Diploma Var... Peki Hayata Hazır Mıyız?
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Bugün bir lise mezununu karşımıza alıp birkaç basit soru sorsak acaba kaçına cevap verebilir?
Kalp masajı nasıl yapılır biliyor mu?
Acil bir durumda ilk müdahalenin ne olduğunu biliyor mu?
Boğazına bir cisim kaçılan birine nasıl yardım edileceğini biliyor mu? (Bugün buna Heimlich manevrası deniliyor.)
Yüzme biliyor mu?
Kendini anlatacak, yol soracak ya da bir soru sorabilecek kadar yabancı dili var mı?
81 ilin plakasını, telefon kodlarını ve hangi bölgede bulunduğunu biliyor mu?
Ülkesinin dağlarını, nehirlerini, ovalarını, tarihini ve kültürel değerlerini tanıyor mu?
Ülkemizi ilgilendiren önemli gelişmelerden haberdar mı?
Çarpım tablosunu ezbere biliyor mu? Dört işlemi rahatlıkla yapabiliyor mu?
Bu soruların büyük bölümüne "hayır" cevabı veriliyorsa, burada çocuklarımızı değil; eğitim sistemimizi konuşmamız gerekir.
Yıllarca yabancı dil dersi görüyoruz. Fakat okuldan mezun olan gençlerin önemli bir kısmı adını söylemenin, "Nasılsın?" demenin ötesine geçemiyor. Oysa yabancı dil; ezberlenen birkaç cümle değil, hayatın içinde kullanılabilen bir iletişim aracıdır.
Bir başka önemli konu ise ilk yardım...
Her yıl boğazına yiyecek kaçtığı için hayatını kaybeden insanlar oluyor. Oysa doğru zamanda uygulanan Heimlich manevrası birçok hayat kurtarabiliyor.
Kalp duran bir insana temel yaşam desteği uygulanabilse, ambulans gelene kadar geçen dakikalar hayat kurtarabilir.
Bunlar doktor olmayı gerektirmez; bunlar insan olmanın, bilinçli vatandaş olmanın gereğidir.
Yüzme de böyledir...
Her yaz boğulma haberleriyle yüreğimiz yanıyor. Çocuklarımız okuldan mezun olurken bir yabancı dili tam öğrenememiş olabilir; ama en azından yüzmeyi öğrenmiş olmalıdır. Çünkü yüzme bazen spor değil, doğrudan hayat kurtaran bir beceridir.
Eskiden ilkokulda dört işlem sağlam öğretilirdi. Bugün ise hesap makinesi olmadan işlem yapmakta zorlanan gençlerle karşılaşıyoruz.
Bilgi ezberlenmek için değil, kullanılmak için öğrenilir.
Belki de artık eğitimde şu soruyu sormalıyız:
"Çocuklarımız sınavlara mı hazırlanıyor, hayata mı?"
Bir başka önemli mesele de meslek eğitimi...
Sanayiye gidiyorum...
Boyacı çırağı yabancı uyruklu.
Elektrikçi çırağı yabancı uyruklu.
Su tesisatçısı çırağı yabancı uyruklu.
Fırında çalışan çırak yabancı uyruklu.
Elbette alın teriyle çalışan herkes değerlidir. Ancak kendi gençlerimizin üretimden, zanaattan ve meslek edinmekten uzaklaşması geleceğimiz adına düşündürücüdür.
Bugün çırak yetiştiremezsek, yarın usta bulamayız.
Meslek liseleri yeniden hak ettiği değere kavuşmalıdır.
Çünkü her genç üniversite okumak zorunda değildir; ama her genç bir meslek sahibi olmalıdır.
Asıl başarı; diploma sayısını artırmak değil, hayata hazır insan yetiştirmektir.
Belki de çocuklarımızın daha küçük yaşlarda hangi alanda yetenekli oldukları bilimsel yöntemlerle belirlenmeli; kimi sanata, kimi teknolojiye, kimi spora, kimi zanaata yönlendirilmelidir.
Herkesi aynı kalıba sokmaya çalışmak yerine, herkesin en güçlü yönünü ortaya çıkarmak gerçek eğitimdir.
Biz; ezberleyen değil düşünen...
Diploma alan değil üreten...
Sınav kazanan değil hayat kazanan nesiller yetiştirmek zorundayız.
Çünkü güçlü devletler, sadece yüksek binalarla değil; hayatın her alanına hazırlanmış insanlarıyla yükselir.
Kalem; vicdandan uzaklaşınca kelimeler çoğalır, hakikat azalır. Biz kalemimizi; vatanın, vicdanın ve vefanın yanında tutmaya devam edeceğiz.
Tarafımız; menfaatin değil, hakikatin yanıdır. Kalemimiz eğilmez; çünkü vicdanımız susmaz.