Tarih, Öfkeyle Değil Hakikatle Konuşur
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Geçtiğimiz günlerde İlber Ortaylı'nın Atatürk ve Türklük üzerine yaptığı değerlendirmeleri bir kez daha okudum. Bazı cümleleri öylesine anlamlıydı ki, görmezden gelmek mümkün değildi.
Beni asıl düşündüren ise başka bir mesele...
Son yıllarda öyle bir dönemden geçiyoruz ki, tarih kitaplarını okumayanlar sosyal medyadaki uydurma paylaşımları kaynak sanıyor. Belgesi olmayan sözler, gerçekle ilgisi bulunmayan iddialar, kulaktan dolma anlatılar; yıllarca emek verilerek yazılmış tarihî eserlerin önüne geçirilmeye çalışılıyor.
Oysa tarih; öfkeyle değil, hakikatle konuşur.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk hakkında elbette herkesin farklı düşünceleri olabilir. Seven olur, eleştiren olur. Fakat hiç kimsenin gerçekleri eğip bükmeye, iftira ve yalan üzerine hüküm kurmaya hakkı yoktur.
Kur'an-ı Kerim bize çok önemli bir ölçü verir:
"Ey iman edenler! Size bir haber geldiğinde onun doğruluğunu araştırın." (Hucurât Suresi, 6)
Keşke bu ayeti sadece okuyup geçmesek, hayatımıza da taşısak...
Atatürk, adı Türkiye Cumhuriyeti olan bir devlet kurdu. Türk tarihine, Türk diline ve millî kültüre önem verdi. Millet olma bilincini güçlendirmek için kurumlar oluşturdu. Bütün bunlar tarihî belgelerle ortadadır.
Bugün kalkıp da "Atatürk Türk değildi." diyebilmek; tarihî gerçeklerle değil, önyargılarla konuşmaktır.
Ben bir şeyi de anlamakta gerçekten zorlanıyorum...
Cumhuriyet'i sürekli eleştiren, laik düzeni hedef alan, her fırsatta dinî esaslara dayalı bir yönetimi savunan bazı çevrelere dikkat edin.
Söz konusu yaşamak, çalışmak, çocuklarını okutmak ya da geleceğini kurmak olduğunda; nedense örnek olarak Irak'ı, Suriye'yi, İran'ı ya da başka bir Orta Doğu ülkesini değil; Almanya'yı, İngiltere'yi, Fransa'yı veya Amerika'yı gösteriyorlar.
İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:
Eğer savunduğunuz yönetim biçiminin daha doğru olduğuna gerçekten inanıyorsanız, neden yaşamak istediğiniz ülke olarak onu örnek göstermiyorsunuz?
İnanç, bu milletin ortak değeridir ve başımızın tacıdır. Fakat devlet yönetimi; adaletle, hukukla, ehliyetle, liyakatle ve akılla yürür.
Hz. Ali'ye nispet edilen şu söz, asırlar geçse de anlamını koruyor:
"Devlet küfür ile ayakta kalabilir; zulüm ile ayakta kalamaz."
Bugün Ortadoğu'nun ortasında, türlü tehditlere rağmen bağımsız ve güçlü bir devlet olarak ayakta durabiliyorsak, bunu hafife almamak gerekir. Cumhuriyet'in bize bıraktığı en büyük miras; bağımsızlığımızı koruyabilen bir devlet düzenidir.
Eleştirelim...
Yanlışları söyleyelim...
Daha iyisini isteyelim...
Ama birbirimizi düşmanlaştırmayalım.
Çünkü bu vatan hepimizin...
Bu bayrak hepimizin...
Bu Cumhuriyet hepimizin...
Türklük; bir başkasına üstünlük taslamak değil, vatanına sadakat göstermektir. Tarihine sahip çıkmaktır. Milletinin huzuru için çalışmaktır.
Unutmayalım...
Milletleri ayakta tutan sadece orduları değildir; ortak hafızaları, ortak değerleri ve birbirlerine duydukları güvendir.
Biz ayrıştıkça güç kaybederiz.
Birleştikçe büyürüz.
Ve tarih, günü kurtarmak için konuşanları değil; milletini düşünerek yaşayanları yazar.
Kalem; vicdandan uzaklaşınca kelimeler çoğalır, hakikat azalır. Biz kalemimizi; vatanın, vicdanın ve vefanın yanında tutmaya devam edeceğiz.
Tarafımız; menfaatin değil, milletin tarafıdır. Vatanın, vicdanın ve hakikatin yanıdır.