ESKİDEN HER GÜN BABALAR GÜNÜYDÜ… Kayı Köyü'nden Bugüne Bir Hasret Yazısı

ESKİDEN HER GÜN BABALAR GÜNÜYDÜ… Kayı Köyü'nden Bugüne Bir Hasret Yazısı

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Haziran 20, 2026 - 18:45

Bugün "Babalar Günü" dediler…

Bir an durdum.

Sonra kendi kendime, "Bizim çocukluğumuzda böyle günler yoktu." dedim.

Belki vardı ama bizim Kayı Köyü'ne uğramamıştı.

Biz; Babalar Günü'nü, Anneler Günü'nü, Sevgililer Günü'nü, doğum günlerini, evlilik yıl dönümlerini bilmeden büyüdük.

Biz sadece Ramazan Bayramı'nı, Kurban Bayramı'nı, millî bayramları ve yılbaşını bilirdik.

Çünkü bizim takvimimiz duvarlarda asılı değildi…

Bizim takvimimiz gönüllerdeydi.

Babaya alınan bir çift lastik ayakkabı…

Annenin bayramlık yazması…

Köyde kurulan bir düğün…

Kasabaya ilk kez gitmek…

İstanbul'dan, Ankara'dan, İzmir'den gelen bir misafir…

İşte bizim en büyük bayramlarımız bunlardı.

Babalar için en büyük hediye; askerdeki oğlunun sağ salim izne gelmesiydi.

İl dışında çalışan evladının kapıdan içeri girmesiydi.

Üniversiteyi kazanan bir evlat…

Memur olan bir oğul…

Sağlığına kavuşan bir çocuk…

Yeni doğan bir bebek…

İşte o günler hem Babalar Günü'ydü, hem Anneler Günü.

Çünkü mutluluğun tarihi olmazdı…

Mutluluğun bahanesi olurdu.

Kimse evlendiği günü tam bilmezdi.

Bilen de birkaç yıl sonra unutup giderdi.

Doğum günü kutlayan neredeyse yoktu.

Çünkü çoğumuzun doğduğu gün bile nüfusa doğru yazılmamıştı.

Kimsenin buna üzülecek vakti de yoktu.

Herkes geçim derdindeydi.

Tarlada, bahçede, harmanda, ahırda…

Sabah gün doğmadan başlayan emek, karanlığa kadar sürerdi.

O yüzden kimsenin boş zamanı yoktu.

Boş vakit olmayınca da dedikodu az, siyaset daha da az olurdu.

Akşam olunca insanlar birbirini gerçekten dinlerdi.

Şimdi olduğu gibi elinde telefonla dinler gibi yapan kimse yoktu.

Çünkü telefon yoktu…

Ama muhabbet vardı.

Herkes aynı sofraya otururdu.

Aynı ekmeği bölüşürdü.

Aynı sevinci yaşar, aynı acıya omuz verirdi.

Aile; sadece aynı evde yaşayan insanlar değildi.

Aile, aynı yürekte yaşayan insanlardı.

Baba evin reisiydi.

Anne ise onun en büyük destekçisiydi.

Çocukların yanında babayı küçük düşürmez, onu kötülemezdi.

Çocuk da anneye nasıl saygı duyuyorsa, babaya da aynı hürmeti gösterirdi.

Belki de aileyi ayakta tutan en büyük direk buydu.

Çünkü bir evde anne ile baba aynı yöne bakıyorsa, çocuklar o evde güven içinde büyürdü.

Bugün ise neredeyse her aya yeni bir özel gün sığdırıldı.

Kutlamalar çoğaldı…

Takvimler doldu…

Ama keşke gönüller de dolsaydı.

Keşke sofralar yine kalabalık olsaydı.

Keşke insanlar birbirinin gözünün içine bakarak konuşsaydı.

Keşke çocuklar, babalarının ayak sesini duyunca telefona değil, kapıya koşsaydı.

Çünkü mesele bir günü kutlamak değildir.

Mesele; ömrü boyunca kıymet bilmektir.

"Bugün Babalar Günü" dediler…

Yanlış dedim.

Babaların günü mü olur?

Baba, bizzatihi gündür.

Evlat ise o günün ayıdır.

Ay nasıl ışığını güneşten alıyorsa; evlat da karakterini, duruşunu ve vicdanını çoğu zaman babasından alır.

Rabbimiz Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurur:

"Rabbin, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi ve anne babaya iyilik etmenizi emretti."
(İsrâ Sûresi, 23)

Ne büyük emirdir…

Ne büyük nasihattir…

Çünkü anne ve babasına vefası olmayanın; ne topluma, ne vatana, ne de insanlığa gerçek anlamda faydası dokunur.

Azla yetinen insanların gönlü daha zengindi.

Yokluğu bilenler, varlığın kıymetini daha iyi bilirdi.

Belki cepleri boştu…

Ama sofraları bereketliydi.

Belki evleri küçüktü…

Ama yürekleri koskocamandı.

Bugün geriye dönüp baktığımda Kayı Köyü'nün taşlarını değil, insanlarını özlüyorum.

Toprağını değil, toprağa alın terini döken babalarını özlüyorum.

Ve anlıyorum ki…

Eskiyi değerli yapan evler değildi.

İçinde yaşayan güzel insanlardı.

Allah hayatta olan bütün anne ve babalarımıza sağlık, huzur ve bereketli ömürler nasip etsin.

Ahirete irtihal eden bütün anne ve babalarımıza da rahmetiyle muamele eylesin.

Çünkü bazı insanlar sadece evlat büyütmedi…

Bir nesil yetiştirdi.