“İNSANLIK AZALMADI BELKİ… AMA İNSAN İNSANDAN UZAKLAŞTI”
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Eskiden insanlar haklı çıkmanın değil, hak yememenin derdindeydi. Çünkü büyüklerimiz derdi ki: “Haklı olmak başka, adil olmak başkadır.” İnsan bazen dönüp kendine de sormalı: “Ben birinin kalbini kırıyor muyum, birine haksızlık ediyor muyum?”
Bu günlerde herkes kendi derdinde…
“Kendime yeterim” sözü çoğaldı.
“Elâlem ne yaparsa yapsın” düşüncesi yayıldı.
Ama insan sadece kendine yeterek insan kalabilir mi?
Bazen düşünüyorum…
Çocukluğumu düşünüyorum…
Çorum Mecitözü’ndeki köyümüzü düşünüyorum…
Orada insanlar kapılarını kilitlemeden uyurdu.
Komşunun işi yarım kalırsa herkes el atardı.
Birinin yükü ağırsa, taşıyan çok olurdu.
Kimse “Bu bana ne kazandırır?” diye hesap yapmazdı.
Çünkü o zamanlar çıkar değil, insanlık vardı.
Yolda elinde yük olan bir büyüğü görünce koşar yardım ederdik.
Tanısak da yardım ederdik, tanımasak da…
Çünkü bize öğretilen şuydu:
“Büyük sayılır, küçük sevilir.”
Şimdi bakıyorum…
Aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirinin adını bilmiyor.
Komşuluk azaldı, selam azaldı, hal hatır azaldı.
Eskiden kapılar çalınırdı, şimdi ekranlar kaydırılıyor.
Eskiler derdi ki:
“Komşu komşunun külüne muhtaçtır.”
Bugün ise bazen insan, komşusunun varlığından bile habersiz.
Öyle bir zamana geldik ki;
Bazıları gördüğü iyiliğin kıymetini bilmiyor,
Bazıları ise verilen değeri tüketiyor.
Bu yüzden insan en çok neyin kıymetini bilemedin diye sorsalar;
Belki de çoğumuz:
“Kendimin… sevdiklerimin… insanlığın…” deriz.
Kur’an’da buyurulur:
“İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın.”
Ama biz yardımlaşmayı değil, seyretmeyi öğrenir olduk.
Yolda düşeni kaldırmak yerine kayda alan,
Acıyı paylaşmak yerine paylaşım yapan bir topluma dönüşüyoruz.
Ve insanın bir noktası vardır…
Çok kırılır, çok susar, çok görmezden gelir…
Sonra içinde bir yer sessizce der ki:
“Artık yeter…”
İşte o noktadan sonra ne eski hatırlar kalır, ne eski samimiyetler…
Bu dünya zaten gelip geçici.
Dünya oyalar, insanlar değişir, zaman unutturur.
Ama geriye bir şey kalır:
İnsan olup olmadığımız…