İslam Coğrafyasında Sessiz Devrim
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Gözümüzün önünde bir vahşet yaşanıyor. Siyonist İsrail yönetimi ne uluslararası hukuk dinliyor ne insanlık vicdanı. Dünyanın geri kalanı ise sadece seyrediyor. Peki, bu pervasızlığın, bu dur durak bilmeyen azgınlığın arkasındaki asıl sebep ne?
Cevap çok basit ama bir o kadar da acı: Güç.
Adamların elinde doğrudan ya da dolaylı olarak devasa bir ekonomik, teknolojik ve siyasi güç var. Üstelik kendilerince uydurdukları, "biz üstün ırkız, geri kalanlar bize hizmetçi" diyen teolojik bir sapkınlığa inanarak gece gündüz çalışıyorlar. Bizler bu inancı hurafe görsek de adamlar bu uydurulmuş doktrin etrafında kenetlenip dünyayı parmağında oynatacak finansal ve askeri teknolojiyi üretiyorlar.
Yıllarca bizi nasıl uyuttuklarını hepimiz çok iyi biliyoruz. Güçlü dedikleri o ülkeler, ellerindeki modası geçmiş, miadı dolmuş savaş silahlarını Müslüman ülkelere satıp bizi kendilerine bağımlı kıldılar. İşlerine gelmediği, kendi çıkarlarıyla ters düştüğümüz anlarda ise o silahları uzaktan elektronik sistemlerle nasıl kilitleyip işlevsiz bıraktıklarına hep birlikte şahit olduk.
Bizim çalışmamızı, kendi kendimize yetmemizi hiç istemediler.
Ancak hesap etmedikleri bir şey vardı:
İlahi emre kulak veren adanmış yürekler.
Bir yiğit Müslüman çıktı, Allah’ın ayetine kulak vererek İHA ve SİHA’larla bir meşale yaktı ve nelerin başarılabileceğini tüm dünyaya gösterdi. Bugün Türkiye, neredeyse tüm dünyaya harp araç gereçlerini, savunma sanayi makinelerini ihraç eden bir güç haline geldi.
Kim ki Allah rızası için, milleti ve ümmeti için bir yola girerse, sarsılmaz bir inançla yürürse muhakkak ilahi yardımı bulur.
Rabbim bu yolda ter döken, akıl yürüten tüm kardeşlerimizin yardımcısı olsun.
Onların o kibirli, aşılmaz sanılan elektronik sistemleri karşısında Müslümanlar teknolojik olarak güçlendikçe, sömürgeci yapıların nasıl çil yavrusu gibi dağıldığını, o eski heybetlerinin nasıl yerle bir olduğunu hep birlikte görüyoruz.
İşte bu yüzden, geçmişte sadece tüketen, yan gelip yatan o eski tablo artık değişiyor.
Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim’de net bir kural koymuştur:
"Mümin veya kafir ayrımı yapmaksızın, bu dünyada kim çok çalışırsa karşılığını alır."
Bu, sünnetullahtır (Allah'ın evrendeki değişmez kanunudur). Uhrevi mükafat iman edenlerindir; evet, ahirete inanmayanlar yaptıkları çalışmaların ödülünü bu dünyada alırlar ve orada bir payları kalmaz.
Ama dünyadaki egemenlik, yatarak dua edenlerin değil, ter dökerek çalışanların hakkıdır.
Gelin, Müslümanların nihayet idrak etmeye başladığı o ilahi emirleri bizzat Allah’ın ayetleriyle yeniden hatırlayalım:
1. Teknolojik Hazırlık Emri Yerini Buluyor
Halk arasında "Düşmanınızın silahıyla silahlanın" diye bilinen kuralın aslı, Kur'an’daki askeri, teknolojik ve ekonomik hazırlık emridir. Allah bize şöyle buyuruyor:
"Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Bununla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz, ama Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz..."
