DERİN YARAMIZ ; KANSER
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Kanseri kitaplardan, haberlerden ya da hastane koridorlarından öğrenmedim.
Kanseri, hayatımdan iki insanı alırken tanıdım.
Yakın bir abimi ve babamı kanser nedeniyle kaybettim. Bu yüzden kanser kelimesi benim için yalnızca bir hastalığın adı değil; özlemin, çaresizliğin, bekleyişin ve kaybetmenin de adı.
İnsan bazen bir hastalığın ne kadar acımasız olduğunu, onu anlatan istatistiklerden değil, sevdiği bir insanın gözlerinin önünde günden güne güçsüzleşmesinden öğreniyor.
Bugün teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor. İnsanlık uzaya araç gönderiyor. Yapay zekâ hayatımızın pek çok alanını değiştiriyor. Birkaç saniye içinde dünyanın öbür ucuyla iletişim kurabiliyoruz. Tıp, geçmişte hayal bile edilemeyen yöntemlerle hastalıkları teşhis ve tedavi edebiliyor.
Ama bütün bu gelişmişliğin ortasında kanser hâlâ insanlığın en büyük sınavlarından biri.
Elbette bilim kanser karşısında çaresiz değil. Bazı kanser türlerinde tedavi başarıları çok yüksek. Erken teşhis ve gelişen tedavi yöntemleri sayesinde bugün birçok insan kanseri yenerek hayatına devam ediyor.
Ancak sorun şu:
Kanser tek bir hastalık değil. Çok farklı türleri, davranışları ve tedaviye verdikleri yanıtlar var. Ve bugün hâlâ bütün kanserleri ortadan kaldıracak tek ve kesin bir çözümden söz edemiyoruz.
İşte insanın içine dokunan tarafı da bu.
Bunca teknolojik gelişmeye rağmen bir hücrenin kontrolünü kaybetmesi, koskoca bir insanın hayatını değiştirebiliyor. Bir teşhis, yalnızca hastanın değil, bütün ailenin hayatını başka bir yöne çevirebiliyor.
Kanser hastanelerde başlayan ama hastane odalarında kalmayan bir mücadele.
Evlerin içine giriyor.
Sofralara oturuyor.
Ailelerin konuşmalarına, gecelerine, gelecek planlarına kadar uzanıyor.
Bir telefon bekliyorsunuz.
Bir tahlil sonucu bekliyorsunuz.
Doktorun söyleyeceği birkaç kelimeyi bekliyorsunuz.
Ve bazen insan, hayatının en uzun dakikalarını o birkaç kelimeyi beklerken yaşıyor.
Ben bunların bir kısmını yaşadım.
Abimi kaybettim.
Babamı kaybettim.
Bu yüzden bugün kanserden söz ederken yalnızca bir hastalıktan söz etmiyorum. Geride kalanların taşıdığı sessiz yükten de söz ediyorum.
Belki de kanserle mücadelede en büyük umudumuz, bilimin henüz söyleyeceklerinin bitmemiş olmasıdır.
Her yeni araştırma, her yeni tedavi yöntemi, her erken teşhis edilen hasta bize aynı şeyi hatırlatıyor:
İnsanlık henüz kanseri tamamen yenemedi ama ondan vazgeçmiş de değil.
Ve vazgeçmemeli.
Çünkü bugün kaybettiğimiz insanların ardından duyduğumuz “Keşke”lerin yerini, yarın başka ailelerde “İyi ki”lerin almasını istiyoruz.
Ben babamı ve abimi geri getiremiyorum.
Ama onların kaybının, kanserle mücadele konusunda daha fazla araştırmanın, daha fazla bilincin ve daha erken teşhisin ne kadar önemli olduğunu hatırlatmasını istiyorum.
Çünkü teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, insan hayatından daha değerli hiçbir buluş yok.
Ve belki de insanlığın gerçek başarısı, uzaya daha uzağa gitmekten önce, sevdiklerimizi bu hastalık yüzünden daha az kaybettiğimiz bir geleceği kurabilmektir.