Çöp Değil, Geleceğe Bırakılan Bir Miras

Çöp Değil, Geleceğe Bırakılan Bir Miras

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Temmuz 1, 2026 - 10:42

Bugün, 1 Temmuz 2026. Türkiye, çevre politikalarında uzun yıllardır üzerinde çalıştığı önemli bir eşiği daha geride bıraktı. Sıfır Atık Hareketi'nin en somut adımlarından biri olan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sistemi ülke genelinde uygulanmaya başladı.

Aslında bu sistem yeni bir vergi ya da vatandaşa yük getiren farklı bir uygulama değil. Tam tersine, yıllardır çöpe attığımız milyonlarca plastik, cam ve alüminyum ambalajın yeniden ekonomiye kazandırılmasını sağlayacak yeni bir alışkanlığın başlangıcı.

Bugüne kadar tükettiğimiz birçok içeceğin ambalajı ya çöpe gidiyor ya da geri dönüşüm zincirine yeterince dahil olamıyordu. Oysa artık üzerinde DOA logosu bulunan ambalajlar ekonomik bir değere sahip olacak. Çünkü her bir uygun ambalaj, sahibine geri dönüş yoluyla yeniden kazanç sağlayacak.

Sistemin işleyişi oldukça sade...

Vatandaş, depozito kapsamındaki içeceğini satın alacak, ürünü tükettikten sonra ambalajını ezmeden muhafaza edecek ve barkodu okunabilir şekilde en yakın iade noktasına götürecek. Marketlerde, alışveriş merkezlerinde, büfelerde ve depozito iade makinelerinin bulunduğu noktalarda teslim edilen uygun ambalajlar karşılığında her biri için 1 TL depozito iadesi alınabilecek.

İade edilen tutar, DOA mobil uygulamasındaki dijital cüzdana aktarılabilecek; banka hesabına transfer edilebilecek, ATM'den çekilebilecek veya alışverişlerde kullanılabilecek. Bazı noktalarda ise nakit ödeme seçeneğinin de sunulması planlanıyor.

İlk etapta 0,1 litre ile 3,01 litre arasındaki tek kullanımlık PET plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarını kapsayan sistem, sadece geri dönüşümü değil, aynı zamanda döngüsel ekonomiyi de güçlendirmeyi hedefliyor.

Bugün dünyanın çevre konusunda örnek gösterilen birçok ülkesinde benzer uygulamalar yıllardır başarıyla devam ediyor. Almanya, Norveç ve Finlandiya gibi ülkelerde depozito sistemi sayesinde geri dönüşüm oranları yüzde 90'ların üzerine çıkmış durumda. Türkiye de bu adımla aynı başarıyı yakalamayı hedefliyor.

Elbette her yeni uygulama gibi başlangıçta bazı alışkanlıkların değişmesini gerektirecek. Vatandaşın ambalajı ezmeden saklaması, doğru noktaya teslim etmesi ve sistemi öğrenmesi zaman alabilir. Ancak unutulmamalıdır ki büyük dönüşümler, küçük alışkanlıklarla başlar.

Bu sistemin en önemli kazanımı yalnızca çevre olmayacak. Her yıl milyarlarca ambalaj yeniden ekonomiye kazandırılacak, ham madde ihtiyacı azalacak, enerji tasarrufu sağlanacak ve doğal kaynakların korunmasına önemli katkı sunulacak. Yetkililerin öngörüsüne göre sistem tam anlamıyla yaygınlaştığında Türkiye ekonomisine yıllık yaklaşık 30 milyar liralık katkı sağlanması hedefleniyor.

Bugün elimizdeki boş bir şişeye sadece atık gözüyle bakmıyoruz. O şişe artık yeniden üretimin, çevre bilincinin ve ekonomik değerin bir parçası.

Sıfır Atık Hareketi, yıllardır sadece bir çevre projesi olarak görülüyordu. Oysa bugün gelinen noktada bunun aynı zamanda ekonomik kalkınmanın, kaynak verimliliğinin ve gelecek nesillere bırakılacak daha temiz bir Türkiye'nin önemli bir yapı taşı olduğu daha net anlaşılıyor.

Belki de artık mesele, çöpe ne attığımız değil; geleceğe ne bıraktığımızdır.