Bir Haber, Bir Tercih, Bir Memleket Meselesi
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Memlekette gazetecilik yaptığım yıllarda öğrendiğim en önemli şeylerden biri şuydu:
Her haber, sadece bir yazı değildir.
Bazen bir cümle bir ilçenin yıllarca taşıyacağı bir iz bırakır. Bazen de bir haberi yapmamak, en az yapmak kadar büyük bir sorumluluktur.
Çünkü gazetecinin elindeki kalem sadece gerçeği yazmaz; aynı zamanda yaşadığı yere karşı taşıdığı emaneti de temsil eder.
Bir gün yine Mecitözü’nden Çorum’a haber yetiştirmek için yola çıkmıştım. O dönem ilçemizin belediye başkanı Selçuk Aksoy’du. Kendisi Mecitözü için çalışan, insanına değer veren, ilçesinin gelişmesi için çaba gösteren biriydi. Bizlere de her zaman destek olur, yaptığımız çalışmalarda maddi ve manevi olarak yanımızda dururdu.
O yıllarda şunu çok iyi düşünürdüm:
Vatan sevgisi sadece büyük sözlerle anlatılmaz. İnsan; ülkesine, memleketine, ilçesine, köyüne değer katan işler yaparak vatanını sever.
Gazetecilikte de mesele sadece “önce ben duyurayım” değildir. Asıl mesele şudur:
“Bu haber yaşadığım yere ne kazandırır, ne kaybettirir?”
Çünkü bazı haberler vardır; doğru olsa bile yanlış zamanda, yanlış bakış açısıyla verildiğinde bir şehrin, bir ilçenin insanına zarar verebilir.
Bir gün otobüste Mecitözü’nde görev yapan bir astsubay arkadaşla karşılaştım. Sohbet sırasında bana Beke Kaplıcaları ile ilgili bir konudan bahsetti. Bazı kişilerin kaplıcalara gelip uygunsuz işler yaptığı yönünde bir ihbar olduğunu, jandarmanın da konuyla ilgilendiğini anlattı.
O dönem gazetecilik refleksiyle düşündüm. Böyle bir haberin görüntüleri, bilgileri, ayrıntıları vardı. İstenirse büyük bir haber yapılabilirdi.
Ama içimde başka bir ses vardı.
Çünkü Beke Kaplıcaları sadece bir işletme değildi. Mecitözü’nün tanıtımında, ekonomisinde ve geçmişinde önemli bir yerdi. İnsanların ailesiyle gittiği, ilçeye değer katan bir mekândı.
Bir haberi yapmadan önce işletmeciyle görüşmek istedim.
O dönem sık sık uğradığım zafer çarşısı yanında olan Şamlıoğlu İş Hanı’nda bulunan Bufa Spor Mağazası benim adeta çalışma odam gibiydi. Kemal Dinç ve Mustafa Dinç kardeşler, ayrıca Secaattin Temel benim çok sevdiğim, samimi dostlarımdı. Haber notlarımı orada toparlar, düşüncelerimi orada şekillendirir, sonra gazeteye geçerdim.
Beke Kaplıcaları’nı işleten kişiyle de orada görüştük. Kendisi de Kemal Dinç’in yakın arkadaşıydı.
Kendisine duyduğum iddiayı sordum.
“Böyle bir olay gerçekten yaşandı mı, kaplıcanın içine kadar girdiler mi?” dediğimde verdiği cevap bana çok önemli bir ders verdi.
Böyle bir durumun olmadığını, gelen kişilerin kaplıcaya alınmadığını, yakın bir yerde kısa süre durup gittiklerini anlattı. Hatta jandarmaya haber veren kişinin de kendisi olduğunu söyledi.
İşte o an bir kez daha anladım:
Bazen gazetecinin görevi sadece yazmak değil, yazmadan önce vicdanıyla tartmaktır.
Eğer o gün araştırmadan, doğruluğunu tam anlamadan o haberi yayımlasaydım belki birilerinin dikkatini çekecekti ama Mecitözü’ne, Beke Kaplıcaları’na ve ilçemizin insanına zarar verecekti.
O gün aldığım kararın doğru olduğunu düşündüm.
Çünkü memleket sevgisi; sadece eksikleri söylemek değildir. Eksikleri düzeltmeye çalışırken sahip olduklarımızı da koruyabilmektir.
Bir ilçeyi büyüten sadece binalar değildir. İnsanların birbirine güveni, dayanışması, ortak değerleri de bir ilçenin temelidir.
Bugün Mecitözü’nün nüfusu azalıyor, gençlerimiz başka yerlere gidiyor, yatırımlar konusunda eksiklerimiz var. Bazen düşünüyorum; ilçemize bir yüksekokul kazandırılsa bile büyük bir hareketlilik başlayabilir. Gençlerin olduğu yerde hayat olur, esnafın yüzü güler, sokaklar yeniden canlanır.
Bir başka düşüncem de çocukluk yıllarımızdan kalan bir hatıradır.
Mecitözü’nün birçok yerinde badem ağaçları vardı. Bahar geldiğinde çiçekleriyle, yaz geldiğinde meyvesiyle ayrı bir güzellik olurdu. Toprağımızın badem yetiştirmeye çok uygun olduğu söylenirdi.
Çocukluğumuz badem toplamakla, ağaçların gölgesinde vakit geçirmekle geçti.
Keşke o yıllarda daha fazla bilinç oluşsaydı, badem ağaçları çoğalsaydı. Belki bugün Mecitözü sadece geçmişiyle değil, bademiyle, üretimiyle, markasıyla da konuşulan bir ilçe olurdu.
Memleketler bazen büyük projelerle değil, küçük görünen ama doğru zamanda atılan adımlarla değişir.
Bir ağacı çoğaltmak da memlekete hizmettir.
Bir haberi doğru zamanda yapmak da.
Bir yanlışı büyütmemek de.
Çünkü yaşadığımız yere katkı veremiyorsak bile zarar vermemeyi bilmeliyiz.
Mecitözü bizim için sadece bir ilçe değildir.
Orada çocukluğumuz, hatıralarımız, dostluklarımız ve geçmişten taşıdığımız değerler vardır.
Bir memleketi ayakta tutan da işte bu bağlılıktır.
Kalem; vicdandan uzaklaşınca kelimeler çoğalır, hakikat azalır. Biz kalemimizi; vatanın, vicdanın ve vefanın yanında tutmaya devam edeceğiz.
Tarafımız; menfaatin değil, vatanın, vicdanın ve vefanın tarafıdır