KARABAĞ ZAFERİ
cumha.com.tr, tamamen tarafsız ve bağımsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Azerbaycan’ın 30 yıl aradan sonra, 6 yıl önce Karabağ’ı yeniden geri alışının yıl dönümü kutlu olsun!
Bundan çeyrek asır önce Azerbaycan Ordusunda, Kolordu Kıdemli Danışmanı olarak 3. Kolordu Komutanına danışmanlık görevinde bulundum.
Görev sürem boyunca sorumluluk sahamın her köşesini karış karış dolaştığım gibi, tüm Azerbaycan’ı da gezdik. Gitmediğimiz, görmediğimiz, adım atmadığımız yer kalmadı.
Çünkü gitmediğin yer senin değildir.
Özellikle görev sorumluluk alanınızı mutlaka görmelisiniz.
Öyle ki bölgemizde, yollar dışında hemen her yerde savaştan kalma mayınlar ve patlamamış mühimmat bulunmaktaydı. Zaman zaman patlamalar meydana gelir, şehitlerimiz ve yaralılarımız olurdu.
Nitekim bu şekilde şehit olan bir yüzbaşımızın taziye çadırına da gitmiştik.
Cephe hattını dolaşırken bir gün hudutta nöbet tutan bir teğmenle karşılaştık. Teğmen, bizim Kara Harp Okulu mezunumuzdu.
Hudut tekmilini verdikten sonra bize:
“Komutanım, karşıdan size uçaksavarlarla ateş ettiler.” dedi.
Bizim aracımız beyaz renkteydi. Ermeniler bunu elbette biliyorlardı. Ateş etmişlerdi ancak mesafe uzak olduğundan mermiler bize isabet etmemişti.
Aslında iyi nişancı da değillerdi.
Azerbaycan Ordusu, Rus ekolüne göre dizayn edilmişti ve Rus etkisi o yıllarda hâlâ devam ediyordu. Harp Okulu’ndan mezun olan subaylarımız henüz küçük rütbelerdeydiler.
Tugay komutanı ve üst seviyedeki subaylar da bu durumun farkındaydı. Hatta sohbetlerimiz sırasında, ilerleyen yıllarda yeni nesil subaylar kendi mevkilerine geldiğinde işlerin düzeleceğinden bahsederlerdi.
O zamanlar, toplumun her kesiminde olduğu gibi orduda da rüşvet bile yaygındı. Bir de Karabağ hezimeti vardı.
Bugün bahsettikleri o günler geldi.
Karabağ geri alındı!
Ancak hesapta olmayan bir şey vardı:
Siyonizm!
Aramızı açmaya çalışıyor.
Ama başarılı olamayacak, olamayacaktır.
Savunma Nazırı bir gün kolordumuzu ziyarete geldiğinde odama da uğramıştı. Sohbetimiz esnasında duvardaki haritayı parmağıyla işaret ederek İran’ın kuzeyinde, Azerbaycan’da bulunandan daha fazla Azeri Türkü yaşadığını söylemişti.
Karabağ işgal altındaydı ama aslında Azerbaycan Türklerinin yaşadığı çok daha geniş topraklar da İran sınırları içerisinde kalmıştı.
İşte İsrail, bu gerçeği bildiğinden, kuzeyden yeni bir cephe açmak amacıyla Azerbaycan’a yaklaşıyordu.
Onlarınki menfaat ortaklığıdır.
Biz ise candan, kandan ortağız.
İki millet, tek devlet değil; tek millet, iki devlet!
Bu kardeşlik her zaman galip gelecektir.
Yaşasın Azerbaycan-Türkiye kardeşliği!
Her türlü fitneye ve fesada rağmen…