Futbolun Aynasında Görünen Gerçek
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Türk futbolunun içinde bulunduğu tabloyu görmek için artık uzun analizlere, karmaşık istatistiklere ya da derin raporlara ihtiyaç yok. Milli takımın ortaya koyduğu performans bile tek başına birçok gerçeği gözler önüne sermeye yetiyor.
Yıllardır konuşulan sorunlar çözülmediği gibi, her geçen gün daha da büyüyor. Futbolun temel meseleleri halının altına süpürülüyor, günü kurtaran tartışmalar ise gerçek problemlerin üzerini örtüyor. Sonuçta ortaya çıkan tablo da ne yazık ki kimseyi şaşırtmıyor.
Türk futbolunda güven sorunu var.
Türk futbolunda yönetim sorunu var.
Türk futbolunda vizyon sorunu var.
Ve en önemlisi, Türk futbolunda hesap verme kültürü eksik.
Bir dönem hakemleri odasına kilitleme olayıyla gündeme gelen bir kulüp başkanının daha sonra Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı koltuğuna oturması, sistemin nasıl işlediğine dair önemli bir örnek olarak hafızalarda duruyor. Bugün futbolun yaşadığı krizleri konuşurken geçmişte yaşananları da unutmamak gerekiyor.
Son dönemde sosyal medya eleştirileri, yorumcular ve kamuoyundaki tartışmalar üzerinden sık sık "adalet" vurgusu yapılıyor. Elbette hukuk herkes için gerekli. Ancak adalet talep edilirken önce herkesin kendi geçmişine ve kendi sorumluluğuna bakması da gerekiyor. Toplumun beklentisi tam olarak budur.
Bugün Süper Lig'in geleceğine dair bile net bir güven ortamı oluşmuş değil. Futbol Federasyonu, Merkez Hakem Kurulu, kulüpler ve spor yönetimi arasındaki ilişkiler sürekli tartışma konusu oluyor. Her sezon yeni bir kriz, yeni bir polemik ve yeni bir güvensizlik ortamı ortaya çıkıyor.
Oysa sorun sadece futbolda da değil.
Türkiye'nin ata sporu olarak kabul edilen güreş bile eski ilgisini göremiyor. Birçok şehirde düzenlenen organizasyonlar geçmiş yıllardaki seyirci sayılarına ulaşamıyor. Spor kültürü genişlemek yerine bazı alanlarda daralıyor.
Buna karşılık voleybol ve basketbol farklı bir hikâye yazıyor.
Kadın voleybolunda elde edilen tarihi başarılar, basketbolda kulüplerimizin Avrupa'daki performansları ve milli takımların ortaya koyduğu mücadele aslında bize önemli bir mesaj veriyor:
Doğru planlama yapılırsa başarı geliyor.
Ne var ki bu branşlar hâlâ futbol kadar görünür değil. Maç saatleri, yayınlar, tanıtımlar ve kamuoyu ilgisi bakımından büyük bir dengesizlik bulunuyor. Gençlerin farklı spor dallarına yönlendirilmesi konusunda da yeterli adımlar atıldığı söylenemez.
Yerel yönetimlerin ve merkezi yönetimin spor yatırımlarını artırması gerekiyor. Özellikle voleybol ve basketbol gibi branşlarda altyapıların güçlendirilmesi, yeni tesislerin yapılması ve gençlerin spora erişiminin kolaylaştırılması büyük önem taşıyor.
Futbol Federasyonu'nu seçenler kulüpler. Dolayısıyla ortaya çıkan yönetim anlayışında kulüplerin de sorumluluğu bulunuyor. Daha iyi yöneticiler seçmeden daha iyi bir futbol düzeni beklemek gerçekçi olmayacaktır.
Türk sporunun yeniden ayağa kalkabilmesi için öncelikle aynaya bakması gerekiyor. Sorunları inkâr ederek değil, kabul ederek ilerlemek mümkün.
Dileğimiz; futbolun tartışmalarla değil başarılarla anıldığı, hakemlerin değil oyuncuların konuşulduğu, sporun her branşının hak ettiği değeri gördüğü bir Türkiye.
Yeni sezonun daha adil, daha kaliteli ve daha umut verici geçmesi temennisiyle.