklerde yaşamın ilk altı ayında yalnız anne sütüyle beslenmeyi ve bebeğin isteğine göre, gece ve gündüz emzirilmesini öneriyor.
Yenidoğan döneminde 24 saatte 8–12 emzirme olağandışı değildir.
Bazı saatlerde bundan da sık emmek normal olabilir.
Bu nedenle yeni bir annenin her sık emzirmede kendisine;
“Benim sütüm yetmiyor”
demesi gerekmiyor.
Bunun yerine bebeğin emmesine, yutmasına, bezlerine ve büyümesine bakalım.
Çünkü anne sütünün yeterliliğini en iyi gösteren şey annenin kaygısı değil, bebeğin büyümesidir.
Unutmayalım: Bebeğin sık meme istemesi her zaman “Sütün az” mesajı değildir. Bazen tam tersine, vücudunuza “Ben büyüyorum, benim için süt üretmeye devam et” demesinin en doğal yoludur.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Prematüre, düşük doğum ağırlıklı, sarılığı olan, hastanede yatış öyküsü bulunan, emme güçlüğü yaşayan veya kilo alımı yetersiz olan bebeklerin beslenmesi bireysel olarak değerlendirilmelidir.