Bir İlçenin Kazancı, Doğru İnsanlardır

Bir İlçenin Kazancı, Doğru İnsanlardır

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Temmuz 28, 2026 - 23:20

Bir şehrin büyüklüğü sadece nüfusuyla ölçülmez. Bir ilçenin değeri de yalnızca yollarıyla, binalarıyla ya da sahip olduğu doğal güzelliklerle anlaşılmaz. Asıl zenginlik; o şehri seven, dert edinen ve "Ben bu memlekete daha ne katabilirim?" diye düşünen insanların varlığıdır.

Manavgat da işte böyle bir ilçedir.

Akdeniz'in mavisiyle Torosların yeşilini buluşturan, tarihi binlerce yıl öncesine uzanan, Side Antik Kenti'nden Manavgat Şelalesi'ne kadar sayısız güzelliği bünyesinde barındıran bu güzel ilçe, yalnızca Antalya'nın değil, Türkiye'nin de en önemli turizm merkezlerinden biridir. Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı misafiri ağırlayan Manavgat; beş yıldızlı otelleri, kilometrelerce uzanan sahilleri, bereketli tarımı ve güçlü ticaret hayatıyla ülke ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır.

Böylesine önemli bir ilçede görev alan insanların da sıradan değil, vizyon sahibi, çalışkan ve sorumluluk duygusu yüksek kişiler olması gerekir.

İşte bu noktada Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Abdullah Doru'dan söz etmeden geçmek mümkün değildir.

Hayatta bazı insanlar vardır; daha ilk tanıştığınız anda samimiyetini hissedersiniz. Söyledikleri kadar duruşu da güven verir. Yanında bulunduğunuzda resmiyet değil, dostluk hissedersiniz. Abdullah Doru, benim gözümde tam da böyle bir insandır.

Mütevazıdır...

İçtendir...

Samimidir...

Dürüsttür...

En önemlisi de görevini makam olarak değil, emanet olarak görmektedir.

Seçildiği ilk günden bugüne kadar durmadan çalışan, gecesini gündüzüne katan, sürekli esnafın arasında olan, toplantılar düzenleyen, sorunları yerinde dinleyen ve çözüm üretmek için Ankara'nın kapısını aşındıran bir başkan profili çizmiştir.

Onun dilinde en çok duyduğum cümle şudur:

"Manavgat için daha ne yapabilirim?"

İşte gerçek yöneticiyi diğerlerinden ayıran soru da budur.

Bugün birçok siyasi parti, birçok kurum ve birçok oluşum belki de en büyük hatayı, böylesine değerli insanları zamanında fark edememekle yapıyor. Oysa çalışkanlık, dürüstlük ve samimiyet hangi göreve taşınırsa taşınsın bulunduğu yeri büyütür.

Ben inanıyorum ki Abdullah Doru, hangi görev verilirse verilsin; çevresini de, ilçesini de, ilini de, ülkesini de mahcup etmeyecek karaktere sahiptir. Çünkü bazı insanlar makamı büyütmez; makam, o insanların karakteriyle değer kazanır.

Bu vesileyle bir teşekkür de Osman Paşa'ya etmek istiyorum.

Böyle kıymetli bir insanla tanışmama vesile olduğu için kendisine gönülden teşekkür ediyorum. Hayatta en büyük kazanç bazen para değil, güvenebileceğiniz dostlar kazanmaktır. Osman Paşa da bu dostluğun kurulmasına vesile olarak güzel bir iz bırakmıştır.

Manavgat bana hiçbir zaman yabancı olmadı.

2004 yılından bu yana defalarca gittiğim, bazen yılda üç-dört kez ziyaret ettiğim, dostlar edindiğim, kendimi kendi ilçem kadar yakın hissettiğim bir yerdir. Bu yüzden orada yaşanan gelişmeleri, göreve gelenleri, hizmet edenleri yakından takip ederim.

İyi yapılan her iş alkışı hak eder.

Çalışan insanın yanında durmak, emek verenin hakkını teslim etmek de bir vefa borcudur.

Bugün Abdullah Doru için yazdıklarım bir övgüden ibaret değildir; gözlemlediğim emeğin, gayretin ve samimiyetin hakkını teslim etmektir.

Çünkü...

Bir memlekete yapılan en büyük yatırım, beton değil; güven veren insan yetiştirmektir.

Allah Abdullah Doru'nun yolunu açık, hizmetlerini bereketli eylesin. Manavgat için kurduğu her hayırlı niyetin karşılığını almasını nasip etsin.

Kalem; vicdandan uzaklaşınca kelimeler çoğalır, hakikat azalır. Biz kalemimizi; vatanın, vicdanın ve vefanın yanında tutmaya devam edeceğiz.

Tarafımız; menfaatin değil, milletin, makamın değil, memleketin yanıdır.