Gözaltının Ardından: Alparslan Kuytul Dosyasında Şimdi Ne Olacak?
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Türkiye bugün Alparslan Kuytul ve Furkan Vakfı çevresine yönelik operasyon haberleriyle güne başladı. Adana merkezli operasyonda Kuytul ve eşi Semra Kuytul’un yanı sıra çok sayıda kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Operasyonun Adana’nın yanı sıra farklı illere de uzandığı, toplamda 32 kişinin gözaltına alındığı ve bazı şirketlere kayyum atandığı yönündeki bilgiler kamuoyuna yansıdı.
Ancak burada çok önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor: Gözaltının hangi kesin suçlama ve deliller kapsamında yapıldığı, operasyonun ilk saatleri itibarıyla kamuoyuna bütün ayrıntılarıyla açıklanmış değil. Bu nedenle sosyal medyada dolaşan iddiaları kesinleşmiş gerçekler gibi değerlendirmek doğru olmaz.
Peki Neden Şimdi?
Kuytul’un son dönemde yaptığı açıklamalar ve özellikle Süleymancılara yönelik operasyon hakkındaki eleştirileri sonrasında Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın sosyal medya üzerinden Kuytul’a yönelik sert ifadeler kullanması dikkat çekmişti. Saral’ın “sıra sana da gelecek” şeklindeki paylaşımının ardından operasyonun gelmesi, doğal olarak kamuoyunda çeşitli soru işaretleri oluşturdu.
Fakat zamanlama ile hukuki neden aynı şey değildir.
Bir operasyonun arkasındaki gerçek gerekçeyi ortaya koyacak olan; soruşturma dosyası, savcılığın açıklamaları, deliller ve nihayetinde mahkemenin değerlendirmesidir.
Bu nedenle bugün yapılması gereken, ne Kuytul’u peşinen suçlu ilan etmek ne de soruşturmayı peşinen “siyasi operasyon” olarak nitelendirmektir.
Hukuk, herkes için aynı mesafede durmalıdır.
Bundan Sonra Ne Olacak?
Gözaltı, tutuklama anlamına gelmez.
Önümüzdeki süreçte soruşturmayı yürüten savcılık, gözaltındaki kişilerin ifadelerini alacak, delilleri değerlendirecek ve gerekli gördüğü işlemleri yapacaktır.
Bundan sonra üç temel ihtimal ortaya çıkabilir:
Birincisi, savcılık yeterli şüphe görmezse kişilerin serbest bırakılmasına karar verilebilir.
İkincisi, adli kontrol tedbirleri uygulanarak soruşturmanın tutuksuz sürdürülmesi mümkün olabilir.
Üçüncüsü, savcılık elde edilen delillerin kuvvetli suç şüphesi oluşturduğunu değerlendirirse tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk gerçekleşebilir. Tutuklama konusunda nihai kararı savcı değil, hâkim verir.
Dolayısıyla “gözaltına alındı, kesin tutuklanacak” şeklindeki yorumlar bugün için hukuken erken yorumlardır.
Asıl Sınav Burada Başlıyor
Türkiye'nin hukuk devleti iddiası, sadece suçlanan insanların değil, toplumun tamamının hukuk güvencesini koruyabilmesine bağlıdır.
Eğer ortada ciddi bir suç varsa, bunun delilleri ortaya konulmalı ve sorumlular hukuk önünde hesap vermelidir.
Eğer suçlama varsa ama delil yoksa, insanların yalnızca siyasi görüşleri, yaptıkları eleştiriler veya düşünceleri nedeniyle cezalandırılması kabul edilemez.
Çünkü hukuk devletinde ölçü kişinin kim olduğu değil, ne yaptığı ve bunun hangi delillerle ortaya konulduğudur.
Kuytul dosyasında da kamuoyunun görmek istediği tam olarak budur.
Türkiye Artık Sosyal Medya Üzerinden Hüküm Vermemeli
Bugün bir taraf “Kuytul suçlu” diyecek, diğer taraf “Bu tamamen siyasi bir operasyon” diyecek.
Oysa gerçek, bu iki sloganın arasında bir yerde değil; dosyanın içindedir.
Varsa deliller ortaya konulmalı.
Varsa suç, mahkeme tarafından karara bağlanmalı.
Suç yoksa insanlar özgür bırakılmalı.
Devletin gücü de zaten burada ortaya çıkar.
Devlet, güçlü olduğu için insanları susturan değil; hukukun üstünlüğünü koruduğu için güçlü olan devlettir.
Alparslan Kuytul dosyası bundan sonra yalnızca Kuytul ve çevresinin meselesi olmaktan çıkıp Türkiye'deki hukuk, ifade özgürlüğü ve devlet-vatandaş ilişkisi açısından da önemli bir sınava dönüşebilir.
Şimdi herkesin gözü savcılık ve mahkeme sürecinde olacak.
Ve en doğru tavır, hükmü sosyal medyaya değil, hukuka bırakmaktır.