Türk Olmak, Soydan Önce Vicdan Meselesidir
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Bir insanın kimliği bazen bir kelimeye sığar, bazen bir ömre…
Türklük de sadece bir isim değildir. Bir milletin asırlar boyunca taşıdığı hafızadır, bir annenin evladına öğrettiği ilk değerdir, bir dedenin torununa bıraktığı en büyük emanettir.
Türk olmak; sadece geçmişte kurulmuş devletleri saymak, kazanılmış savaşları anlatmak değildir.
Türk olmak;
Darda kalanın elinden tutabilmektir.
Misafire kapısını açabilmektir.
Emanete sahip çıkabilmektir.
Bayrağı sadece gökyüzünde değil, kendi karakterinde taşıyabilmektir.
Çünkü bir millet sadece kılıçla değil; ahlakıyla, diliyle, kültürüyle ve vicdanıyla ayakta kalır.
Orhun Yazıtları'nda asırlar önce yükselen ses, bugün hâlâ bize aynı şeyi hatırlatıyor:
Bir milleti yaşatan, sadece güçlü orduları değil; birlik duygusu, inancı ve kendi değerlerine sahip çıkmasıdır.
Bilge Kağan'ın, Bilge Tonyukuk'un döneminden bugüne değişmeyen bir gerçek vardır:
Milletini unutan, geçmişinden kopan ve değerlerini kaybeden toplumlar zaman içinde yönünü kaybeder.
Bizim tarihimiz yalnızca savaş meydanlarından ibaret değildir.
Bizim tarihimiz; yeri geldiğinde kılıç tutan elin, yeri geldiğinde yetime uzanan el olmasıdır.
Türk'ün büyüklüğü sadece düşman karşısındaki cesaretinde değil, gücünü kullandığı yerdeki adaletindedir.
Anadolu'nun bir köyünde sabah ezanıyla tarlasına giden çiftçinin duasında da vardır Türklük…
Köy odasında büyüğünü dinleyen çocuğun terbiyesinde de…
Bayram günü kapı kapı dolaşan komşuluğun sıcaklığında da…
Asker ocağına evladını uğurlayan annenin gözyaşında da…
Çünkü bu milletin mayası sadece toprakla değil; vefa, sabır ve fedakârlıkla yoğrulmuştur.
, "Ne mutlu Türküm diyene." derken bir üstünlük değil, bir sorumluluk anlatıyordu.
Çünkü Türk olmak;
Çalışmayı,
Üretmeyi,
Bilimi rehber edinmeyi,
Vatanını sevmeyi,
Milletine faydalı olmayı gerektirir.
Atatürk'ün "Türk, öğün, çalış, güven." sözü aslında bugün de bize bir yol gösterir.
Övüneceğimiz şey geçmişimizdir.
Çalışacağımız alan bugünümüzdür.
Güveneceğimiz güç ise karakterimizdir.
Türklük, başkasını küçümseyerek büyümez.
Kendi değerlerini yükselterek anlam kazanır.
Türklük, sadece "Ben kimim?" sorusunun cevabı değildir.
Aynı zamanda "Ben bu emanete ne kadar sahip çıkıyorum?" sorusunun da cevabıdır.
Bugün çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras, sadece anlattığımız tarih değil; yaşattığımız örnektir.
Çünkü çocuklar söylediklerimizi değil, yaptıklarımızı hatırlar.
Bir gün onlar bize geçmişimizi değil, bugünümüzü soracaklar.
"Bu büyük milletin evladıydınız, peki siz bu emanete nasıl sahip çıktınız?"
İşte asıl cevap vermemiz gereken soru budur.
Türk olmak, sadece bir soydan gelmek değil;
Bir duruşa sahip olmaktır.
Bir söze sadık kalmaktır.
Bir bayrağın altında kardeşçe yaşayabilmektir.
Bir vatanı sadece sevmek değil, ona değer katabilmektir.
Çünkü tarih boyunca nice devletler kuruldu, nice çağlar değişti.
Ama bir milletin gerçek gücü; vicdanında, hafızasında ve karakterinde saklı kaldı.
Kalem; vicdandan uzaklaşınca kelimeler çoğalır, hakikat azalır. Biz kalemimizi; vatanın, vicdanın ve vefanın yanında tutmaya devam edeceğiz.
Tarafımız; menfaatin değil, hakikatin, vatanın, milletin ve vicdanın tarafıdır.