Kaçan Uykular Nerededir? Kim bilir...
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Bu soruyu kendimize en çok gecenin sessizliğinde sorarız. Gündüzün telaşı, iş güç, trafik, telefonlar ve bitmeyen koşturmaca zihnimizi meşgul eder. Ama gece olunca, insan en çok kendisiyle baş başa kalır. İşte o zaman kaçan uykuların peşine düşeriz.
Oysa mesele çoğu zaman uyuyamamak değildir. Mesele, susturamadığımız düşüncelerdir.
Bugün milyonlarca insan aynı yastığa farklı dertlerle başını koyuyor. Kimi geçim derdini düşünüyor, kimi evladının geleceğini, kimi sağlığını, kimi de bir daha geri gelmeyecek günleri... Yastıklar aynı olabilir ama uykusuzlukların sebebi bambaşkadır.
Toplum olarak zor zamanlardan geçiyoruz. Ekonomik sıkıntılar, adalet arayışı, gelecek kaygısı, yalnızlaşan hayatlar... Bunların her biri insanın omuzlarına görünmeyen yükler bırakıyor. Gündüz güçlü görünmeye çalışan insanlar, geceleri kendi sessizlikleriyle yüzleşiyor.
Eskiden "başını yastığa koyunca uyumak" sıradan bir durumdu. Şimdi ise huzur, en pahalı lükslerden biri hâline geldi. Çünkü huzurun satın alınabildiği hiçbir mağaza yok.
Dikkat edin; uykusunu kaçıran sadece yoksul değildir. Çok kazanan da uyuyamıyor, makam sahibi de, şöhret sahibi de... Demek ki insanı uyutmayan şey cebindeki para değil; yüreğinde taşıdığı yüktür.
Vicdanın da bir saati vardır. O saat genellikle gece yarısını gösterir. Gün boyunca ertelenen hesaplaşmalar, gecenin karanlığında birer birer insanın karşısına çıkar. Söylenmeyen sözler, kırılan gönüller, tutulmayan sözler, kaybedilen dostluklar... Hepsi birer misafir gibi gelir ve sabaha kadar gitmez.
Belki de bu yüzden modern çağın en büyük yoksulluğu, uykusuzluktur. Çünkü uyuyamayan insan yalnızca dinlenemez; düşüncelerinin esiri olur.
Ama bütün suçu zamana yüklemek de kolaycılıktır. Bazen birbirimizi ihmal ediyoruz. Aynı evde yaşayıp birbirimizin hâlini sormuyoruz. Aynı masaya oturup aynı ekmeği paylaşırken aynı duyguları paylaşamıyoruz. Kalabalıkların içinde yalnızlaşıyoruz.
Belki de kaçan uykular, kaybettiğimiz merhametin peşinden gitti.
Belki de unuttuğumuz selamın, geciktirdiğimiz özrün, eksik bıraktığımız sevginin ardına saklandı.
Oysa insanın en büyük ilacı yine insandır. Bir dostun omzuna dokunan el, samimi bir "Nasılsın?" sorusu, içten edilen bir dua... Bunlar bazen en ağır ilaçlardan daha güçlü gelir.
Hayatın yükü elbette bitmeyecek. Dert de olacak, mücadele de. Ancak yükü paylaşmayı bilirsek geceler biraz daha kısa, sabahlar biraz daha umutlu olabilir.
Kim bilir...
Belki de kaçan uykular gecenin yarısında değildir.
Belki onlar, birbirimize geç kaldığımız yerde bizi bekliyordur.