Elbistan Yaylalarından Memleketin Umuduna: Ayşe Umay Bahçıvan

Elbistan Yaylalarından Memleketin Umuduna: Ayşe Umay Bahçıvan

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ağustos 24, 2026 - 23:15

Bazı başarı hikâyeleri yalnızca bir gencin başarısını anlatmaz. Aynı zamanda bir memleketin geleceğine dair umut verir.

Ayşe Umay Bahçıvan’ın hikâyesi benim için tam da böyle bir hikâye. Atalarımın diyarı Elbistan’dan böyle bir başarı hikâyesinin çıkması ise ayrı bir gurur vesilesi.

İstanbul’da Robert Koleji’nde eğitim gören Ayşe Umay, anne ve babasının çalışması nedeniyle yaz aylarını dedesinin yanında, Elbistan’ın Yalıntaş, eski adıyla Aktil bölgesindeki yaklaşık 2 bin metre rakımlı yaylada geçiriyor.

Ekim sonlarından nisan sonlarına kadar karla kaplı kalan bu yüksek rakımlı coğrafyada tarım yapmak hiç kolay değil. Ancak Ayşe Umay ve ailesi, taşlarla kaplı araziyi temizleyerek birkaç kayısı ağacıyla bu işe başlıyor.

Bugün gelinen noktada yaklaşık 10 bin kayısı ağacından söz ediyoruz. En yaşlı ağaçlar henüz beş yaşında ve yaklaşık 4 ton kayısı elde ediliyor.

Fakat bu hikâyenin asıl dikkat çekici tarafı yalnızca ağaçların sayısı ya da susuz tarımla elde edilen ürün değil.

Asıl önemli olan Ayşe Umay’ın merakı.

Genç kız dünyadaki , tarım uygulamalarını araştırıyor, Peru’daki örnekler başta olmak üzere farklı coğrafyalardaki çalışmaları inceliyor ve öğrendiklerini kendi memleketinin şartlarında deniyor.

 Elbistan’ın yüksek rakımlı ve zorlu iklim şartlarında, toprağın nemini muhafaza etmenin ve havanın nemini kullanmanın yollarını araştırıyor.

Yani burada yalnızca bir kayısı bahçesi bulunmuyor.

Burada bir araştırma, deneme, öğrenme ve üretme süreci yaşanıyor.

Bence asıl kıymetli olan da bu.

Çünkü bir gencin yaşadığı coğrafyanın sorunlarına merakla yaklaşması, araştırması ve çözüm üretmeye çalışması, eğitimin gerçek hayatla buluştuğu noktadır.

Bir yayladan başlayan Ayşe Umay’ın çalışması zamanla yalnızca kayısı üretimiyle sınırlı kalmıyor.

Yüksek rakımda üretim yapmanın zorluklarından hareketle daha büyük sorular soruyor.

Daha sert iklim koşullarında üretim mümkün mü?

Toprak daha uzun süre nasıl nemli tutulabilir?

Bugün Elbistan’ın bir yaylasında sorulan bu sorular, iklim değişikliği gibi dünyanın geleceğini ilgilendiren çok daha büyük bir meseleye uzanıyor.

Liseler arası iklim değişikliği çalışmaları kapsamında ortaya koyduğu proje de bu açıdan ayrıca önem taşıyor.

Bir yaylada başlayan merakın bilimsel bir araştırmaya dönüşmesi, hepimiz açısından üzerinde düşünülmesi gereken güzel bir örnek.

“Elbistan’ın toprağı, gençlerin merakı”

Elbistan yalnızca tarımsal üretimiyle değil, doğal zenginlikleriyle de önemli bir coğrafya.

Yüksek rakımlı yaylalarımız, farklı bitki türlerimiz ve bölgenin kendine özgü doğal yapısı, bilimsel araştırmalar açısından önemli fırsatlar barındırıyor.

Kenger gibi bölgenin dikkat çeken bitkileri de bize aslında araştırılacak, korunacak ve değerlendirilecek çok daha geniş bir alan bulunduğunu gösteriyor.

Bu nedenle mesele yalnızca “daha fazla kayısı üretelim” meselesi değil.

Elbette üretelim.

Ama aynı zamanda araştıralım, koruyalım, bilimsel bilgiyle buluşturalım ve elde ettiğimiz ürünlere katma değer kazandıralım.

Şimdi sıra destek vermekte..

Ayşe Umay’ın çalışmasının daha da gelişebilmesi için önümüzde yapılması gereken işler var.

Üretilen kayısının katma değerini artırmak için modern kurutma sistemlerine, ve uygun depolama altyapısına ihtiyaç bulunuyor.

Bunları yalnızca bir genç kızın ya da ailesinin üstlenmesini beklemek doğru olmaz.

Kamu kurumları, üniversiteler ve özel sektör bu tür çalışmalarda birlikte hareket etmeli.

Üniversiteler bilimsel altyapı desteği sağlamalı.

Kamu kurumları bölgenin ihtiyaçlarını dikkate alan projeleri desteklemeli.

Özel sektör ise gençlerin geliştirdiği fikirlerin ürüne ve ekonomik değere dönüşmesine katkı sunmalı.

Çünkü  Ayşe Umay’ın hikayesinde, yalnızca 10 bin kayısı ağacı  ve susuz tarımla alınan 4 ton  kayısı yok.

Önünde AR-GE’nin, girişimciliğin, iklim değişikliğiyle mücadelenin, biyolojik çeşitliliğin ve kırsal kalkınmanın kesiştiği büyük bir fırsat var.

İstanbul’da aldığı eğitimi Elbistan’ın toprağıyla buluşturan, eğitim başarısını merak ve üretimle birleştiren bir gençten söz ediyoruz.

Belki de hikâyenin en güzel tarafı şu:

Bir çocuğun eğitim aldığı şehir ile memleketinin toprağı arasında güçlü bir bağ kurulabiliyor.

Bir yaylada başlayan merak, bilimsel araştırmaya dönüşebiliyor.

Ve bir gencin sorusu, memleketin geleceğine dair büyük bir umuda dönüşebiliyor.

Bu hikâyenin adı Ayşe Umay Bahçıvan.

Ama aslında bu yalnızca Ayşe Umay’ın hikâyesi değil.

Bu hikâye, doğru destek verildiğinde Elbistan’ın gençlerinin kendi topraklarından yola çıkarak dünyaya söyleyecek çok şeyi olduğunu gösteriyor.

İşte bu nedenle Ayşe Umay’ın hikâyesini yalnızca bir başarı hikâyesi olarak değil, Elbistan’ın ve ülkemizin geleceğine dair bir umut hikâyesi olarak görüyorum.

Pırıl pırıl bu gencimiz ile gurur duydum.