(Enfâl Suresi, 60. Ayet)
Müslümanlar uzun süre bu ayeti unuttuğu için geri kalmıştı. Ancak bugün savunma sanayisinde, yazılımda ve teknolojide yerli hamleler yapan güçlü Müslüman ülkeler sayesinde coğrafyamızda sessiz bir devrim gerçekleşti ve bu devrim büyüyerek devam ediyor.
2. Akıl Oyunları ve Bozulan Tezgahlar
Bugün terör çetesi İsrail ve arkasındaki şer odakları, dünyayı ve özellikle Ortadoğu'yu kan gölüne çevirmek için her yolu deniyor.
Fakat Müslümanlar artık eski dağınık ve saf duruşlarında değiller;
son derece akıllıca ve basiretle davranıyorlar.
En büyük tezgah, Arap Müslüman ülkelerini kışkırtıp kendi aralarında birleştirerek İran’ın üzerine saldırtmaktı.
Kardeşi kardeşe kırdıracaklardı.
Bu büyük oyunu engelleyen; diplomasiyi, bölgesel dengeleri ve küresel politikayı çok iyi bilen Türkiye, Pakistan ve İran gibi güçlü Müslüman ülkelerin ortak firaseti oldu.
Bu sıradan, basit bir olay değildir; ümmetin kaderini değiştiren, fitneyi boğan stratejik bir akıldır.
Üstelik bu azgın çetenin dünyadan gizlemeye çalıştığı tüm terörizm faaliyetleri ve katliamları, Müslümanların elindeki iletişim teknolojisi ve sosyal medya gücüyle anında tüm dünyaya yayıldı.
Küresel kamuoyunda maskeleri tamamen düştü.
Allah bize tek bir ümmet olmayı, kenetlenmeyi emretmişti:
"Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin..."
(Hucurât Suresi, 10. Ayet)
"Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın, parçalanıp bölünmeyin..."
(Âl-i İmrân Suresi, 103. Ayet)
İşte bu ayetlerin şuuruyla hareket eden vizyoner liderler sayesinde, Müslümanlar ırkçılık ve koltuk sevdası tuzaklarına düşmemeyi öğreniyor.
3. Allah "Korkmayın" Dedikçe Biz Güçlendik
Biz o yapılardan korktukça, onlar daha da azgınlaşmıştı.
Halbuki Allah onların iç dünyasındaki korkaklığı bize açıkça haber vermişti:
"Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadıkça sizinle toplu halde savaşamazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri ise şiddetlidir. Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır. Bu, onların akıllarını kullanmayan bir topluluk olmalarındandır."
(Haşr Suresi, 14. Ayet)
Onlar korkak; teknolojik üstünlüğümüz arttıkça arkalarındaki sığınaklar da birer birer işlevini yitiriyor.
Güçlü İslam ülkelerinin bu stratejik ve teknolojik başarısı kararlılıkla devam ediyor.
Taşlar Yerine Oturuyor, Akletmez misiniz?
Yüce Allah, dünyadaki egemenlik hakkını belli bir süreye kadar çalışana, üretene ve gücü elinde tutana verir.
Ama bu geçici bir mühlettir. Son sözü yine mülkün asıl sahibi söyleyecektir:
"Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra ancak bize döndürüleceksiniz."
(Ankebût Suresi, 57. Ayet)
Bugün taşlar yavaş yavaş ama kararlılıkla yerli yerine konuluyor.
Bu süreç tamamlandığında, Ortadoğu dışarıdan bir müdahaleye gerek kalmadan kendiliğinden ayağa kalkacak, güçlenecek ve adil Müslüman liderlerin etrafında kenetlenecektir.
Zulüm ile abad olanın ahiri berbad olur.
Bizler Allah’ın:
"Hâlâ akıllanmayacak mısınız?"
(En'âm Suresi, 32. Ayet)
ihtarına kulak verip aklımızı, teknolojimizi ve imanımızı birleştirdiğimiz müddetçe, coğrafyamıza adaleti yeniden biz getireceğiz.
Gelecek, yatarak tüketenlerin değil; üreterek, kenetlenerek ve aklederek Allah yolunda yürüyenlerindir.