İsrail Filistin’den Ne İstiyor?/2

İsrail Filistin’den Ne İstiyor?/2

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Haziran 19, 2026 - 18:10

– Gazze Şeridi

Gazze…

Filistin’in ulusal şairi olarak bilinen Mahmud Derviş’in ;

“Gazze, çocukların gözyaşında büyür,
Annelerin duasında direnir.
Gazze, taşlarında tarih taşır,
Ve geleceğe umut bırakır.”

Dediği Gazze’nin taşlarında, İmam Şafiî’nin doğumunun hatırası, Amr ibn el-Âs’ın ordusunun fetih adımları vardır. Gazze’nin taş duvarlarında bir zamanlar Bizans’ın sancakları dalgalanıyordu; Amr ibn el-Âs’ın ordusu 7. yy da bu şehre geldiğinde bu sancaklar düştü, İslam’ın sancağı yükseldi. O fetihle Gazze, Müslümanların Akdeniz’e açılan kapısı oldu. Gazze’nin tarihindeki bu fetih, Mısırın İslamlaşmasını sağladı ve İslam medeniyetinin Afrika’ya açılan yolunu araladı. İşte belki de o günden beridir Gazze insanoğlunun sürekli paylaşamadığı bir yerdir. Kim bilir…

Gazze, Akdeniz kıyısında küçük bir toprak parçası olarak size görülebilir ama stratejik önemi büyüktür. Antik çağdan bu yana Gazze; Fenikeliler ve Filistinliler döneminde bile Akdeniz ticaretinin önemli limanlarından biri olmuş. Mısır ile Levant arasındaki ticaret yollarının kavşağında bulunmuş. Roma ve Bizans döneminde, şarap ve zeytinyağı ihracatıyla tanınıp Akdeniz ticaretinde önemli bir merkez haline gelmiş. Evet; bu 40 km lik kıyı şeridi Filistin’in dünyaya açılan tek deniz kapısıdır diyebiliriz.

Bugün ablukanın gölgesinde bir mazlumdur Gazze.

2025 yılı boyunca Gazze Şeridi’nde yaşananlar, insanlık tarihine kara bir sayfa olarak geçti. İsrail’in hava saldırıları, abluka ve kara operasyonları sonucu yaklaşık 4.800 Filistinli hayatını kaybetti, 15 binden fazla kişi yaralandı. Bunların büyük kısmı çocuk ve kadınlar. Gazze’nin 2,3 milyonluk nüfusu, dünyanın en yoğun yerleşimlerinden birinde, sürekli bombardıman ve abluka altında yaşam mücadelesi veriyor.

İsrail ve Mısır’ın uyguladığı abluka, Gazze halkını dünyadan koparmış, elektrik, su, gıda ve ilaç gibi en temel ihtiyaçları bile bir kriz haline getirmiştir.

Siyasi açıdan Gazze, 2007’den beri Hamas’ın kontrolündedir. İsrail, Hamas’ı gerekçe göstererek Gazze’ye ağır abluka uygular. Bu abluka, sadece siyasi değil, insani bir felakete dönüşmüş durumda. Maalesef artık, Gazze’nin ekonomisi çökmüş, işsizlik ve yoksulluk oranları dünyanın en yüksek seviyelerine ulaşmıştır.

Dini açıdan Gazze, Kudüs’e yakınlığı ve Filistin’in bir parçası olmasıyla İslam dünyasında özel bir yere sahiptir. Kur’an’da zulme uğrayanların sabrı ve mazlumların duası sıkça vurgulanır:

“Zulme uğradıktan sonra hicret edenleri, dünyada güzel bir şekilde yerleştireceğiz. Ahiret mükâfatı ise daha büyüktür.” (Nahl 41)

Gazze halkı, bu ayetlerdeki sabrı ve direnci kendi hayatlarında somut olarak yaşamaktadır. Tıpkı Mahmud Derviş’in şiirindeki gibi.

Bugün Gazze’nin sokaklarında çocukların oyunları değil, bombaların sesi duyuluyor. Ama bu topraklarda halk, sabrı ve direnciyle ayakta kalıyor. İsrail Gazze’den ne istiyor? Belki güvenlik bahanesiyle hâkimiyet, belki deniz kıyısında kontrol… Ama Gazze halkı, zulmün gölgesinde bile sabrı ve direnciyle dünyaya sesleniyor.

Gazze’nin dar sokaklarında çocukların gözyaşları denize karışıyor. Ablukanın karanlığına rağmen halk, sabırla direniyor. Ve inanıyor ki bir gün bu topraklarda barışın sesi yükselecek.

Mahmud Derviş’in dediği gibi:

“Gazze, zaferin değil sabrın adıdır; sabır ise barışın yoludur.”

Selametle