Kendin Olma Sanatı: Benzerliğin İçinde Kendin Kalabilmek
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
İnsan, dünyaya kendisi olarak gelir; fakat zamanla başkalarının beklentileri arasında kendisinden uzaklaşmayı öğrenir.
Toplumun kabul ettiği düşünceler, benimsediği davranışlar ve çizdiği görünmez sınırlar vardır. Bu sınırların dışına çıkan kişi ise çoğu zaman farklılığıyla değil, farklı olma cesaretiyle yargılanır. Çünkü farklı insan, alışılmış düzenin dışına çıkar. Sorgular, itiraz eder, başka türlü düşünür. Bazen yalnız kalır, bazen anlaşılmaz, bazen de kendisini anlatmaktan yorulur.
Belki de bu yüzden artık farklı olmaktan çok, farklı görünmenin sonuçlarından korkuyoruz.
Zamanla bu korku, insanın kendi benliğini törpülemesine neden oluyor. Düşüncelerimizi kabul görecek biçimde ifade ediyor, davranışlarımızı başkalarının beklentilerine göre şekillendiriyor, hatta bazen hissettiklerimizi bile toplumun uygun gördüğü kalıplara sığdırıyoruz.
Böylece farklılıklarımızdan ziyade ortak noktalarımıza tutunuyoruz. Aynı şeyleri düşünüyor, benzer cümleler kuruyor, aynı doğruların etrafında toplanıyoruz. Birbirimize benzedikçe kabul göreceğimizi, kabul gördükçe de ait hissedeceğimizi düşünüyoruz.
Oysa insanı insan yapan, yalnızca ortak paydaları değildir. Bazen bir düşüncenin diğerinden ayrılması, bir bakışın alışılmışın dışına çıkması, bir insanın kalabalığın içinde kendi sesini koruyabilmesidir.
İşte tam da bu noktada kendin olma sanatı başlar.
Kendin olmak, her şeye karşı çıkmak ya da sırf farklı görünmek adına aykırı davranmak değildir. Kendin olmak; başkalarının düşüncelerini duyabilecek kadar açık fikirli, fakat kendi düşüncelerini kaybetmeyecek kadar sağlam durabilmektir.
Herkesin aynı yöne baktığı bir yerde başka bir pencereyi görebilmek, herkesin onayını kazanma ihtiyacından sıyrılıp kendi hakikatine sadık kalabilmektir.
Çünkü benzememek, her zaman bir başkaldırı değildir. Bazen insanın kendisine duyduğu saygının en sessiz biçimidir.
Belki de çağımızın en büyük meselelerinden biri, insanların birbirine benzemesi değil; birbirine benzemeye çalışırken kendilerine yabancılaşmasıdır.
Oysa hayat, herkesin aynı renge boyandığı bir tuvalden ibaret olmamalı. Her insanın kendi rengini taşıyabildiği bir bütünlükte anlam kazanmalı.
Unutmamak gerekir ki insan, başkalarına benzediği ölçüde değil, kendi özünü koruyabildiği ölçüde kendisidir.
Çünkü benzerliğin ödüllendirildiği, farklılığın sorgulandığı bir dünyada kendin kalabilmek, belki de insanın icra edebileceği en zarif sanattır.