Güç Zehirlenmesi

Güç Zehirlenmesi

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ağustos 4, 2026 - 20:11

Eskiler der ki; “Koltuk insana hizmet için verilir, saltanat için değil.” Ama ne yazık ki bazıları o koltuğa oturduktan sonra bunu unutuyor. Kendini kanunun üstünde görmeye başlayan, eleştiriye kulak tıkayan, “Ben ne yaparsam doğrudur.” diyen anlayışın sonu çoğu zaman hüsran oluyor.

Son günlerde belediyelerle ilgili ortaya atılan yolsuzluk iddiaları ve bazı belediye başkanları hakkında yürütülen soruşturmalar bunun en güncel örnekleri.

Vatandaşın cebinden çıkan vergiyle yapılan hizmette en küçük şaibe bile milleti üzer. Çünkü o para ne başkanın ne de belediyenin kasasından çıkıyor. O para; emeklinin maaşından, işçinin alın terinden, esnafın kazancından kesilen vergidir. Bu yüzden emanete sahip çıkmak herkesin boynunun borcudur.

Ne yazık ki makam bazen insanı değiştiriyor. İlk gün “Millete hizmet edeceğim.” diyenler, zamanla etrafına duvar örüyor. Eleştireni düşman görüyor, hesap vermeyi gereksiz sayıyor. İşte buna halk arasında “güç zehirlenmesi” denir. İnsan, elindeki yetkinin millete ait olduğunu unutunca hem kendine hem de temsil ettiği makama zarar verir.

Bugün yaşananlar bize bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Hiç kimse bulunduğu makam sayesinde dokunulmaz değildir. Belediye başkanı da olsa, bakan da olsa, milletvekili de olsa herkes hukukun önünde eşittir.

Millet artık laf değil, icraat istiyor. Şatafat değil, hesap verebilen yöneticiler görmek istiyor. Çünkü güven bir kere sarsıldı mı yerine koymak kolay olmuyor.

Son söz olarak şunu söylemek gerekir: Koltuklar gelip geçer, ama geride bırakılan itibar kalır. Makamı güç için kullananlar günü kurtarabilir; ama millete hizmet edenler gönüllerde yer edinir. Asıl olan koltuğun büyüklüğü değil, o koltukta oturanın vicdanıdır. Çünkü günün sonunda herkes yaptığıyla, yapmadığıyla ve millete bıraktığı iz ile hatırlanır.