ÇİFTÇİNİN EMEĞİNİ KİM ÇALIYOR?
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Toprağa düşen her tohum yalnızca ürün değildir; emektir, sabırdır, risktir. Çiftçi aylarca yağmuru bekler, don korkusuyla yaşar, mazotun, gübrenin, ilacın maliyetini hesaplar. Sonunda ürününü toplar. Ama bugün birçok üretici için asıl mücadele hasattan sonra başlıyor.
Türkiye’nin gerçek gücü; toprağına alın teri döken çiftçisidir. Çünkü çiftçi yalnızca üretmez, bir ülkenin gıda güvenliğini de ayakta tutar. Ancak üretici ile tüketici arasında oluşan bazı fırsatçı yapılar, hem çiftçinin emeğini değersizleştiriyor hem de vatandaşın cebini yakıyor.
Aslında mesele çoğu zaman anlatıldığı gibi ürün eksikliği değil; ürünün sofraya ulaşana kadar geçtiği süreçte oluşan kontrolsüz kazanç zinciridir.
Bugün Anadolu’nun birçok yerinde çiftçi ürününü zararına satmak zorunda kalıyor. Mazot pahalı… Gübre pahalı… Sulama maliyetli… İşçilik ağır… Çiftçi aylarca emek verdiği ürünü bir an önce elden çıkarmaya çalışıyor. Çünkü ürün bekledikçe çürüyor, borç büyüyor.
Fakat asıl soru burada başlıyor:
Çiftçi kazanamıyorsa, tüketici de pahalıya alıyorsa; aradaki kazancı kim elde ediyor?
Tarlada düşük fiyatla alınan ürün; halden markete, marketten pazara ulaşana kadar katlanarak artıyor. Sonuçta üretici mutsuz, vatandaş tepkili. Sistemin kazananı ise çoğu zaman görünmüyor.
Özellikle bazı aracılık mekanizmaları artık daha fazla şeffaflıkla incelenmelidir. Çünkü zaman zaman ürünlerin sınıflandırılması, kalite ayrımı ve fiyat oluşum süreçleri kamuoyunda soru işaretleri oluşturuyor. Üretici malını düşük bedelle verirken, tüketici yüksek fiyat ödemek zorunda kalıyor.
Çiftçi bazen markete gidip kendi ürettiği ürünün etiketini görünce şaşırıyor.
Çünkü tarladan çıkan rakam ile tezgahtaki rakam arasındaki bağ kopuyor.
Bu yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda adalet ve güven meselesidir.
Devletin burada daha güçlü denetim mekanizmaları kurması artık ihtiyaç haline gelmiştir. Çünkü serbest piyasa ile fırsatçılık arasındaki çizgi kaybolduğunda zarar gören ilk kesim üretici ve vatandaş olur.
Çiftçinin bugün en büyük beklentisi yalnızca destek değil; adil piyasa düzenidir.
Mazot desteği önemlidir.
Gübre desteği önemlidir.
Kredi desteği önemlidir.
Ama ürünün gerçek değerinde satılması hepsinden daha önemlidir.
Bu nedenle:
• Hal sistemleri daha şeffaf hale getirilmelidir.
• Ürün giriş ve çıkışları dijital sistemlerle anlık izlenebilmelidir.
• Fahiş fiyat oluşturan stokçuluk ve manipülasyonlar sıkı şekilde denetlenmelidir.
• Üretici kooperatifleri güçlendirilerek çiftçinin doğrudan tüketiciye ulaşması kolaylaştırılmalıdır.
• Büyük market zincirlerinin fiyat oluşum süreçleri daha yakından takip edilmelidir.
Çünkü mesele sadece domatesin, soğanın ya da buğdayın fiyatı değildir.
Mesele; toprağın emeğinin gerçek sahibine ulaşamamasıdır.
Eğer çiftçi üretmekten vazgeçerse sadece tarım kaybetmez.
Sofralar kaybeder.
Ekonomi kaybeder.
Ülke kaybeder.
Bu yüzden çiftçiyi korumak, aslında milletin geleceğini korumaktır.
Toprağın bereketini fırsatçılığa teslim etmeden; üreticiyi de vatandaşı da koruyan güçlü, şeffaf ve adil bir sistem artık tercih değil, zorunluluktur.