PARTİ DEĞİŞTİRME VE SİYASİ İTTİFAKLARDA “OY VERENLER” YOK SAYILIYOR

PARTİ DEĞİŞTİRME VE SİYASİ İTTİFAKLARDA “OY VERENLER” YOK SAYILIYOR

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ağustos 14, 2026 - 15:28

Siyasette ittifaklar, yeni oluşumlar veya başka partiye geçişler genellikle “Taban” ve “Tavan” ahengi gözetilmeden yapılıyor.

Bu durum özellikle son zamanlarda iyice arttı. İşin en trajikomik tarafı da; bir milletvekili ya da BELEDİYE BAŞKANI partisini değiştirirken oy aldığı seçmenlerini de yanında getirip-götürdüğünü zannediyor, belki de olası pazarlığını da buna göre yapıyor. Oysa özellikle parti birleşmelerinde ve seçim ittifaklarında, üst yönetimle alt teşkilat yönetimleri hatta seçmen kesimi, yani TAVANLA TABAN aynı motivasyon içinde, aynı ahenkte ve homojen bir yapı içerisinde olmalıdır.

Yakın tarihte ve yıllara sâri olan Cumhur İttifakı’nın tavanıyla tabanının daha yeni yeni ahenk bulduğu, Altılı Masa’nın hiç bir şekilde tabanda karşılık bulmadığı bir zeminde; Sn Özel’in mi yoksa çok Sn İmamoğlu’nun YENİ PARTİSİ, Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinden ne kadar Milletvekili, ne kadar Belediye Başkanı ve üye alırsa alsın istediğini elde edemeyecektir. Rüzgarın kayadan toz alması misali… Zira CHP Türkiye’nin en eski partisidir ve ciddi tecrübelere sahiptir

Yeni Parti sağlam temellere sahip olması için, önce ayağındaki prangaları çözmeli, şaibe ve yolsuzluklardan arınmalıdır. Bu olur mu ya da ne zaman olur derseniz; kim bilir belki Ağustos ayında Akdeniz’in buz kesip donduğu zaman…

Çünkü parti içinde hiç kimse, Mısır’daki “Sağır Sultan”ın duyduğu yolsuzlukları ve ahlaksızlıkları görmüyor, duymuyor ve inanmıyor. Gün gibi açık hallere bile “İktidarın Yargısı” türküsünü tutturuyorlar ve hep aynı nakaratı söylüyorlar.

Bazı kesimlerce ister kabul edilsin, ister kabul edilmesin; Ak Parti bir halk hareketidir ve taban ile taban dengesi içerisinde, ev hanımından, yaşlısına, engellisinden işçisine, memurundan işadamına tüm kesimlerin omuzlarında yükselmiştir.

Belediyecilikte de önemli başarılara imza atan Ak Parti belediyeciliğinin temelleri daha Ak Parti kurulmadan 1994 yılında dönemin İstanbul Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atılmıştır. Bu yüzden hükümet olmanın gücünü ve desteğini de gözardı etmeden, Ak Partiye katılan belediye başkanlarını çok tutarsız görmemek gerekir. Ancak tavan-taban uyuşmazlığından burada da bahsedebiliriz. Nadiren hükümetten ayrıcalıklı hizmet ve destek almanın olumlu etkisi dışında, hiç bir seçmen kendi partine oy verip seçtiği bir başkanı başka bir partide görmek istemez. Milletvekilliği için de aynı şeyleri söyleyebiliriz.

Yolsuzluk ve ahlaksızlığa bulaşmış ve görevden el çektirilen belediye başkanlarının yerine seçilen yeni başkanları elbette ayrı tutmak gerekir. Zira bu durumlarda seçmenin eğilimi değişebilir. Yeni seçilen başkanların veya başkan vekillerinin yolsuzluk ve ahlaksızlıkla mücadelesi seçmen nezdinde bir kahramanlığa ve başarıya dönüşebilir. Beykoz gibi, Aydın gibi, Keçiören gibi, vs vs.

Ama parti yöneticilerinin ve milletvekilllerinin parti değişikliklerini aynı katagoride değerlendiremeyiz, çünkü onların icraatlarını seçmene gösterebilecekleri pek hikayeleri bulunmuyor. Liderinin işareti ve söylemi dışında bir ülküsü yok, bir feraseti ve basireti yok malesef. Mecliste sandalye sayısı olarak görülen vekillerin durumu gerçekten içler acısı.

Bekleyip göreceğiz elbet.

Kalın sağlıcakla…