ESKİDEN AZ ŞEYİMİZ VARDI, ÇOK KALBİMİZ VARDI

ESKİDEN AZ ŞEYİMİZ VARDI, ÇOK KALBİMİZ VARDI

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Haziran 10, 2026 - 23:26

“Eskiden” diye başlayan her cümlenin içinde biraz özlem, biraz hasret vardır. Çünkü geçmişe dönüp baktığımızda çoğu zaman sahip olduklarımızı değil, yaşadığımız duyguları hatırlarız.

Ne kadar güzel bir yerde olursak olalım, hava ne kadar sıcak olursa olsun; annemiz ya da babamız yanımızda değilse içimize bir üşüme çökerdi. Hasret, insanın kalbine sessizce yerleşirdi. O zamanlar imdadımıza jetonlu telefon kulübeleri yetişirdi.

Telefon kulübelerinin önünde bazen uzun kuyruklar olurdu. Ama kimse bundan şikâyet etmezdi. Çünkü o bekleyişin sonunda sevdiğimiz bir ses vardı. Tam söylemek istediğimiz en önemli sözün ortasında süre biter, jeton düşerdi. Cümleler yarım kalırdı ama o birkaç dakikalık konuşma günlerce mutlu olmamıza yeterdi.

Küçük ve büyük jetonlar vardı. Büyük jeton biraz daha fazla konuşma hakkı verirdi. Telefon kulübelerindeki kalın fihristlerden numara arar, tanıdıklarımızın telefonlarını bulmaya çalışırdık.

Bazen cebimizde yalnızca tek bir jeton olurdu. Onu da sevdiğimiz kişiyi aramak için saklardık. Büyük bir heyecanla telefonu çevirir, karşı taraftan onun sesini duymayı beklerdik. Fakat çoğu zaman telefonu annesi ya da babası açardı. O anda kalbimiz de jetonla birlikte düşerdi. Jeton giderdi ama yaşadığımız heyecan bize yeterdi.

Bizler azla yetinmeyi bilen insanlardık. Küçük mutluluklardan büyük sevinçler çıkarırdık. Kimse şımarmaz, herkes sınırını ve yerini bilirdi.

O günlerde birçok şey daha sadeydi.

Özlem gerçekti.

Sevgi gerçekti.

Hasret gerçekti.

Dostluk gerçekti.

Bugün ise teknoloji hayatımızın her alanına girdi. Görüntülü konuşmalar yapıyoruz, saniyeler içinde dünyanın öbür ucuna ulaşabiliyoruz. Ama bütün bu kolaylıkların arasında eski samimiyeti bulmakta zorlanıyoruz.

Eskiden yardım yapılırdı, kimse bilmezdi.

Şimdi yardım edilirken kameralar açılıyor, görüntüler servis ediliyor, insanlar teşhir ediliyor. Yardımın yerini zaman zaman gösteriş alıyor.

Eskiden öğretmenler yalnızca ders anlatmazdı. Aynı zamanda karakter yetiştirirdi. Saygıyı, sevgiyi, merhameti ve insanlığı öğretirdi. Çocukların yalnızca zihinlerine değil, kalplerine de dokunurlardı.

Sevgiye ulaşmak kolay değildi. Telefon yoktu, sosyal medya yoktu. Bazen sevdiğini görebilmek için kütüphaneye gitmek, okul çıkışını beklemek ya da uzaktan bir selam alabilmek yeterdi. Bir bakış, bir tebessüm günlerce mutluluk sebebi olurdu.

Çünkü o yıllarda namus, şeref ve ahlak en büyük değerler arasındaydı. İnsanlar bu çizgilere saygı gösterirdi.

Komşuluk vardı.

Dayanışma vardı.

Paylaşmak vardı.

Birinin yükü ağırsa taşıyan çok olurdu.

Birinin derdi varsa dinleyen mutlaka bulunurdu.

Bugün ise birçok şeye sahibiz ama sanki bazı değerleri geride bıraktık. Kalabalıkların içinde yalnızlaşan, ekranların arkasında yaşayan bir toplum haline geldik.

Belki de bu yüzden geçmişi özlüyoruz.

Çünkü eskiden her şey daha zengin değildi ama daha gerçekti.

Eskiden daha az şeyimiz vardı.

Ama çok daha fazla kalbimiz vardı.