DEVLETİN BİR BİLDİĞİ VARDIR, VATANDAŞIN DA BİR DERDİ VARDIR!

DEVLETİN BİR BİLDİĞİ VARDIR, VATANDAŞIN DA BİR DERDİ VARDIR!

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Kasım 6, 2026 - 10:45

Bu hafta aracımın muayenesi var.

Muayene öncesinde neler yapılması gerektiğini, hangi kuralların değiştiğini, yeni bir uygulama olup olmadığını öğrenmeye çalışırken kendi kendime düşündüm.

Arkadaş, neden her değişiklikte vatandaşın aklına ilk olarak yeni bir ücret, yeni bir şart, yeni bir zorluk geliyor?

Neden yapılan bir düzenlemenin ardından vatandaş gönül rahatlığıyla, “Allah razı olsun, eskiden ne kadar zordu, şimdi ne kadar kolay olmuş.” diyemiyor?

Aslında mesele yalnızca araç muayenesi değil.

Mesele, hayatımızın hemen her alanında karşılaştığımız uygulamalar ve bu uygulamaların vatandaşa nasıl yansıdığıdır.

Elbette devletin kuralları olacak. Kanunlar uygulanacak. Denetimler yapılacak. Herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirecek.

Buna kimsenin itirazı olamaz.

Araç muayenesi de gerekli. Trafik güvenliği de önemli. İnsan hayatını koruyan her tedbirin arkasında durmak gerekir.

Ancak benim üzerinde durduğum başka bir mesele var.

Kurallar uygulanırken vatandaşın hayatını kolaylaştırmak da devletin önceliklerinden biri olmalı değil mi?

Bugün araç muayenesi yaptıracak bir vatandaşın yalnızca muayene ücretini değil, aracını hazırlamak için yapacağı masrafları, ayıracağı zamanı ve yaşayabileceği sıkıntıları da düşünmek gerekiyor.

Üstelik araç muayenesinde ücretler, ödeme yöntemleri ve çeşitli uygulamalar zaman zaman gündeme geliyor. Bu nedenle vatandaşın güncel kuralları takip etmesi de ayrı bir ihtiyaç hâline geliyor.

Burada asıl sorulması gereken şu:

Bir düzenleme yapılırken vatandaşın cebine, zamanına ve günlük hayatına getireceği yük yeterince hesaba katılıyor mu?

Mesela neden vatandaşın işini kolaylaştıran uygulamalar daha fazla konuşulmuyor?

Neden bir işlem daha az evrakla, daha kısa sürede, daha anlaşılır ve daha makul maliyetle yapılamasın?

Neden vatandaş bir kamu hizmetinden ayrılırken yorgunluk yerine memnuniyet hissetmesin?

Ben trafik cezalarına karşı değilim.

Trafik kurallarına herkes uymalı. Çünkü trafikte yapılan bir yanlış yalnızca sürücüyü değil, başka insanların hayatını da etkileyebilir.

Ancak burada da adaletin önemli bir ölçüsü vardır:

Ölçülülük ve orantılılık.

Bir yaptırım, işlenen ihlalin ağırlığıyla orantılı olmalı. Ceza, yalnızca caydırıcı değil, aynı zamanda adil ve anlaşılır olmalı.

Devletin amacı vatandaşından ceza toplamak değil, vatandaşının kurallara uymasını sağlamak olmalı.

Nasıl ki yanlış davranışların karşılığında yaptırımlar varsa, doğru davranışları teşvik eden kolaylıklar ve avantajlar da olmalı.

Örneğin kurallara düzenli uyan, sorumluluklarını zamanında yerine getiren vatandaş için neden daha fazla kolaylık düşünülmesin?

Neden zamanında yapılan işlemler teşvik edilmesin?

Neden vatandaşın yükünü hafifletecek düzenlemeler de en az cezalar kadar önemsenmesin?

Bir de çocukluğumdan aklımda kalan bir söz var.

Bizim Kayı Köyü'nde, Mecitözü'nde büyüklerimiz devletle ilgili bir mesele konuşulduğunda sık sık şöyle derlerdi:

“Devletin bir bildiği vardır.”

Bu sözün içinde yalnızca devlete duyulan saygı yoktu.

Güven vardı.

İnanç vardı.

Devletin milletini düşündüğüne, aldığı kararların arkasında bir hikmet ve memleketin yararına bir amaç bulunduğuna duyulan kanaat vardı.

