BİR KADIN, BİR ÇOCUK VE CUMHURİYET

BİR KADIN, BİR ÇOCUK VE CUMHURİYET

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 28, 2026 - 13:17

Cumhuriyet'i bazen çok büyük kelimelerle anlatıyoruz. Oysa Cumhuriyet en çok küçük bir hikayede saklıdır.

Bir kadın düşünün. Sabah evinden çıkıyor. Kendi parasını kazanmaya gidiyor. Kimseye sormadan, kimsenin izni olmadan. Okumuş, çalışmış, seçmiş. Yolda yürürken başı dik.

Bir çocuk düşünün. Kız çocuğu. Çantası sırtında okula gidiyor. Doktor olacağım diyor, öğretmen olacağım diyor. Kimse ona "sen kızsın, olmaz" demiyor.

İşte Cumhuriyet budur.

Peki bu hikaye nasıl başladı?

Takvimler 1923'ü gösterirken, bu topraklar yorgundu. Savaş bitmişti ama bir milletin umudu tükenmişti. İşte o günlerde bir adam çıktı ve dedi ki: "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir."

O adam Mustafa Kemal Atatürk'tü.

O, sadece bir savaş kazanmamıştı. Bir milletin yönünü değiştirmişti. Padişahlığın gölgesinden, milletin iradesine doğru bir yol açmıştı. 29 Ekim 1923 gecesi, Ankara'da küçük bir mecliste, "Yaşasın Cumhuriyet" sesleri yükseldiğinde, aslında o kadının sokağa çıkışı, o çocuğun okula gidişi çoktan yazılmıştı.

Atatürk Cumhuriyeti kurarken iki şeye çok inanıyordu: Kadına ve gençliğe.

Dedi ki: "Dünyada her şey kadının eseridir." Dedi ki: "Bütün ümidim gençliktedir."

Çünkü biliyordu, bir ülke fabrikayla değil, okuyan kız çocuğuyla, düşünen genciyle ayakta durur. Medeni Kanunla kadını insan yerine koyan, Tevhid-i Tedrisatla köydeki çocuğa da okuma hakkı veren oydu.

O yüzden bugün bir kadın özgürce yürüyorsa, bir çocuk özgürce hayal kuruyorsa, bu tesadüf değildir. Bu, 103 yıl önce atılmış bir tohumun meyvesidir.

Şair Nazım Hikmet ne güzel söylemiş:

"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine."

Cumhuriyet, o tek ve hür ağaçların orman olabildiği yerdir.

Bugün 29 Ekim'de sadece bir bayramı kutlamıyoruz. Bir kuruluşu değil, bir kurtuluşu kutluyoruz. Kulluktan yurttaşlığa geçişimizi kutluyoruz.

Ve bu emanet bizde durduğu sürece, o bayrak dalgalandıkça, o kadın yürüdükçe, o çocuk hayal kurdukça, Cumhuriyet yaşamaya devam edecek.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 103. yılında başta, Cumhuriyetimizin kurucusu ebedi liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarını ve aziz şehitlerimizi rahmetle, saygıyla, minnetle anıyorum.

Ruhları şad olsun.

Yaşasın Cumhuriyet. Yaşasın Atatürk.