İşte ben bugün de o güvenin yaşamasını istiyorum.

Vatandaş bir karar duyduğunda önce endişelenmesin.

“Acaba şimdi ne kadar ödeyeceğiz, hangi yeni zorlukla karşılaşacağız?” diye düşünmesin.

Tam tersine, “Devletimiz yine milletinin yararına bir kolaylık düşünmüştür.” diyebilsin.

Çünkü devlet ile millet birbirinin karşısında duran iki ayrı taraf değildir.

Devlet milletindir, millet de devletine sahip çıkar.

Bizim anlayışımızda devlet yalnızca kanun koyan, denetleyen ve gerektiğinde ceza veren bir yapı değildir.

Devlet aynı zamanda vatandaşının derdini dinleyen, sıkıntısını gören, zorluklarını hafifleten ve ihtiyaç duyduğunda yanında olduğunu hissettiren büyük bir emanettir.

Bu millet gerektiğinde vatanı için canını ortaya koymuş, bayrağı için mücadele etmiş, devletinin bekası söz konusu olduğunda fedakârlıktan kaçınmamıştır.

Böylesine vefalı bir milletin günlük hayatında biraz daha kolaylığı, biraz daha anlayışı, biraz daha rahatlığı hak ettiğini düşünüyorum.

Elbette her düzenlemenin bir gerekçesi, her kamu hizmetinin bir maliyeti olabilir. Ancak bunlar vatandaşın beklentilerini dinlemeye ve daha iyi çözümler üretmeye engel değildir.

Üstelik vatandaşın lehine yapılan her iyileştirme yalnızca ekonomik bir kolaylık sağlamaz.

Devlete duyulan güveni de güçlendirir.

İnsanlar kendilerini düşünen, seslerini duyan, sorunlarına çözüm arayan bir yönetim anlayışını gördüklerinde devletlerine daha fazla bağlanırlar.

Bazen küçük bir kolaylık, büyük bir güvenin kapısını açar.

Bir işlemin basitleştirilmesi, gereksiz bir masrafın kaldırılması, bir ücretin daha makul hâle getirilmesi, yaşlıya, emekliye, dar gelirliye gösterilen anlayış...

Bunların her biri vatandaşın gönlünde karşılık bulur.

Unutmayalım ki devletin itibarı yalnızca büyük yatırımlarla, görkemli binalarla ve açıklanan rakamlarla ölçülmez.

Bazen bir vatandaşın işini kolaylaştıran küçücük bir uygulama, gönüllerde çok daha büyük bir yer edinir.

Benim söylemek istediğim tam olarak budur.

Yeni bir karar alınırken, yeni bir ücret belirlenirken, yeni bir uygulama başlatılırken bir de şu soru sorulsun:

“Bu yaptığımız vatandaşın hayatını nasıl kolaylaştıracak?”

İşte o zaman milletimiz de yapılan güzel işlerin kıymetini daha fazla bilecektir.

Biz devletimizi seviyoruz.

Vatanımıza, bayrağımıza, milletimize bağlılığımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

Ancak devlet sevgisi, vatandaşın sıkıntılarını dile getirmeye engel değildir.

Tam tersine, memleketini seven insan gördüğü eksiklikleri kırmadan, dökmeden, iyi niyetle anlatabilmelidir.

Çünkü bizim derdimiz eleştirmek için eleştirmek değil, daha güzel bir memlekette yaşamaktır.

İstiyoruz ki vatandaş biraz rahatlasın.

İstiyoruz ki insanlar biraz nefes alsın.

İstiyoruz ki yapılan her düzenlemede yalnızca devletin ve kurumların ihtiyaçları değil, milletin imkânları da düşünülsün.

Ve istiyoruz ki çocukluğumuzda büyüklerimizden duyduğumuz o güzel söz, gelecek nesillerin dilinde de aynı güvenle yaşamaya devam etsin:

“Devletin bir bildiği vardır.”

Ama bu sözün yanında bir gerçeği de hiç unutmayalım:

Devletin bir bildiği varsa, vatandaşın da bir derdi vardır.

Asıl büyüklük, o derdi duyabilmek ve çare olabilmektir.

Kalem; vicdandan uzaklaşınca kelimeler çoğalır, hakikat azalır. Biz kalemimizi; vatanın, vicdanın ve vefanın yanında tutmaya devam edeceğiz.

Tarafımız; menfaatin değil, hakkın; makamın değil, milletin; korkunun değil, hakikatin yanıdır.